Danıştay Kararı 12. Daire 2021/101 E. 2022/3622 K. 14.06.2022 T.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2021/101 E.  ,  2022/3622 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/101
Karar No : 2022/3622

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının kabule ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem : Sinop İli, … İlçe Müftülüğünde veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak görev yapan davacının, Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olması” şeklindeki ortak nitelik şartını kaybettiği gerekçesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 98. maddesinin (b) bendi uyarınca görevine son verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile iptal edildiğinden bahisle, bu işlem nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararına karşılık, 34.168,72-TL maddi, 1.000.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; davacının görevine son verilmesine ilişkin işlem, Mahkemelerinin … tarih ve E…., K…. sayılı kararı ile hukuka aykırı bulunarak iptal edildiğinden, bu işlemin tesis ve icrasından önceki hukuki durumun sağlanması gerekmekle birlikte, bu işlem nedeniyle doğan zararların Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca idarece tazmininin zorunlu olduğu; mahkeme kararı üzerine 17/06/2015 tarihli personel hareket onayı ile görevine iade edilerek 30/06/2015 tarihinde görevine başlayan davacıya açıkta geçtiği dönem için geçmişe dönük olarak 25.693,73-TL maaş ödemesi yapıldığı; davacı tarafından 10/07/2014 – 24/06/2015 tarihleri arası dönem için alması gereken maaş tutarının tazmininin talep edilmesi nedeniyle, söz konusu dönem için alınması gereken maaş tutarının … ve … tarihli ara kararları ile davalı idareye sorulması üzerine gönderilen maaş bordrolarından, anılan dönem için ödenmesi gereken maaş tutarının 25.662,42-TL olduğunun görüldüğü, buna göre, davacının tazminini talep ettiği 27.848,72-TL maaş tutarının, ödenen tutar dikkate alınarak, ödenmesi gereken maaş tutarı olan 25.662,42-TL’lik kısmı yönünden davanın konusunun kalmadığı, davacının tazminini talep ettiği maaş tutarından talep edilen döneme isabet eden ödenen maaş tutarının mahsubu sonucu kalan 2.186,30-TL’lik kısmın ise, o dönem için ödenmesi gereken maaş tutarının üzerinde olduğu anlaşıldığından karşılanmasına hukuken olanak bulunmadığı; öte yandan, 12/03/2014 – 09/07/2014 tarihleri arasında 120 gün süreyle Saraydüzü ilçesinde görevlendirilmesi sebebiyle yapılan geçici görev yolluğu hesabında hasta sevk, izin ve istirahat raporlarının düşülmesi sonucunda 98 günlük görev için 2.704,00-TL’lik geçici görev yolluğunun dava açıldıktan sonra davacıya ödendiği görüldüğünden, dava dilekçesinde talep edilen 6.320,00-TL geçici görev yolluğunun 2.704,00-TL’si yönünden davanın konusunun kalmadığı, 3.616,00-TL’lik geçici görev yolluğu talebinin ise geçici görevli olunan süre dikkate alındığında ödenmesine hukuken olanak bulunmadığı; diğer taraftan, davacıya ödenen maaş ve geçici görev yolluğu tutarlarına yasal faiz işletilmediği anlaşıldığından, ödenen tutarlar açısından davacının yasal faiz talebinin ise kabulü gerektiği; davacının manevi tazminat istemine gelince; manevi tazminatın, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracı olduğu, bu itibarla, görevine son verilmesine ilişkin işlemin hukuka aykırılığı mahkeme kararı ile ortaya konulan davacının bu işlem nedeniyle duyduğu manevi zararın da karşılanması gerekmekte olup, davacının görevi, görevine son verme işleminde üzerine atılı fiil ve açıkta kaldığı süre birlikte değerlendirildiğinde, 10.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın; davacının maaş ve geçici görev yolluğu olmak üzere toplam 34.168,72-TL maddi tazminat isteminin davalı idarece ödenen 28.366,42-TL’lik kısmı yönünden karar verilmesine yer olmadığına, yasal faiz istemi yönünden kabulüne, davacıya ödenen 28.366,42-TL’ye ödenmesi gerektiği tarihten itibaren yasal faiz işletilerek davalı idarece hesaplanmak suretiyle davacıya ödenmesine, maddi tazminat isteminin 5.802,30-TL’lik kısmının reddine, 1.000.000,00-TL manevi tazminat isteminin ise 10.000,00-TL’sinin kabulüne, bu tutarın dava tarihi olan 11/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminine, bu tutarı aşan manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı hakkında soruşturma sonucunda tespit edilen filleri nedeniyle tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu, davacının hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçundan hüküm giydiği belirtilerek, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı hakkında, Sinop İli, … İlçe Müftülüğünde veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak görev yapmakta iken, Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan ortak nitelik şartını kaybettiğinden bahisle, Diyanet İşleri Başkanlığının … tarih ve … sayılı onayıyla, 657 sayılı Kanun’un 98. maddesinin (b) bendi uyarınca göreve son verme işlemi tesis edilmiştir.
