Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2022/78 E. , 2022/3804 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/78
Karar No : 2022/3804
TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- … Dış Ticaret Limited Şirketi
2- … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem : Davacı adına 2010/08, 09, 10. dönemlerine ilişkin resen tarh eden vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istenilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine Bölge İdare Mahkemesinin temyize konu kararı ile; davacının, 2010 yılı hesap ve işlemlerinin, sahte fatura kullanma yönünden incelenmesi sonucu hakkında takdire done teşkil etmek üzere düzenlenen Vergi Tekniği Raporunda, davacıya fatura düzenleyen … Vergi Dairesi mükellefi … İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin hakkında sahte fatura düzenleme nedeniyle vergi tekniği raporu olduğu, anılan mükellefin düzenlediği faturaların gerçek bir alım satım faaliyetine dayanmadığının tespit edildiğinden bahisle, dava konusu tek kat vergi ziyaı cezalı olarak davacı adına resen tarh edildiği, davacı mükellef adına fatura düzenleyen şirketin hisse devir tarihi olan 21/04/2010 tarihinden itibaren hiçbir gerçek ticari faaliyetinin bulunmadığı sonucuna varıldığından, katma değer vergisi indirimlerinin kabul edilmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, bununla birlikte, sahte faturalarda yer alan KDV indirimleri reddedilmek suretiyle yeniden düzenlenmeyip, dava konusu dönemlerde adı geçen mükelleflerden kullanılan toplam fatura bedelleri ve faturalarda yer alan KDV indirim tutarlarının aylık olarak listelenilmesiyle yetinildiği ve aylık olarak hesaplanan KDV indirim tutarlarının reddi gerektiğinin belirtilmesi sonrasında, takdir komisyonu kararlarıyla KDV hariç sahte fatura tutarları aynen takdir edilmek suretiyle, takdir edilen matrah farkları üzerinden, raporda indirimlerden reddi gerektiği belirtilen KDV tutarlarının tek kat vergi ziyaı cezalı olarak davacı adına resen tarh edildiği, uyuşmazlık konusu sahte faturalarda yer alan KDV indirimleri “Bu Dönem İndirilecek KDV” sütununda yer verilen tutarlardan aylık olarak reddedildiğinde, dava konusu 2010/8 ve 10 dönemlerinde ödenecek vergi çıkmayıp, sonraki döneme devreden indirilecek KDV tutarının azaldığı, 2010/9 döneminde ise, anılan döneme ilişkin sahte faturalarda yer alan KDV tutarının altında 15.109,49 TL ödenecek vergi çıktığı anlaşıldığından, dava konusu cezalı tarhiyatın, beyan tablosunun yeniden düzenlenmemesi nedeniyle, resen tarhı gereken ödenecek fark vergi tutarının hatalı belirlenmesinden kaynaklanan kısmında bu gerekçeyle hukuka uyarlık, 2010/9 dönemine ilişkin tek kat vergi ziyaı cezalı tarhiyatın, 15.109,49 TL KDV ve bu tutarın tek katına isabet eden vergi ziyaı cezasına ilişkin kısmı yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Sahte fatura kullanmadıkları, zamanaşımını kesmek için tarhiyatların ve cezaların takdir komisyonuna sevk edildiği, inceleme elemanlarının yapmaları gereken görevi tamamlamayarak görevlerini başka makama devrettikleri, inceleme raporlarını işleme koyduramadıkları için bu yolu tercih ettikleri, somut olayda bir rapor düzenlenip düzenlenmediğinin de belli olmadığı, vergi dairesine herhangi bir rapor sunulmadığı, komisyonun da defter ve belgeleri incelemeden matrah takdir ettiği, tebliğ süresinin 31/12/2015 de sona ermesi nedeniyle bu tarihten sonra yapılan ve tebliğ edilen tarhiyatın zamanaşımına uğradığı, komisyon kararının genel ifadelere dayandığı, cezalı tarhiyatın komisyonun görevi olmadığı ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Kararın aleyhe kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, davacı aleyhine onanan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve … TL den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 09/06/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20. maddesinde; Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemelerinin, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapacakları, mahkemelerin, belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilecekleri, bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesinin mecburi olduğu düzenlenmiştir. Buna göre idari yargılamada re’sen inceleme ilkesi geçerli olup, bu ilke uyarınca yargı yerlerinin görülmekte olan davalara ilişkin her türlü bilgi ve belgeyi isteme ve inceleme hakkı bulunmaktadır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 34’üncü maddesinde, ikmalen ve re’sen tarh edilen vergilerin “ihbarname” ile ilgililere tebliğ olunacağı; 35’inci maddesinin son fıkrasında, re’sen takdiri gerektiren inceleme raporunun bir suretinin ihbarnameye ekleneceği düzenlenmiştir.
İhbarnamelerin dayanakları olan vergi inceleme raporlarının tebliğ edilmemesinin esasa etkili ve ihbarnameyi hükümsüz kılacak nitelikte bir usul hatası olduğu, tarhiyatın maddi ve hukuki sebepleri hakkında mükellefin yasal haklarını kullanabilmesinin sağlanabilmesi için davacı adına uyuşmazlık konusu tarhiyatın dayanak olarak alındığı vergi tekniği raporu eklenmeden yapılan bir tebligatın geçerliliğinden söz edilemeyecektir.
Uyuşmazlıkta, davacı hakkında düzenlenen ihbarnamelerin dayanağının, takdir komisyonu kararları olduğu, esas itibariyle takdir komisyonu kararlarının da davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporuna dayandığı anlaşıldığından, vergi tekniği raporunun mükellefe tebliğ edilip edilmediği hususu araştırılarak bir karar verilmesi gerektiğinden, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.