DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/2149 E. , 2022/2152 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2149
Karar No : 2022/2152
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …’e vesayeten …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 23/12/2020 tarih ve E:2016/58111, K:2020/6003 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yeniden inceleme talebinde bulunduğu 02/09/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 23/12/2020 tarih ve E:2016/58111, K:2020/6003 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazlarının, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiasının ve birleştirme talebinin yerinde görülmediği,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda silahlı terör örgütüne üye olma suçundan … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih, E:…, K:… sayılı kararı ile 8 yıl hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı” ve ByLock yazışma içeriklerinden, davacının … ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Asya Katılım Bankası Hesabı yönünden, örgüt liderinin talimatı sonrasında örgütün amacına hizmet eden bir finans kuruluşu olan Bankanın mali durumuna destek olmak amacıyla davacı tarafından gerçekleştirilen hesap açma ve para yatırma işlemlerinin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, davacının YARSAV üyelik şeklinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yeniden inceleme talebinde bulunduğu 02/09/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte iadesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Daire kararında ileri sürdüğü itirazların tamamının karşılanmadığı, kararın çelişkilerle dolu olduğu, lehine olan hususların dahi aleyhine sonuç verecek şekilde değerlendirildiği, 667 sayılı KHK’nın 3/1. maddesi ve 6749 sayılı Kanun’un 3/1. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu, bu maddelerin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine gidilmesi ve bekletici mesele yapılması talebinin gerekçesiz olarak reddedildiği, kararda, sanık olarak yargılandığı ceza mahkemesinin dava dosyasına sık sık atıfta bulunulduğu, oysa ki bu dosyada hiçbir savunmasının üzerinde durulmadığı ve eksik araştırma ile karar verildiği, ceza davasının henüz kesinleşmediği, Dairece ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesinin gerektiği, tarafına savunma hakkı tanınmadığı, yargılama aşamalarında dava dosyalarına sunulan bilgi ve belgelerin hakkında tesis edilen işlemler esnasında mevcut olmadığı, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, kararda yer alan genel gerekçelerin kendi durumuna uymadığı, işlemin hiçbir kişiselleştirme yapılmadan tamamen şablon kararlarla, aynı gerekçelerle tesis edildiği gibi Dairenin kararının da tamamen şablon gerekçelerden oluştuğu, şahsıyla ilgili hiçbir kişiselleştirme ve somutlaştırma yapılmadığı, ayrıcalıklı herhangi bir durumdan yararlanmadığı, açtığı davalardan hangisine hangi delili sunduğu, nasıl cevap verdiği konularında karışıklık yaşanması nedeniyle bu davaların birleştirilmesine karar verilmesi, bu talebi kabul edilmez ise diğer dava dosyalarının bu dosyaya delil olarak alınmasına karar verilmesi gerektiği, davanın makul sürede sonuçlandırılmadığı, meslekten çıkarmanın, disiplin hukukunda en ağır disiplin cezası olduğu, Dairenin “olağanüstü tedbir” diye bir tabir geliştirdiği, böyle bir müessesenin idare hukukunda mevcut olmadığı ve mevzuata tamamen aykırı olduğu, “iltisak ve irtibat” tabirlerinin sınırlarının belirsiz olduğu, hem dava konusu ceza, hem de yol açtığı insan hakları ihlallerinin yasal dayanaktan yoksun olduğu, hangi fiil ve eylemi ile örgütün amaçlarını gerçekleştirdiği veya nasıl bir menfaat sağlamak için hangi eylemlerde bulunduğunun kararda açıklanmadığı, örgüt talimatı ile banka hesabı açmadığı ve kar amacıyla bankaya para yatırdığı, 2006 yılında YARSAV üyesi olduğu, bunun da örgüt talimatıyla üye olmadığının kanıtı olduğu, örgütlenme özgürlüğünün, özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği, mevzuattaki boşluk nedeniyle açılan davalarda hiçbir kusurunun bulunmadığı, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinin kamu üzerinde bırakılması gerektiği, ByLock delillerinin hukuka aykırı yöntemlerle elde edildiği ve yargılamalarda kullanılamayacağı, kararda, lehine olan tanık beyanlarının neden dikkate alınmadığına ilişkin gerekçeye yer verilmediği, Daire kararında atıfta bulunulan ceza mahkemesi kararında da birçok eksiklik ve hataların mevcut olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı Kanun’un 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi, Anayasa’ya aykırılık iddiası ve birleştirme talebi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, davacı hakkındaki mahkumiyet kararı, Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 23/12/2020 tarih ve E:2016/58111, K:2020/6003 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 15/06/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.