Danıştay Kararı 10. Daire 2022/2822 E. 2022/3124 K. 08.06.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/2822 E.  ,  2022/3124 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/2822
Karar No : 2022/3124

DAVACI : …’na velateyen

VEKİLİ : Av. ….

DAVALILAR : 1- …. Başkanlığı
2- … Kurumu

DAVANIN_ÖZETİ : … Kurumunun … tarih ve … sayılı işlemi ile anılan işlemin dayanağı olan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği’nin “Duchenne Müsküler Distrofi (DMD) hastalığında Ataluren kullanım ilkeleri” başlığı altında düzenlenen 4.2.45. maddesinin iptali ve yürütülmesinin durdurulması istenilmektedir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanun’un 3. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin öncelikle dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun’un 3. maddesine uygun olup olmadığı incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği; 7. maddesinin birinci fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu; aynı maddenin dördüncü fıkrasında ise, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri; 14. maddesinin üçüncü fıkrasında, dilekçelerin Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından, görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet ve 3 ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği; 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde ise, otuz gün içinde 3 ve 5. maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak üzere dilekçelerin reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, dava açma süresine ilişkin kurallar ile, düzenleyici işlemlere karşı iki ayrı yol izlenerek dava açma imkânı tanınmıştır. 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesi uyarınca düzenleyici işlemin ilanı üzerine altmış gün içinde dava açılabileceği gibi, düzenleyici işlemin uygulanması üzerine de, uygulama işleminin tebliği tarihinden itibaren yine altmış gün içinde düzenleyici işleme veya düzenleyici işlemle birlikte uygulama işlemine karşı dava açılabilecektir. Bu kurallar ile, ilanı üzerine düzenleyici işleme karşı dava açmamış bulunan ilgililere, dava konusu edebilecekleri bir uygulama işleminin varlığına bağlı olarak, düzenleyici işleme karşı dava açma imkanının sağlanması amaçlanmıştır. Bu durumda, düzenleyici işleme karşı dava açılabilmesi uygulama işleminin varlığına bağlı olduğu için, dava dilekçesinde, düzenleyici işleme dayalı olarak tesis edilen bir uygulama işleminin olup olmadığının, bir uygulama işlemi varsa, davanın süresinde açılıp açılmadığının tespiti bakımından işlemin tebliğ tarihinin gösterilmesi, öte yandan, uygulama işleminin veya başvuru dilekçesinin birer örneğinin de, dava dilekçesine eklenmesi gerekmektedir.
Dava dilekçesinin incelenmesinden; davacı tarafından, 2010 doğumlu çocuğunun “duchenne musküler distrofi” hastalığının tedavisinde kullanılmak üzere “ataluren” etkin maddeli ilacı kullanmak zorunda olduğu, anılan ilacın temini için 14/04/2022 tarihinde davalı idareye başvuruda bulunulduğu, anılan başvurunun Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun 25/04/2022 tarih ve E-16358815-506.01-742786 sayılı işlemi ile “6 dakikalık yürüme testi sonucunun bildirildiği detaylı epikriz tarafımıza iletilmemiştir. … Tedaviye devam edilmek istenilmesi durumunda yukarıda bahsi geçen bilgilendirmelerin tarafımıza yapılması ardından başvurunuz yeniden değerlendirilecektir.” şeklinde reddedildiği, bunun üzerine anılan işlemin ve dayanağı olduğu iddia edilen Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği’nin “Duchenne Müsküler Distrofi (DMD) hastalığında Ataluren kullanım ilkeleri” başlığı altında düzenlenen 4.2.45. maddesinin iptali ve yürütülmesinin durdurulmasının istenildiği ancak davalı idareye yapılan başvurunun ve iptali istenen dava konusu işlemin dava dilekçesine eklenmediği görülmektedir.
