Danıştay Kararı 9. Daire 2020/3518 E. 2022/2747 K. 09.06.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2020/3518 E.  ,  2022/2747 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/3518
Karar No : 2022/2747

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı-…
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … İnşaat ve Tesisat Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirket adına, 2002 ila 2012 yılları için ikmalen tarhedilen emlak(bina) vergisi ve taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına ait katkı payı ile vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; uyuşmazlığın çözümü, davalı idare ile davacı arasında düzenlenen sözleşme gereğince inşa edilen ve davacıya 25 yıllığına kiralanan film stüdyosu ve tesislerinin emlak (bina) vergisi mükellefinin kim olduğu hususunun tespitine bağlı bulunduğu, dosyasının incelenmesinden, davacı ile 6360 sayılı Yasa uyarınca Serik Belediyesi bünyesine kalan Çandır Belediyesi arasında düzenlenen kira sözleşmeleriyle Antalya İli, Çandır İlçesi, … ve … parselde kayıtlı taşınmazların davacı tarafından kiralandığı ve sözleşmenin amacının, bu yer üzerinde film stüdyosu ve tesislerinin kurulması olduğu ve kira süresinin 25 yıl olarak kararlaştırıldığı, aynı sözleşmeye dayanarak davacı tarafından kiralanan arazi üzerine anılan tesislerin inşa edilerek kullanılmaya başlandığı ve inşa edilen tesislerle ilgili olarak önce Çandır Belediyesi, daha sonra ise Serik Belediyesi’ne bina vergilerinin ödendiği, davalı idarece beyannamelerde arsa payının eksik bildirildiği ve yapı türünün yeniden düzeltildiğinden bahisle ek tahakkuk yapılmak suretiyle dava konusu vergi/ceza ihbarnamelerinin tanzim ve tebliği üzerine huzurdaki davanın açıldığı, Emlak Vergisi Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca vergisi ihtilaf konusu olan taşınmazların tapuda malikinin, Serik Belediye Başkanlığı olduğu hususu taraflar arasında ihtilafsız olduğu, Türk Medeni Kanunu’nun 718. maddesi uyarınca tapu sicilinde davacı lehine intifa hakkı tesisine ilişkin kaydın da olmadığı, ayrıca dosyada davacı adına intifa hakkı tesis edildiğine dair bir bilgi, belge ve iddianın da bulunmadığı, Her ne kadar Serik(eski Çandır) Belediye Başkanlığı ile davacı arasında bir sözleşme var ise de, bu sözleşmenin davacı lehine intifa hakkı oluşturan bir nitelik taşımadığı, kira sözleşmesi olduğu, öte yandan tapuda maliki bulunan taşınmaz üzerinde davacının malik gibi tasarruf ettiğinden de söz edilemeyeceği, bu durumda uyuşmazlıkta tapuda maliki bulunan ve davacı adına tapuda intifa hakkı tesis edildiğine dair bir kayıt bulunmayan binaların maliki, intifa hakkı sahibi veya malik gibi tasarruf edenin davacı olduğu kabul edilmek suretiyle adına emlak (bina) vergisi mükellefi olduğundan bahisle dava konusu verginin salınmasında yasal isabet görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, cezalı tarhiyatın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu belirtilerek, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6 . Maddesine göre arazi vergisininde davacı tarafça ödeneceği kararlaştırıldığından, tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı iddilarıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının, Daire kararında belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY: Davacı şirket adına, 2002 ila 2012 yılları için ikmalen tarhedilen emlak(bina) vergisi ve taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına ait katkı payı ile vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İLGİLİ MEVZUAT:
