Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/2606 E. , 2022/2609 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/2606
Karar No:2022/2609
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Kurumu
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Petrol Otomotiv Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … sayılı bayilik lisansı ile “… Mahallesi, … Bulvarı Devamı, No:…, …/…” adresinde faaliyet gösteren davacı şirket tarafından, dağıtıcısı haricinde akaryakıt ikmali yapıldığından bahisle hakkında 125.000,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istemiyle açılan davada, davanın reddi yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne ve dava konusu işlemin iptaline ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Kanunî süresi içinde temyiz isteminde bulunulmadığından, istemin süre yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hâkiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinde, Danıştay dava dairelerinin nihaî kararları ile bölge idare mahkemelerinin maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dâhi Danıştay’da, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği; 48. maddesinin altıncı fıkrasında, temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması hâlinde kararı veren merciin, temyiz isteminin reddine karar vereceği; yedinci fıkrasında ise, temyizin kanuni süre içinde yapılmadığının anlaşılması hâlinde, 6. fıkrada sözü edilen kararın, Danıştay’ın ilgili dairesi ve kurulunca kesin olarak verileceği kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı Kanun’un 31. maddesinde, elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Elektronik işlemler” başlıklı 445. maddesinin ikinci fıkrasında, elektronik ortamda, güvenli elektronik imza kullanılarak dava açılabileceği, harç ve avans ödenebileceği, dava dosyalarının incelenebileceği, anılan Kanun kapsamında fizikî olarak hazırlanması öngörülen tutanak ve belgelerin güvenli elektronik imzayla elektronik ortamda hazırlanabileceği ve gönderilebileceği; dördüncü fıkrasında ise, elektronik ortamda yapılan işlemlerde sürenin gün sonunda biteceği kuralına yer verilmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’na 6099 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile eklenen “Elektronik tebligat” başlıklı 7/a maddesinin dördüncü fıkrasında, elektronik yolla tebligatın, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı belirtilmiştir.
Temyizen incelenerek bozulması istenen Bölge İdare Mahkemesi kararının 07/03/2022 tarihinde davalı idarenin elektronik tebligat adresine ulaştığı ve bu tarihi izleyen beşinci günün sonunda 12/03/2022 tarihinde elektronik tebligat yoluyla tebliğ edilmiş sayıldığı, temyiz süresinin 30 (otuz) gün olduğu ve bunun Bölge İdare Mahkemesi kararında da belirtildiği dikkate alındığında, bu karara karşı en geç 11/04/2022 tarihinde (Pazartesi) temyiz isteminde bulunulması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 12/04/2022 (Salı) tarihinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden gönderilen dilekçe ile temyiz isteminde bulunulduğu anlaşıldığından, süre aşımı nedeniyle temyiz isteminin incelenmesi mümkün değildir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. TEMYİZ İSTEMİNİN SÜRE AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE,
2. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
3. Kararın bir örneğinin …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’ne gönderilmesini ve taraflara tebliğini teminen dosyanın … İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un 48. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca kesin olarak 13/06/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Anayasa’nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu; 36. maddesinde ise, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş; 90. maddesinin son fıkrasında, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı kuralına yer verilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinde, herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahip olduğu kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 48. maddesinin 6. fıkrasında, temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması hâlinde kararı veren merciin temyiz isteminin reddine karar vereceği, bu karara karşı tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği; 7. fıkrasında ise, temyizin kanuni süre içinde yapılmadığının anlaşılması hâlinde, 6. fıkrada sözü edilen kararın, Danıştay’ın ilgili dairesi ve kurulunca kesin olarak verileceği kuralı yer almıştır.
2577 sayılı Kanun’un 48. maddesinin 7. fıkrasında yer alan kural uyarınca, kesin olarak temyiz süre ret kararı verilmesi hâlinde temyiz eden tarafın temyiz talebinin süresinde olduğunu yargılamanın hiçbir aşamasında savunma imkânı kalmamaktadır.
Anayasa’nın 36. maddesinde belirtilen hak arama hürriyetinin tesisi için herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olması, adil yargılanma hakkı kapsamında tarafların aleyhine olan durumlara ilişkin görüş ve itirazlarının alınarak yeterli tartışma imkânının tanınması gerektiği dikkate alındığında, temyiz istemi süre yönünden reddedilen tarafa itiraz imkânının tanınmaması Anayasa’da öngörülen adil yargılanma hakkına aykırı olduğundan, 2577 sayılı Kanun’un 48. maddesinin 7. fıkrasının “temyizin kanuni süre içinde yapılmadığı” ibaresi yönünden iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması gerektiği oyuyla, temyiz isteminin süre yönünden reddine yönelik karara katılmıyorum.