Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/709 E. 2022/2159 K. 15.06.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/709 E.  ,  2022/2159 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/709
Karar No : 2022/2159

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 30/09/2021 tarih ve E:2016/56681, K:2021/2852 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebine 60 gün içerisinde cevap verilmemek suretiyle oluştuğu ileri sürülen zımni ret işleminin iptaline ve yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 30/09/2021 tarih ve E:2016/56681, K:2021/2852 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazlarının yerinde, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiasının ise ciddi görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş;
Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden:
“Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit Tutanağı”ndan, davacı tarafından … nolu GSM numarasından, … IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiğinin anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgüt sohbetlerine katıldığına ve diğer hususlara yönelik kararda yer verilen tanık ifadeleri ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, söz konusu tanık ifadelerinin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Öte yandan, davacının örgütün yargıda etkin olduğu dönemde Adalet Akademisinde yıllık kurulu üyeliği yapmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği,
Davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme istemine 60 gün içerisinde cevap verilmemek suretiyle oluştuğu ileri sürülen zımni ret işleminin iptali istemi yönünden:
Davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı kararın, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin HSK Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile reddedilmesi suretiyle kesinleştiği anlaşıldığından, kesinleşmiş bu kararın iptali isteminin incelenmesi gerektiği,
Bununla birlikte, davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı karara ilişkin yeniden inceleme talebine davalı idarece 60 gün içerisinde cevap verilmemek suretiyle oluştuğu öne sürülen zımni ret işlemine ilişkin iptal istemi yönünden ise, ortada oluşmuş bir zımni ret işleminden bahsedilemeyeceğinden, bu istemin incelenmeksizin reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle,
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden davanın reddine, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebine 60 gün içerisinde cevap verilmemek suretiyle oluştuğu ileri sürülen zımni ret işleminin iptali istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi ile Anayasa’nın 2, 6/3, 14/2, 15/1, 38, 91, 121, 138, 139, 140/2-3 maddelerinin ve AİHS’nin 1, 6, 7, 15, 17/1 maddelerinin ihlal edildiği, HSYK Genel Kurulunun meslekten çıkarmaya ilişkin kararları ile Anayasa’nın 2, 10, 20/1, 22/1, 25, 26, 35, 36, 38/1, 38/4, 38/6, 48, 49, 60, 67/1, 70, 141/3 maddelerinin ve AİHS’nin 6, 7/1, 8/1, 9/1, 10/1, 13, 14 ve 1. maddelerinin ihlal edildiği, kararın bu nedenle bozulması gerektiği, dava konusu kararın dayanağı olan delillerin davalı idare tarafından işlemin tesisinden sonra tespit edildiği bir yana dava tarihi itibarıyla da dosyada mevcut olmadığı, Daire tarafından itibar edilen beyanın tanık beyanı olmayıp şüpheli ifade tutanağı olduğu, kararda adı geçen …. isimli şüphelinin savcılık aşamasında beş ayrı ifade verdiği ve bu ifadelerin hepsinin birbiriyle çelişkili olduğu, her ifadesinden sonra da verdiği ifadelerin geçerli olmadığına dair dilekçeler sunduğu, en sonunda Mehdi olduğuna ve bunu ilan etmenin zamanı geldiğine dair 04/05/2017 tarihli dilekçeyi verdiği ve bu hususun gazete haberlerine de konu olduğu, hükme esas alınan “şüpheli beyanı” içeriğinde çok sayıda hakim savcı ismine yer verildiği, aynı sohbet grubunda olduğu söylenen Hakim … hakkında yapılan yargılamada beraat kararı verildiği, 02/05/2017 tarihli tüm hakim ve savcıların fotoğraflarının olduğu klasör üzerinden yapılan teşhiste örgüt mensubu olarak teşhis edilmediği, Dairenin kararına esas aldığı 25/04/2017 tarihli cezai ve hukuki ehliyeti tartışmalı şüphelinin ifade tutanağının hukuken yok hükmünde olduğu, temyizen incelemede olayın aydınlatılması, maddi gerçeğe ulaşılması bakımından Hakim … ve eski Hakim …’nun tanık olarak dinlenmeleri ve gerekirse A.Ö. ile yüzleştirilmeleri gerektiği, verdiği isimler arasında halen çalışmaya devam eden kişilerin mevcut olduğu, ByLock programını kullanmadığı, kayıtların çelişkili olduğu ve itirazlarının dikkate alınmadığı, ayrıntılı inceleme ve bilirkişi raporu alınmasının gerektiği, Adalet Akademisinin 2003 yılında kurulduğu, kendisinin 1996 yılında Etlik-Dışkapı’da, eski Altındağ Kaymakamlığı binasında bulunan Eğitim Merkezinde staj eğitimini tamamladığı, yıllık kurulu üyeliğine dair hiçbir seçime katılmadığı, bu yönde hiçbir katılımının olmadığı, unvanlı herhangi bir görev almadığı, yabancı dil eğitimi veya yurt dışı gezisi v.b katılımlarının olmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının “Maddi Olay ve Hukuki Süreç” kısmının “Davacıya İlişkin Süreç” bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan, davacının “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyiz edildiği ancak Yargıtayca henüz bir karar verilmediği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ”silahlı terör örgütüne üye olmak” isnadıyla açılan ve temyizen Yargıtayca incelenmekte olan ceza yargılamasında nihayeten verilecek kararın beklenilmesi gerekmemektedir.
Diğer taraftan, her ne kadar, temyize konu Daire kararında, davacının örgütün yargıda etkin olduğu dönemde Adalet Akademisinde yıllık kurulu üyeliği yapmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu değerlendirmesine yer verilmiş ve davacı tarafından, Adalet Akademisinde değil, Eğitim Merkezinde staj eğitimini gördüğü, yıllık kurulu üyeliğine dair hiçbir seçime katılmadığı, bu yönde hiçbir katılımının olmadığı iddia edilmişse de, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden, Hakimler ve Savcılar Kurulu Teftiş Kurulu Başkanlığı Başmüfettişliğinin 05/06/2017 tarihli İnceleme Tutanağı (Yıllık Kurulları Hakkında) incelendiğinde, Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığından, Eğitim Merkezi ve Adalet Akademisinde gerçekleştirilen hakim ve savcı adaylığı dönemlerinin tamamını kapsayacak şekilde “Yıllık Kurulları Başkan ve Üyelerinin” listesinin gönderilmesinin istenilmesi üzerine, listenin 22/05/2017 tarih ve 1049 sayılı yazı ekinde Teftiş Kurulu Başkanlığına gönderildiğinin belirtildiği, dava dosyasına sunulan listede de, davacının staj döneminde 28. Dönem Adli Yargı Yıllık Kurulu Üyesi olduğunun belirtildiği, dolayısıyla davacının Eğitim Merkezi döneminde de olsa yıllık kurulu üyeliği yaptığı anlaşılmış olup, bu husus bozma nedeni olarak görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddine, kısmen incelenmeksizin reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 30/09/2021 tarih ve E:2016/56681, K:2021/2852 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 15/06/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.