Bu işlemin, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E…., K…. sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine görevine iade edilen davacı tarafından, görevine son verildiği 10/07/2014 tarihinden 24/06/2015 tarihine kadarki dönemde alamadığı 12 aylık maaş tutarı olarak 27.848,72-TL ve görevine son verilmeden önce geçici görevli bulunduğu … ilçesinde görev yaptığı 24/03/2014-10/07/2014 tarihleri arasını kapsayan dönem için geçici görev yolluğu tutarı olarak 6.320,00-TL olmak üzere toplam 34.168,72-TL maddi ve görevine son verilmesi nedeniyle şeref ve haysiyetinin rendice edilmesi ve kişilik haklarının zedelenmesi nedeniyle duyduğu acı ve ıstırapları nedeniyle de 1.000.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle temyizen incelenen bu dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
T.C. Anayasası’nın 125. maddesinin son fıkrasında; “İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmü yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 12. maddesinde; ”İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.” düzenlemesine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2577 sayılı Kanunun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararın düzeltilerek onanacağı hükme bağlanmıştır.
Temyize konu Mahkeme kararının, “davacının yasal faiz isteminin kabulüne, davacıya ödenen 28.366,42-TL’nin davacıya ödenmesi gerektiği tarihten itibaren yasal faiz işletilerek davalı idarece hesaplanarak davacıya ödenmesine” ilişkin kısmının incelenmesi;
Bilindiği üzere faiz; bir işlem nedeniyle hakları ihlal edilen ilgililerin, bu işlem nedeniyle uğradıkları parasal kayıplarının veya yoksun kaldıklarını öne sürdükleri mali haklarının gecikerek ödenmesi ya da hiç ödenmemesi durumunda, bu gecikmeden doğacak zararı karşılayan bir meblağ olup, bu niteliği itibariyle yasal faiz, asıl alacağa bağlı fer’i bir alacak niteliğindedir.
Bir idari işlem veya eylemden dolayı uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davalarda, uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi olarak;
a) İdareye başvuru var ise, bu başvuru tarihinin;
b) İdareye başvuru yok ise, davanın açıldığı tarihin;
c) Önce, yalnızca idari işlemin iptaline yönelik iptal davası açılması ve işlemin iptaline karar verilmesini takiben yasal süresi içerisinde iptale dayalı olarak tam yargı davası açılması durumunda, ilk davanın (iptal) açıldığı tarihteki başvuru tarihinin; başvuru yok ise, anılan (iptal) davasının açıldığı tarihin;
esas alınması gerektiği, istikrar kazanmış Danıştay İçtihatlarıyla kabul edilmektedir.
Bu bağlamda, davacıya ödenen parasal haklara uygulanacak “yasal faizin başlangıç tarihi” olarak, görevine son verilmesine ilişkin işleme karşı dava açtığı tarihin esas alınması ve anılan tarihten davalı idarece ödemelerin yapıldığı tarihlere kadar hesaplanacak yasal faizin davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken; söz konusu parasal haklara, ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işletilecek yasal faizin davalı idarece hesaplanarak davacıya ödenmesine şeklinde hüküm kurulmasında hukuka ve Danıştay içtihatlarına uygunluk bulunmamakta ise de; bu yanlışlık; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan eksiklik ve yanlışlık kapsamında olduğundan, İdare Mahkemesi kararının yasal faize ilişkin bölümünün, “davacının yasal faiz isteminin kabulüne, idarece ödenmiş olan 28.366,42 TL’nin, göreve son verme işlemine karşı açılan iptal davasının açıldığı tarihten ödemelerin yapıldığı tarihlere kadar hesaplanacak yasal faizinin davacıya ödenmesine” şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Kararın, “manevi tazminat isteminin kabulüne” ilişkin kısmına gelince;
Manevi zarar; kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, ölüm veya uğranılan diğer cismani zarar nedeniyle duyulan acı ve ızdırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmektedir.
Manevi tazminat, malvarlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, bir tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının duyulan elem ve ıstırabı giderecek bir oranda olması ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Temyize konu kararda, davacının Mahkeme kararı ile iptal edilen göreve son verme işlemi nedeniyle manevi yönden zarara uğradığına karar verilmiş ise de; gerek anılan mahkeme kararı gerekçesinin, “dini öğrenim şartı esas alınan unvan olmayan veri hazırlama kontrol işletmeni olarak görev yapan davacının ortak nitelik şartını kaybettiğinden bahisle görevine son verilemeyeceğine” ilişkin olması, gerekse davacının üzerine atılı fiil nedeniyle … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçundan “1 yıl 15 gün hapis cezası ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi karşısında, olayda manevi tazminata hükmedilmesini gerektirecek şartların oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat isteminin 10.000,00-TL’sinin kabulüne, bu tutarın dava tarihi olan 11/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2. …. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yasal faize ilişkin kısmının, yukarıda belirtildiği şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Davanın, davacının manevi tazminat isteminin …-TL’sinin kabulüne, bu tutarın dava tarihi olan 11/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 14/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.