Davacı tarafından, ilacın temini için Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumuna başvuruda bulunulduğu, anılan başvurunun Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunca reddedildiği belirtilmekte iken, ret işlemin dayanağı olarak Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayımlanan ve Kurumca finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri, yol, gündelik ve refakatçi giderlerinden yararlanma esas ve usulleri ile bu hizmetlere ilişkin Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca belirlenen Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenecek bedellerin bildirilmesine ilişkin Sağlık Uygulama Tebliğinin iptali istemiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla dava konusu edilen ve 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin 4.2 numaralı maddesine, 14/07/2016 tarih ve 29770 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik yapılmasına Dair Tebliğin 11. maddesi ile eklenen, ardından 10/05/2018 tarih ve 30417 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tebliğ ile kısmen değiştirilen “Duchenne Müsküler Distrofi (DMD) hastalığında Ataluren kullanım ilkeleri” başlıklı 4.2.45. alt maddesinin, dava konusu bireysel işlemin dayanağı olup olmadığı anlaşılamamakta olup, bu haliyle dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun’un 3. maddesine uygun olmadığı görülmektedir.
Öte yandan, 2577 sayılı Kanun’un “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller” başlıklı 31. maddesinde, “Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, dosyanın taraflar ve ilgililerce incelenmesi, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler, elektronik işlemler ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygunlanır.” hükmüne yer verilmiş olup, buna göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Taraf ehliyeti” başlıklı 50. maddesinde, “Medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir.”; “Dava ehliyeti” başlıklı 51. maddesinde, “Dava ehliyeti, medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir.”; “Davada kanuni temsil” başlıklı 52. maddesinde ise, “Medenî hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanlar davada kanuni temsilcileri, tüzel kişiler ise yetkili organları tarafından temsil edilir.” hükmü yer almaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 335. maddesinin birinci fıkrasında, ergin olmayan çocuğun, ana ve babasının velâyeti altında olduğu belirtilmiş; 336. maddesinde, “Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velâyeti birlikte kullanırlar. Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim, velâyeti eşlerden birine verebilir. Velâyet, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, velayet altında bulunan ve anne-babası sağ ve evli bulunan küçük adına açılacak davalarda, küçüğün sınırlı ehliyetsiz konumda bulunması sebebiyle küçük adına velayet hak ve yetkisini kullanan ve küçüğün menfaatleri doğrultusunda hareket etmekle yükümlü bulunan kanuni temsilci anne ve babanın ortak dava açma zarureti bulunmaktadır.
Dava dilekçesi ekinde sunulan vekaletnamede, davacı vekiline çocuğun velisi olarak anne ve babasının birlikte vekalet verdiği, ancak çocuk adına velayeten sadece babasının vekili olarak dava açıldığı görüldüğünden, yeniden düzenlenecek dava dilekçesinde, çocuk adına velayeten anne ve babanın ortak dava açması; evlilik birlikteliği sona ermiş ise velayeti kendisine bırakılan kişi tarafından çocuk adına davanın açılması ve velayetin kendisine bırakıldığına ilişkin mahkeme ilamının dava dilekçesine eklenmesi gerektiğinden, dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun’un 3. maddesine bu yönüyle de uygun bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, davanın; çocuk adına velayeten anne ve baba tarafından ortak açılması; evlilik birlikteliği sona ermiş ise velayeti kendisine bırakılan kişi tarafından çocuk adına açılması; vekil tarafından açılacak ise de, çocuk adına velayeten anne ve baba tarafından verilen vekaletnameye uygun olarak açılması; bununla birlikte davacı tarafından, davalı idareye yapılan başvuru ile iptali istenen dava konusu işlemin dava dilekçesine eklenmek suretiyle 2577 sayılı Kanun’un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığı’na hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle açılması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren 30 (otuz) gün içinde, yukarıda belirtilen eksiklikler giderilmek suretiyle dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE, aynı Kanun’un 15. maddesinin beşinci fıkrasına göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilecek dilekçede de aynı yanlışlıkların yapılması halinde davanın reddedileceğinin davacıya duyurulmasına, davanın yenilenmesi hâlinde yeniden harç alınmamasına, davanın yenilenmemesi durumunda yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve kullanılmayan … TL yürütmenin durdurulması harcı ile posta gideri avansından artan miktarın istemi halinde davacıya iadesine, 08/06/2022 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.