Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/890 E. 2022/2101 K. 09.06.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/890 E.  ,  2022/2101 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/890
Karar No : 2022/2101

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1-… Bakanlığı
VEKİLİ: Huk. Müş. Av. …
2-… Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onikinci Dairesinin 26/05/2021 tarih ve E:2018/9121, K:2021/3159 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem:Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının “sağlık çalışanlarına fiili hizmet süresi zammı verilmesi” konulu 03/09/2018 tarih ve 66325124-201.99-E.11154977 sayılı Genel Yazısının 3. ve 4. paragrafları ile 6. paragrafındaki “ücretsiz izin” ibaresi dışında kalan kısmının tamamının; bu Genel Yazıya dayanak teşkil eden 27/09/2008 tarih ve 27010 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Fiili Hizmet Süresi Zammı Uygulamasının Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasındaki “söz konusu işlerin risklerine maruz kalan” ve 3. fıkrasındaki “fiilen çalışarak söz konusu işlerin risklerine maruz kalmaları ile birlikte” ibarelerinin, 9. maddesinin 7. fıkrasının (dava dilekçesinde sehven “8. maddesinin 7. fıkrasının” şeklinde yazılmıştır) ve Geçici 1. maddesinin iptaline; Genel Yazı ve Yönetmeliğe dayanak olan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 40. maddesinin 1. paragrafının üçüncü cümlesinin ve 106. maddesinin sekizinci fıkrasında geçen, “30 ila 39. maddeleri” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülerek Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 26/05/2021 tarih ve E:2018/9121, K:2021/3159 sayılı kararıyla; davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası yerinde görülmeyerek, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 40. maddesiyle, fiili hizmet süresi zammından faydalanacak olan çalışanların, bazı sosyal güvenlik haklarını daha kısa sürede elde etmesine ve kendileriyle aynı fiili hizmet süresine sahip olan çalışanlara göre belirli oranlarda daha fazla mali imkanlardan yararlanabilmelerine imkan tanındığı, fakat çalışanların fiili hizmet süresi zammından yararlanabilmeleri için, Kanun’da belirtilen işlerde fiilen çalışmaları ve fiilen yaptıkları işten dolayı söz konusu işlerin risklerine maruz kalmaları şartının arandığı; Sosyal Güvenlik Kurumu Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 03/09/2018 tarihli ve E.11154977 sayılı “Sağlık çalışanlarına fiili hizmet süresi zammı verilmesi” konulu Genel Yazısı ile Fiili Hizmet Süresi Zammı Uygulamasının Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin dava konusu edilen maddelerinde fiilen çalışma şartının yinelendiği ve hangi durumların fiili çalışma sayılacağına açıklık getirildiği, bu bağlamda resmi tatil, yıllık izin, ücretsiz izin, ücretli izin, sıhhi izin ve eğitim kurs sürelerinde yaptıkları işin risklerine maruz kalmayan çalışanların, bu süreler boyunca fiili hizmet süresi zammından yararlandırılmayacağının kurala bağlandığı; bu duruma göre, 5510 sayılı Kanun’a uygun olarak düzenlendiği ve Kanun’da yer alan fiilen çalışma ve söz konusu işlerin risklerine maruz kalma şartına açıklık getirdiği görülen dava konusu Genel Yazı ve Yönetmelik hükümlerinde hukuka ve dayandığı üst norm kurallarına aykırılık bulunmadığı;
Öte yandan, 7146 sayılı Kanun’un 11. maddesiyle 5510 sayılı Kanun’un 40. maddesinin 20. sırasına “İnsan sağlığına ilişkin işler” ibaresi eklenmesine ilişkin değişikliğin 03/08/2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği ve bu tarihten önceki çalışmaların dikkate alınacağına ilişkin herhangi bir kanuni düzenlemenin de mevcut olmadığı göz önüne alındığında, bu tarihten önceki çalışmaların fiili hizmet süresi zammının hesaplanmasında dikkate alınmamasında da hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 633 sayılı Kanun’da insan sağlığına ilişkin işlerin tehlikeli ve çok tehlikeli işyerleri sınıfından sayıldığı, Covid-19 sebebiyle 183’ü hekim olmak üzere toplam 507 sağlık çalışanının hayatını kaybettiği, bu alanda mesleki riskin büyük olduğu, fiili çalışma şartının aranmadığı Türk Silahlı Kuvvetleri, polis ve emniyet görevlilerine tanınan hakkın sağlık personeli için öngörülmemiş olmasının Anayasa’da yer alan eşitlik ilkesine aykırı olduğu, fiili hizmet süresi zammı bir sosyal güvenlik hakkı olduğundan tüm çalışma sürelerinin dikkate alınması gerektiği, düzenlemenin geçmişe uygulanmayacağına dair açık bir hüküm bulunmadığı göz önüne alındığında düzenlemenin geçmişe uygulanabileceği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, fiili hizmet süresi zammını düzenleyen 5510 sayılı Kanun’un 40. maddesi uyarınca Fiili Hizmet Süresi Zammı Uygulanmasının Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmelik ile 2013/11 sayılı Genelge hükümleri gözetilerek sağlık çalışanlarına yönelik getirilen fiili hizmet süresi zammının uygulanmasına yönelik yapılacak iş ve işlemler bakımından 03/09/2018 tarih ve E.11154977 sayılı Genel Yazının çıkarıldığı, 5510 sayılı Kanun’da sigortalıların fiili hizmet süresi zammından faydalandırılması için, işin riskine maruz kalınmasının şart olduğu, dolayısıyla, fiili hizmet süresi zammı kapsamında olan işyerlerinde çalışan sigortalıların çalışılan ayın bazı günlerinde kapsam dışı işlerde geçen süreleri ile kapsamda olan işlerde fiilen çalışmayarak risklerine maruz kalmadıkları; bu Kanun ile sağlık çalışanlarına geriye dönük herhangi bir hak getirilmediğinden, bu kişilerin 03/08/2018 tarihinden önceki çalışmalarının fiili hizmet süresi zammı kapsamında değerlendirilmediği ve yine bu tarihten önceki çalışmaların da yaş haddi indiriminden faydalanmak için aranan 3600 gün hesabında dikkate alınmadığı, dolayısıyla dava konusu düzenlemelerin üst hukuk normuna uygun olduğu, benzer konulu davada emsal yargı kararı bulunduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadırlar.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onikinci Dairesinin temyize konu 26/05/2021 tarih ve E:2018/9121, K:2021/3159 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 09/06/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.