Danıştay Kararı 9. Daire 2019/5854 E. 2022/3137 K. 15.06.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2019/5854 E.  ,  2022/3137 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2019/5854
Karar No : 2022/3137

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ :Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, … İnşaat Taahhüt Ticaret Limited Şirketi’ne ait vergi borcunun tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenen … tarih ve … ila … sayılı ödeme emirleri ile aynı tarih ve …sayılı ödeme emrinin idari para cezasına ilişkin kısmı dışındaki bölümünün iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesi … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; … tarih ve … sayılı ödeme emrindeki … sayılı, … sayılı ödeme emrindeki … sayılı, … sayılı ödeme emrindeki …, …, …, … sayılı, … sayılı ödeme emrindeki …,…,…, … , …, …, … , …, …, …, …, …, …, … sayılı kısımlarının idare tarafından kaldırıldığının belirtilmesi üzerine bu bölümler yönünden karar verilmesine yer olmadığına, … tarih ve … (kaldırılan kısım hariç) sayılı ödeme emri yönünden, ödeme emri içeriğinde belirtilen şirket borçlarının 1998 ,1999 yılları muhtelif dönemlerine ilişkin olduğu ve en son asıl borçlu şirket tarafından 07/03/2003 tarihli başvuru ile 4811 sayılı Kanun uyarınca yapılandırılmasından dolayı zamanaşımının kesildiği, asıl borçu şirketçe 6111 sayılı Kanun kapsamında 13/03/2011 tarihinde başvuru yapıldığı görülmekte ise de söz konusu yapılandırmanın 4811 sayılı Kanun kapsamında ki yapılandırmadan beş yıldan fazla süre geçtikten sonra gerçekleştirildiği, ayrıca 4811 sayılı Kanun uyarınca kesilen zamanaşımı süresinden itibaren beş yıl içerisinde söz konusu kamu alacaklarına ilişkin zamanaşımını kesen başkaca herhangi bir işlemin de dava dosyasında bulunmadığı dikkate alındığında beş yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 2017 yılında düzenlenen ve davacıya tebliğ edilen ödeme emri içeriği amme alacaklarının zamanaşımına uğradığı, davacı adına düzenlenen … tarih ve … ,… ,… ve … sayılı ödeme emirleri (kaldırılan kısımlar hariç) içeriğinde belirtilen şirket borçlarının 13/03/2011 tarihinde yapılan başvuruyla 6111 sayılı Kanuna göre yapılandırılmasının talep edildiği, 6111 sayılı Kanun kapsamındaki yapılandırma üzerine ödenmeyen vergi borçlarının öncelikle asıl borçlu şirket tüzel kişiliğinden tahsili amacıyla tüzel kişilik adına ödeme emri düzenlenip usulüne uygun tebliğ edildikten sonra yapılacak malvarlığı araştırması üzerine herhangi bir malvarlığına rastlanılamaması sonrasında taksitlendirme tarihinde sorumluluğu bulunan davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesi gerekirken, bu işlemler yapılmadan düzenlenen ödeme emirlerinde isabet bulunmadığı, davacı adına düzenlenen … tarih ve …,…,…,…,…,… ve … ana takip numaralı ödeme emirlerinin (kaldırılan kısımlar hariç) bir kısmının tebliğ tarihinin, bir kısmının ise düzenleme tarihinin şirketin ticaret sicilinden silindiği 23/01/2014 tarihinden sonra olduğu görülmekle birlikte, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, şirketlerin tüzel kişilikleri ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erdiği ve söz konusu sona erme ile birlikte şirketin hak ve fiil ehliyetinin sona ereceği ve münfesih şirket adına tarh, ceza kesme ve tahsil işlemi ile şirketin takibinin mümkün bulunmamasından dolayı kamu alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine söz konusu alacakların tahsili amacıyla, kamu alacaklarının doğduğu dönemde asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olduğu hususunda ihtilaf bulunmayan davacı adına yapılan işlemin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle kısmen kabulüne, kısmen reddine, kısmen karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı adına düzenlenen … tarih ve … (kaldırılan kısım hariç) sayılı ödeme emri yönünden yapılan istinaf başvurusunun usul ve hukuka uygun olup mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği, … tarih ve…,…,… ve … sayılı ödeme emirleri (kaldırılan kısımlar hariç) yönünden yapılan istinaf başvurusuna gelince; mahkemece, bahsi geçen alacaklar açısından, asıl borçlu şirketin 6111 sayılı Kanun uyarınca gerçekleştirdiği yapılandırma üzerine ödenmeyen vergi borçlarının öncelikle şirket tüzel kişiliğinden tahsili amacıyla şirket adına ödeme emri düzenlenip usulüne uygun tebliğ edildikten sonra gerçekleştirilecek malvarlığı araştırması üzerine herhangi bir malvarlığına rastlanılamaması sonrasında taksitlendirme tarihinde sorumluluğu bulunan davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesi gerekirken, bu işlemler yapılmadan düzenlenen ödeme emirlerinde yasal isabet bulunmadığı gerekçesiyle iptal kararı verildiği görüldüğü, asıl borçlu şirketin 23/01/2014 tarihinde ticaret sicilinden silindiği, şirketin 6111,6552 ve 6736 sayılı Kanunlardan faydalanarak borçlarını yapılandırdığı anlaşılmakla birlikte ticaret sicilinden silinme tarihinden sonra gerçekleştirilen 6552 ve 6736 sayılı Kanunlar kapsamındaki yapılandırma başvurularının hukuki geçerliliğinin bulunmadığı, silinme sebebiyle tekrar şirket adına ödeme emri ile takibe geçilme durumunun da mümkün olmadığı, dolayısıyla doğrudan davacı adına ödeme emri düzenlenebileceği sonucuna varılmakla birlikte 6111 sayılı Kanundan faydalanmak suretiyle kesilen zamanaşımı süresinin 01/01/2012 tarihinden itibaren işlemeye başladığı ancak beş yıllık tahsil zamanaşımı süresinden sonra davacı adına ödeme emri tanzim ve tebliğ edilmesi sebebiyle bahsi geçen işlemlerde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle vergi mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin, … tarih ve … (kaldırılan kısım hariç) sayılı ödeme emri yönünden kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden reddine, … tarih ve … ,…,… ve … sayılı ödeme emirleri (kaldırılan kısımlar hariç) yönünden ise yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu alacağın zamanaşımına uğramadığı iddiasıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen kabulü, kısmen reddine ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 15/06/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.