YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/16636
KARAR NO : 2015/21021
KARAR TARİHİ : 17.11.2015
Tebliğname No : 2 – 2013/39453
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Kocaeli 3. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 05/12/2012
NUMARASI : 2012/617 (E) ve 2012/787 (K)
SUÇ : Hırsızlık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Tekerrüre esas alınan kararda birinci kez tekerrür hükümleri uygulandığından, sanığın ikinci kez mükerrir sayılması gerektiği gözetilmeyerek mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Müştekiye ait etrafı açık ve tadilat nedeniyle faaliyette bulunmayan mantar üretim tesisinden, tesiste bekçi olarak görevli tanık ‘ün aşamalardaki ifadelerine göre elektrik motorlarının, klima tesisat kablolarının ve üretim odası dışında kapı üstünde bulunan ray sistemi içindeki duvara monteli elektrik kablolarının çalınması şeklinde gerçekleşen eylemin, 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b. maddesinde düzenlenen bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, aynı Yasa’nın 141/1. maddesi ile uygulama yapılması,
2-Tanık .’ün soruşturma aşamasında alınan ifadesinde olay sonrası yapılan konrol sonucu; 150 metre ana elektrik dağıtım kablosunun, 7 adet sistem pompası elektrik motorunun ve 70 metre klima tesisat kablosunun çalındığını ve bunlardan sadece 70 metre klima tesisat kablosunun rulo halde tesis içinde bulunduğunu söylemesi ve müştekinin de kovuşturma aşamasında alınan ifadesinde de çalınamayan rulo olarak bırakılan bir kısım kabloyu işyerinin bitişiğindeki ağaçlık alanda bulduklarını ve görevlilerce kendilerine teslim edildiğini ancak diğer çalınan mallarının teslim edilmediği gibi zararının da karşılanmadığını söylemesi nedeniyle eylemin tamamlandığının anlaşılmasına karşın teşebbüs aşamasında kaldığı belirtilerek TCK’nın 35. maddesi uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini,
3-Tanık .’ün soruşturma aşamasındaki ifadesinde, 02/10/2012 günü saat 18:00 sıraları ses duyup baktığında sanık ve diğer yakalanamayan iki kişiyi tesisteki merdivende gördüğünü söylemesi nedeniyle eylemin saat 18:00 sıraları gerçekleştiğinin, suç tarihinde güneşin saat 18:45’te battığının ve TCK’nın 6/1-e. maddesi uyarınca gecenin saat 19:45’ten sonra başladığının anlaşılması karşısında, oluşa uygun şekilde eylemin geceleyin işlenmediğinin gerekçede kabul edilmesine karşın hüküm kısmı ile kısa kararda gerekçe ile çelişkiye düşülerek eylemin geceleyin işlediğinden bahisle TCK’nın 143. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
4-Denetimli serbestlik tedbirinin süresinin infaz aşamasında 5275 sayılı Kanun hükümleri uyarınca belirlenmesi gerektiği gözetilerek 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesinin 7. fıkrası gereğince hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesiyle yetinilmesi gerekirken infazı kısıtlar biçimde 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,
5-Tekerrüre esas alınan Karasu Asliye Ceza Mahkemesinin 22/06/2010 tarih, 485 – 241 sayılı ilamında iki ayrı suçtan verilen hükümlülük kararı bulunmasına karşın, 5275 sayılı Kanun’un 108/2. maddesi gözetilerek, en ağır cezaya ilişkin mahkumiyetinin tekerrüre esas alınması gerekirken, adli sicil kaydında yazılı olan iki mahkumiyet kararının da tekerrüre esas alınması,
6-6352 sayılı Kanun’un 100. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 324. maddesinin 4. fıkrasına eklenen “Devlete ait yargılama giderlerinin 21.7.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106’ncı maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde, bu giderin Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verilir” şeklindeki düzenleme nedeniyle toplam 5, 25 TL yargılama giderinin Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca yeni hüküm kurulurken bozma öncesi hükmolunan yaptırımın (cezanın) ve sonuçlarının ağırlaştırılamayacağı kuralının gözetilmesine, 17/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.