1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun mükellef başlığını taşıyan 3. ve 13. maddesinde, bina veya arazi vergisini, binanın veya arazinin maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa bunlara malik gibi tasarruf edenlerin ödeyeceği, 12. maddesinde ise aksine hüküm olmadıkça bu Kanun’un diğer maddelerinde yer alan arazi tabirinin arsaları da kapsayacağı kurala bağlanmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 726. maddesinde; bir üst irtifakına dayalı olarak başkasına ait bir arazinin altında veya üstünde sürekli kalmak üzere inşa edilen yapıların mülkiyetinin, irtifak hakkı sahibine ait olduğu, 826. maddesinde ise; bir taşınmaz malikinin, üçüncü kişi lehine arazisinin altında veya üstünde yapı yapmak veya mevcut bir yapıyı muhafaza etmek yetkisi veren bir irtifak hakkı kurabileceği, aksi kararlaştırılmış olmadıkça bu hakkın devredilebileceği ve mirasçılara geçeceği, üst hakkı, bağımsız ve sürekli nitelikte ise üst hakkı sahibinin istemi üzerine tapu kütüğüne taşınmaz olarak kaydedilebileceği, en az otuz yıl için kurulan üst hakkının, sürekli nitelikte olduğu kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun yukarıda metnine yer verilen hükümlerinden emlak vergisini taşınmaz malikinin ödeyeceği, intifa hakkı tesis edilmesi halinde emlak vergisini malik yerine intifa hakkı sahibinin ödeyeceği, ancak taşınmaz malikinin ve intifa hakkı sahibinin bulunmaması halinde taşınmaza malik gibi tasarruf edenlerin ödeyeceği sonucuna varılmaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun üst hakkına ilişkin hükümleri değerlendirildiğinde, bir üst irtifakına dayalı olarak başkasına ait bir arazinin altında veya üstünde sürekli kalmak üzere inşa edilen yapıların mülkiyetinin, irtifak hakkı sahibine ait olduğu kuralına yer verilerek, üst hakkı sahibine inşa ettiği binalar yönünden malik olma yetkisi verilmiştir. Bu durumda, üst hakkı sahibinin bu hakka istinaden inşa ettiği binalar yönünden malik olduğu ve buna istinaden Emlak Vergisi Kanunu’nun 3. maddesi kapsamında bina vergisinin mükellefi olduğu sonucuna varılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; davacı ile 6360 sayılı Yasa uyarınca Serik Belediyesi bünyesine kalan Çandır Belediyesi arasında düzenlenen kira sözleşmeleriyle Antalya İli, Çandır İlçesi, … ve … parselde kayıtlı taşınmazların davacı tarafından kiralandığı ve sözleşmenin amacının, bu yer üzerinde film stüdyosu ve tesislerinin kurulması olduğu ve kira süresinin 25 yıl olarak kararlaştırıldığı, aynı sözleşmeye dayanarak davacı tarafından kiralanan arazi üzerine anılan tesislerin inşa edilerek kullanılmaya başlandığı ve inşa edilen tesislerle ilgili olarak öncelikle Çandır Belediyesi, daha sonra ise Serik Belediyesi’ne bina vergilerinin ödendiği, davalı idarece beyannamelerde arsa payının eksik bildirildiği ve yapı türünün yeniden düzeltildiğinden bahisle ek tahakkuk yapılmak suretiyle dava konusu vergi/ceza ihbarnamelerinin tanzim ve tebliği üzerine huzurdaki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda hükümlerinden bahsedilen sözleşmeyle, gayri ayni hak tesis edilerek hukuki anlamda bir el değiştirmenin gerçekleştiği, arsa sahibi tarafından Medeni Kanunda tanımlandığı şekliyle arazisi üzerinde inşaat yapılmasına izin verildiği, bunun karşılığında bina inşa edene uzunca bir süre işletme, kullanma ve tasarruf yetkisi tanındığı ortadadır. Anılan sözleşmenin bu şekilde hükümlerini icra ettiği, tarafların edimlerini yerine getirdiği uyuşmazlıkta gerek serbest iradeleriyle hazırlanan akit hükmü gereği gerekse kanun hükmü gereğince tescil için başvuruda bulunulabileceği ya da belediyeye bu istemin iletilmesi gerekirken bu yönde bir istem ve başvurunun varlığına dair dosyada bilgiye rastlanmadığı da dikkate alındığında hukuki sonuçlarını doğuran, sözleşme içeriğine göre üst hakkı sahibi olan ve buna istinaden söz konusu binaları inşa eden davacı, Emlak Vergisi Kanunu’nun 3. maddesi kapsamında malik sıfatıyla bina vergisinin mükellefi olmakla birlikte, dosyada mevcut belgelerde binaların üzerinde bulunduğu arsanın mülkiyetinin davalı Belediyeye ait olduğu görüldüğünden ve davacı sadece binanın maliki olduğundan, ve davacı tarafından bina vergilerinin ödenmediğine ilişkin ihtilaf bulunmadığından, davalı idarece emlak vergisi değerinin hesabında bina normal inşaat maliyetlerine göre bulunan değere arsa payınında ilave edilmesi suretiyle gerçekleştirilen ikmalen tarhiyat hukuka uygun düşmediğinden, Vergi Mahkemesinin davanın kabulü kararına yönelik davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3.Temyiz isteminde bulunandan 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca hesaplanacak nispi harcın alınmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 09/06/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.