Danıştay Kararı 8. Daire 2018/3223 E. 2022/4038 K. 13.06.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2018/3223 E.  ,  2022/4038 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/3223
Karar No : 2022/4038

TEMYİZ EDENLER : (DAVACILAR) 1) …’e,
… ‘e, …’e Velayeten …
2) …
3) …
VEKİLİ : Av. …
4) (DAVALI… Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından; … İmam Hatip Lisesi’nde parasız yatılı olarak okuyan davacılardan …’ün 2013-2014 eğitim döneminde … isimli öğrenci tarafından cinsel istismara uğradığı, …’ün yaşanılan bu olay nedeniyle parasız yatılı okumaktan alındığı ileri sürülerek eğitim giderinden kaynaklı olarak … için 100.000,00-TL maddi, 200.000,00-TL manevi, baba … için 100.000,00-TL manevi, anne … için 100.000,00-TL manevi, kız kardeşleri … için 50.000,00-TL, … için 50.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; meydana gelen cinsel istismar olayında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, Mahkemenin 17/06/2016 tarihli ara kararı ile davacıların maddi tazminat istemine ilişkin kalemlerin neler olduğunun sorulması üzerine verilen cevapta, davacının yeme masrafları, barınma masrafları okul kırtasiye masraflarının istenildiği, ancak yapılan harcamalara ilişkin fatura ve somut ispat edici belge sunulmadığı, kaldı ki davacı …’ün açık öğretim lisesine kaydedildiği, barınma ve yeme masrafının olmayacağı; tazminat isteminin konusu maddi zararların davacılar tarafından açıkça ve somut biçimde ortaya konulmadığı görüldüğünden maddi tazminat isteminin reddi gerektiği; manevi tazminata ilişkin olarak davacılardan …’ün 50.000,00-TL, annesi için 50.000,00-TL, babası için, 50.000,00-TL, kız kardeşi … için 20.000,00-TL, kız kardeşi … için 20.000,00-TL manevi tazminatın davalı idarece davacılara idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; Mahkeme kararının kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, maddi tazminat talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının az olduğu, faizin olay tarihinden itibaren işletilmesi gerektiği, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, olayda ailenin kusurlu olduğu, bu tür eğitimlerin ailede başladığı, çocuğun rızasının olduğu, çocuk ölseydi bu kadar tazminata hükmedilmeyeceği, belki kardeşlerinin bu olaydan haberlerinin dahi olmadığı, kardeşlerine manevi tazminat verilmesinin kabul edilemeyeceği, davacıların fahiş bir şekilde mahkeme kararı ile zenginleştirildikleri, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar tarafından istemin reddi gerektiği savunulmuş olup davalı idarece savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacılardan …’ün 2013/2014 eğitim öğretim döneminde okuduğu İmam Hatip Lisesinin parasız yatılı pansiyonunda kaldığı esnada … isimli öğrencinin cinsel istismarına maruz kaldığı, 1999 doğumlu olan davacının olay tarihinde 15 yaşından küçük olduğu, fiili gerçekleştiren öğrenci … ile aynı okulda okudukları, olayın okul pansiyonunda gerçekleştiği, okul idaresinin … isimli öğrencinin olayı görüp öğretmenlerine söylemesi üzerine öğrenildiği, … isimli öğrencinin ön inceleme raporundaki ifadesinde gördüğünü ifade ettiği, olayı beden eğitimi öğretmenlerine anlatması neticesinde, durumdan okul idaresinin haberi olduğu, bunun üzerine okul idaresinin tutanak tuttuğu ve olayın Kaymakamlığa bildirildiği, ayrıca öğrencilerin aileleri çağrılarak durumun izah edildiği, … isimli öğrenci velisinden dilekçe alınmak suretiyle pansiyondan ve okuldan ilişiğinin kesilmesinin sağlandığı, davacı …’ün velisi … tarafından ise 16/04/2014 tarihinde okul idaresine verilen dilekçe ile çocuğunun okul ile ilişiği kesilerek açık öğretim lisesine kayıt ettirildiği, söz konusu olay nedeniyle öğrenci … hakkında … Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davada çocuğun cinsel istismarı suçundan dolayı hüküm verildiği, ayrıca okul yöneticileri ve olay nedeniyle yetkili ve görevli öğretmenler hakkında … Asliye Ceza Mahkemesi’nde E:… sayılı dosya ile görevi ihmalden dolayı dava açıldığı, davacılar tarafından tazminat istemiyle yapılan başvurularının cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedilmesi üzerine, … için 100.000,00-TL maddi, 200.000,00-TL manevi, baba … için 100.000,00-TL manevi, anne … için 100.000,00-TL manevi, kız kardeşleri … için 50.000,00-TL, … için 50.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın ‘Yargı yolu’ başlıklı 125. maddesinin 7. fıkrasında; “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davanın maddi tazminata ilişkin temyiz istemleri yönünden:
Anayasamızın ‘Hak arama hürriyeti’ başlıklı 36. maddesinde, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir…” hükmüne ve 90. maddesinin son fıkrasında; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” hükmüne, 148. maddesinin 3. fıkrasında ise, “Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilir.” hükmüne yer verilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun ‘Avukatlık ücreti’ başlıklı 164. maddesinde; avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği, ‘Avukatlık ücret tarifesinin hazırlanması’ başlıklı 168. maddesinde; yargı yerlerindeki işlemler ile diğer işlemlerden alınacak avukatlık ücretinin asgari hadlerini gösteren birer tarifenin hazırlanacağı, ‘Yargı mercilerine karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin miktar’ başlıklı 169. maddesinde; yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamayacağı hususları hüküm altına alınmıştır.
