DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/599 E. , 2022/2157 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/599
Karar No : 2022/2157
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 27/09/2021 tarih ve E:2016/58394, K:2021/2706 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair yine aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 27/09/2021 tarih ve E:2016/58394, K:2021/2706 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazlarının ve davacının birleştirme talebinin yerinde görülmediği,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, davacının ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı ile (gerçek kullanıcısının davacı olduğu tespit edilen) davacının teyzesi (..) hakkında düzenlenmiş olan “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları” ile “ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporları” ve Ceza Mahkemesi kararında yapılan tespitlerden, davacının “…” ve “…” ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, üniversitede örgüt evlerinde kaldığına, ev abiliği yaptığına, Bylock kullandığına ve diğer hususlara yönelik kararda yer verilen ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, davacının YARSAV üyelik şeklinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davaya konu olayda yasaların geriye yürümezliği, idari işlemlerin geriye yürümezliği ve hukuki güvenlik ilkesinin çok ağır bir şekilde ihlal edildiği, meslekten çıkarılma kararına dayanak teşkil eden hiçbir bilgi ya da belgenin tarafına tebliğ edilmediği, meslekten çıkarılma kararı sırasında hakkında hiçbir bilgi ve belgenin bulunmadığı, bu durumun meslekten çıkarılma kararının baştan itibaren keyfi bir şekilde alındığını gösterdiği, Anayasa’ya/yasalara ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına aykırı bir şekilde savunma hakkı verilmeden meslekten çıkarma kararı verildiği, yetkide ve usulde paralellik ilkesinin, masumiyet karinesinin, makul sürede yargılanma hakkının, özel ve aile hayatına saygı hakkının, mülkiyet hakkının ihlal edildiği, meslekten çıkarma kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin, ilk kararı veren HS(Y)K Genel Kurulu tarafından reddedilmesi nedeniyle yeterli hukuki koruma sağlanmadığı ve tarafsızlık ilkesinin ihlal edildiği, demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair somut hiçbir delil bulunmadığı, Dairenin gerekçeli kararında meslekten çıkarma kararının “olağanüstü tedbir” olarak nitelendirilmesi ile bu nitelendirmenin sonucu olarak ortaya çıkan olgular arasındaki nedensellik bağının kurulmadığı, kesinlikle Bylock isimli uygulamayı kullanmadığı, bu yöndeki iddia ve isnatların gerçek dışı olduğu, bu uygulamanın kullanılmasının başlı başına suç teşkil etmeyeceği, adli ve idari soruşturmalarda delil olarak kullanılamayağının AİHM tarafından karara bağlandığı, kolluk tarafından düzenlenen ve tahminden ibaret bilgiler içeren tutanakların kesin nitelikteki delil gibi değerlendirildiği, CGNAT kayıtlarına ilişkin verilerin çelişkili ve kendi içerisinde tutarsız olduğu hususunun göz ardı edildiği, bağımsız ve tarafsız bir bilirkişi heyeti tarafından bilirkişi raporu hazırlanması yönünde işlem tesis edilmediği, haberleşme özgürlüğünün ancak usulüne uygun alınmış bir hâkim kararı ile kısıtlanabileceği, buna karşın, Bylock uygulamasına ilişkin verilerin, MİT tarafından hukuki temelden yoksun olarak ve iletişime müdahale edilmeden önce alınmış bir hâkim kararına dayanmaksızın temin edildiği, Anayasa’nın 38/6. maddesindeki hüküm gereğince yasal mevzuata aykırı bir şekilde temin edilen verilerin meslekten çıkarma kararına ve bu karara karşı açılan davada verilen ret kararına gerekçe yapılmasının mümkün olmadığı, Bylock’a ilişkin verilerin, istihbari çalışmalar sonucunda elde edildiği, istihbari olarak toplanan bilgilerin, istihbari amaç dışında kullanılamayacağı ve hukuki delil niteliği taşımadığı, yasal düzenlemeye aykırı olarak elde edilen IP kayıtlarının delil olarak kabul edilemeyeceği ve hükme esas alınamayacağı, davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan verilerin yasal düzenlemelere uygun olarak tutulup tutulmadığı ve Bylock uygulamasını kullanıp kullanmadığının tespiti için bilirkişi raporu alınmasını talep ettiği halde bu talep karşılanmadan karar verildiği, tanık iddialarının gerçek dışı ve mesnetsiz olduğu, tanık …’nin, ifadesinde evde kaldığı süre zarfında FETÖ/PDY yapılanmasının rutin eylemleri olan dini sohbet adı altında kitap okuma ve örgüt liderinin video kayıtlarının izlenmesi gibi bir durumla karşı karşıya kalmadığını, yine örgütsel herhangi bir faaliyetle karşılaşmadığını, bu evlerde FETÖ/PDY yapılanmasıyla bağı olmayan kendisi gibi sadece sınavlara birlikte çalışma ve hazırlanma amacıyla gelen başka öğrencilerin de geldiğini beyan etmiş olmasına rağmen bu beyanlarının görmezden gelindiği, yargılandığı ceza mahkemesince, tanık …’nin beyanlarının tahmine dayalı olması nedeniyle hükme esas alınmadığı, yine psikolojik rahatsızlığı nedeniyle tanık …’nın beyanlarının da hükme esas alınmadığı, Yargıtay kararında da belirtildiği üzere 17/25 Aralık 2013 öncesine ait tanık anlatımlarının hükme esas alınmasının mümkün olmadığı, … ve … isimli tanıkların anlatımlarının 2003-2004 yıllarına dayandığı ve isnat edilen eylemi kanıtlamaya elverişli olmadığı, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, YARSAV Derneğine talimatla üye olduğu iddiasının tamamen asılsız olduğu, Danıştay üyesi olan …’nin tavsiyesi üzerine anılan Derneğe üye olduğu ve üye olurken de kesinlikle farklı bir amaç taşımadığı, YARSAV’ın yasal olarak kurulmuş bir yargı derneği olduğu, ceza mahkemesince, Derneğe üye olmasının örgüt talimatı ile olduğuna dair dosya kapsamında herhangi bir bilgi belge bulunmaması, bu itibarla savunmasına itibar edilmesinin gerekmesi sebebiyle iddianamedeki bu hususun aleyhine değerlendirilmediği ve hükme esas alınmadığı, özel hayatına saygı hakkına müdahalenin kanuni dayanağının bulunmadığı, müdahalenin meşru amacı olarak gösterilen sebeplerin hukuki dayanağının bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının “Maddi Olay ve Hukuki Süreç” kısmının “Davacıya İlişkin Süreç” bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan, davacının “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyiz edildiği ancak Yargıtayca henüz bir karar verilmediği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ”silahlı terör örgütüne üye olmak” isnadıyla açılan ve temyizen Yargıtayca incelenmekte olan ceza yargılamasında nihayeten verilecek kararın beklenilmesi gerekmemektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 27/09/2021 tarih ve E:2016/58394, K:2021/2706 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 15/06/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.