Alıntısı yapılan düzenlemelerden anlaşıldığı üzere, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin amacı, avukatların mesleklerini icra ederken hak edecekleri ücret için belli bir asgari sınır getirmek, böylece yapılan hukuki yardımın niteliği veya niceliği ne olursa olsun avukatın verdiği hukuki hizmetin maddi karşılığının belli bir miktarın altına düşmesini engellemektir. Öte yandan, avukatın, Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinde öngörüldüğü üzere, emek ve mesaisi dikkate alınırken, kişilerin hak arama özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelikte düzenlemelere Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde yer verilmemesi gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesi’nin, bir tam yargı davası sonucunda, davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile korunan hak arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği iddiasıyla yapılan bireysel başvuru sonucunda verilen 07/11/2013 gün ve Başvuru No:2012/791 numaralı kararında; “51. Sözleşmenin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinde, mahkemeye erişim hakkına açıkça yer verilmemişse de; maddenin, (1) numaralı fıkrasındaki “herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan …bir mahkeme tarafından davasının …görülmesini istemek hakkı” ifadeleri çerçevesinde ve hakkın doğası gereği mahkemeye erişim hakkını da kapsadığının kabulü gerekir. 52. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir. 53. Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara vekâlet ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına yönelik bir sınırlama oluşturur. Böyle bir sınırlamanın meşru görülebilmesi için kamu yararı ile birey hakkı arasında makul bir dengenin gözetilmiş olması gerekir. Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız hale getirmedikçe ya da aşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez. Dolayısıyla davayı kaybetmesi halinde başvurucuya yüklenecek olan vekâlet ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir. (B. No: 2013/1613, 2/10/2013,§38 – 39) 54. Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan başvurucuların, reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan vekâlet ücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli dava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye başvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu çerçevede, davanın özel koşulları çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim hakkının asgari sınırını teşkil etmektedir… 61. taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre kazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme masraflarının hükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahale oluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun talepleri disipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler meşru görülebilir. 62. Ancak, yukarıda da ifade edildiği üzere, bu sınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte, meşru bir amaca dayalı ve kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamu yararının gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil dengeyi bozacak şekilde birey aleyhine katlanılması zor külfetler yüklenmemiş olması gereklidir.” ifadeleriyle konuya ilişkin temel ilkeler ortaya konulmuştur.
Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmelere göre, istenen tazminatın reddedilmesi üzerine belirli bir oranının karşı tarafa vekâlet ücreti olarak ödenmesi yükümlülüğü öngörülmesi tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal eden bir müdahale olarak nitelendirilemeyecektir. Ancak her bir uyuşmazlığın kendine özgü niteliklerinin ve uyuşmazlığa konu olayın, davacıların mahkemeye erişim hakkı üzerinde farklı sonuçlar doğurabilmesi de mümkündür.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 36533/04 Başvuru Numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında, özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tabi olabildiği, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makul bir orantı olması halinde Sözleşmenin 6/1 maddesiyle bağdaşabileceği, bu ilkelerden hareketle, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınılması gerektiği belirtilmektedir.
02/01/2017 tarih ve 29936 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Mahkeme kararı tarihi itibariyle uyuşmazlığa uygulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin ‘Manevi tazminat davalarında ücret’ başlıklı 10. maddesinde; “Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur…” düzenlemesine, ‘Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret’ başlıklı 13. maddesinde; “Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Söz konusu Tarifede, manevi tazminat istemlerinde hükmolunacak avukatlık ücretine ilişkin özel düzenleme yapılmış olup, manevi tazminat isteminin kısmen reddi durumunda, reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre (nispi olarak) hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyecek ve manevi tazminat isteminin tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre (maktuen) hükmolunacaktır.
Anılan Tarifede, maddi tazminat davalarında hükmolunacak avukatlık ücretine ilişkin manevi tazminat davalarında olduğu gibi özel ve ayrık bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Ancak, maddi ve manevi tazminat davaları için Tarifede yer alan düzenlemelerin, avukatın harcadığı çaba, gayret ve emeği ile hak arama özgürlüğünün kısıtlanmaması açısından değerlendirilmesi gerekmektedir.
Tazminat isteminin tamamının veya bir kısmının reddedildiği hallerde düzenleme açısından durum bu şekilde ikili bir ayrıma tabi tutulmakta ise de; aynı maddi olaydan kaynaklanan ve tek bir dava dosyası kapsamında ele alınan maddi ve manevi tazminat istemlerinden birinin diğerine göre daha farklı ve daha fazla çaba, gayret ve emek sarf edilmesine gerek göstermemesine karşın, maddi ve manevi tazminat istemleri açısından vekalet ücretlerinin farklı şekilde belirlenmesi, avukatın harcadığı çaba, gayret ve emeği ile alınacak vekalet ücreti arasında orantısızlık oluşturacağı, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinde tanımlanan avukatlık ücreti kavramı ile bağdaşmayacağı sonucuna varılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olay için davacıların maddi tazminat talebinin tamamı reddedildiğinden, maddi tazminat talebi ile ilgili olarak nispi vekalet ücretine hükmedilmesi durumunun, davacıların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlali sonucunu ortaya çıkaracağı açık olup, davalı idare lehine maddi tazminat talebi yönünden maktu vekalet ücretine hükmedilmesi hakkaniyet gereğidir.
Bu itibarla, … İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan “reddedilen maddi tazminat tutarı üzerinden davalı lehine hesaplanan 11.550,00 TL avukatlık ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine” ibaresinin “reddedilen maddi tazminat tutarı için maktu 990,00-TL avukatlık ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine” şeklinde düzeltilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davanın anne, baba ve kız kardeşler için hükmedilen manevi tazminatlara ilişkin kısımlarının temyiz istemleri yönünden:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davanın çocuk (… ) için hükmedilen manevi tazminata ilişkin temyiz istemleri yönünden:
Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek miktarın aynı zamanda duyulan elem ve ızdırabı giderecek bir oranda olması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, meydana gelen olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açık olup, manevi tazminat isteminin tamamının karşılanması gerektiği anlamına gelmemekle birlikte, olayın gerçekleşme şekli, zararın niteliği ve kalıcılığı dikkate alındığında, Mahkemece çocuk için takdir edilen manevi tazminat miktarının, uğranılan zarara göre orantısız ve düşük kaldığı, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı anlaşıldığından manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınmak suretiyle manevi tazminat miktarlarının yeniden belirlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

KARAR SONUCU:
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kısmen kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının; çocuk (… ) için hükmedilen manevi tazminata ilişkin kısmının oyçokluğuyla BOZULMASINA, reddedilen maddi tazminat üzerinden hükmedilen vekalet ücretine ilişkin kısmının oybirliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, anne, baba ve kız kardeşler için hükmedilen manevi tazminatlara ilişkin kısımlarının yasal faiz yönünden oyçokluğuyla ONANMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’ne gönderilmesine kesin olarak, 13/06/2022 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY :
(X-) Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın çocuk (…) için hükmedilen manevi tazminata ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davacılar tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden bu kısım yönünden temyize konu kararın onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.

KARŞI OY :
(XX)- Dava; davacılar tarafından; … İmam Hatip Lisesi’nde parasız yatılı olarak okuyan davacılardan …’ün 2013-2014 eğitim döneminde … isimli öğrenci tarafından cinsel istismara uğradığı, … ‘ün yaşanılan bu olay nedeniyle parasız yatılı okumaktan alındığı ileri sürülerek eğitim giderinden kaynaklı olarak … için 100.000,00-TL maddi, 200.000,00-TL manevi, baba … için 100.000,00-TL manevi, anne … için 100.000,00-TL manevi, kız kardeşleri … için 50.000,00-TL, … için 50.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesi istemiyle açılmıştır.
Davaya konu uyuşmazlık, hukuka aykırı haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Haksız fiilden doğan tazminat borçlarında temerrüt, haksız fiil tarihinde kendiliğinden gerçekleşir. Bu itibarla ayrıca bir bildirim yapılmasına gerek yoktur.
Bu durumda, davacılar tarafından da talep edildiği üzere, hükmedilen manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi ve temyize konu kararın anne, baba ve kız kardeşler için manevi tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmının belirtilen şekilde düzeltilmesi gerektiği görüşüyle bu kısma yönelik çoğunluk kararına katılmıyorum.