DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/1403 E. , 2022/2096 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1403
Karar No : 2022/2096
TEMYİZ EDENLER : I-(DAVACI): … A.Ş.
VEKİLLERİ: Av. Dr. …, Av….
II-(DAVALI): … Kurumu
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 23/02/2021 tarih ve E:2020/975, K:2021/629 sayılı kararının aleyhe olan kısımlarının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Rekabet Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının, … Dağıtım A.Ş. devralındıktan sonra 18/09/2005 tarihinden itibaren açılan ve yatırım maliyeti … Petrol A.Ş. tarafından karşılanan 74 ayrı istasyon için imzalanan dikey anlaşmalara ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 23/02/2021 tarih ve E:2020/975, K:2021/629 sayılı kararıyla;
Dairelerinin dava konusu işlemin iptali yolundaki 14/04/2015 tarih ve E:2011/688, K:2015/1456 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 08/11/2017 tarih ve E:2015/3253, K:2017/3542 sayılı kararıyla; “…Olayda, dava konusu 74 dikey ilişkinin, 14’ünde bayilik sözleşmelerinin, kira/intifa sözleşmelerinden sonraki bir tarihte imzalandığı, 2 dikey ilişkide bayilik sözleşmeleri ile kira/intifa sözleşmelerinin aynı tarihte, kalan 58 dikey ilişkide ise, bayilik sözleşmelerinin kira/intifa sözleşmelerinden daha önce imzalandığı görülmektedir.
Bu durumda, söz konusu 14 dikey ilişkiye yönelik olarak tanınan bireysel muafiyete ilişkin sürenin, bayilik sözleşmesi tarihi itibarıyla başlaması gerekirken, tesis edilen ilk sözleşme olan kira/intifa sözleşmesi tarihinin esas alınmasında hukuka uyarlık bulunmadığından, Dairece bu husus değerlendirilerek yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.” gerekçesiyle bozulduğu,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihaî kararlarının Danıştay’da temyiz edilebileceği, 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulunun, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği; 2577 sayılı Kanun’un 49/4. ve 50. maddelerinde, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu hususlarının kurala bağlandığı, böylece Danıştay dava dairelerine ısrar imkânının tanınmadığı,
Aktarılan kanun hükümlerine göre, Danıştay dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarınca bozulması hâlinde Danıştay dava dairelerine ısrar imkânı tanınmadığından, bozma kararına uyularak İdari Dava Daireleri Kurulu kararında belirtilen gerekçelerle dava konusu Kurul kararının kısmen iptaline, davanın kısmen reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek,
Dava konusu Kurul kararının, 18/09/2005 tarihinden sonra açılan ve yatırım maliyeti … Petrol A.Ş. tarafından karşılanan 74 ayrı istasyon için imzalanan dikey anlaşmalardan, bayilik sözleşmeleri kira/intifa sözleşmelerinden daha sonra akdedilmiş olan 14 istasyona ilişkin kısmının iptaline; 18/09/2005 tarihinden sonra açılan ve yatırım maliyeti … Petrol A.Ş. tarafından karşılanan 74 ayrı istasyon için imzalanan dikey anlaşmalardan, bayilik sözleşmeleri kira/intifa sözleşmeleri ile aynı tarihte imzalanan 2 istasyon ile bayilik sözleşmeleri kira/intifa sözleşmelerinden daha önce akdedilmiş olan 58 istasyona ilişkin kısmı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, somut uyuşmazlık kapsamında muafiyet talebiyle başvurulan dikey anlaşmalara kira veya intifa hakkı sonuna kadar bireysel muafiyet tanınması talebinin reddinin de dava konusu edildiği, oysa temyize konu Daire kararında muafiyet süresinin sona ermesi gerektiği tarihle ilgili iddialarının karşılanmadığı, davalı idarece pazarın geneline yönelik değerlendirmede bulunmak suretiyle bireysel muafiyet talebinin 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesine aykırı bir biçimde reddedildiği, oysa birel koşul işlem niteliğindeki dava konusu Kurul kararında salt işlemden yararlanacak olan şirketlerinin hukuki durumunun gözetilerek bir sonuca ulaşılması gerektiği, iptali talep edilen Kurul kararına konu anlaşmalar yönünden 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde bireysel muafiyet için aranan koşulların gerçekleştiği belirtilerek, bu nedenle Kurul kararına konu anlaşmaların tamamı yönünden kira veya intifa hakkı süresi boyunca muafiyet tanınmasının hukuken zorunluluk arz ettiği belirtilerek, Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, 4054 sayılı Kanun, 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Tebliğ ve Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz uyarınca, rekabet etmeme yükümlülüğünün dikey anlaşmayı oluşturan kira/intifa sözleşmesi veya işleticilik sözleşmesinden hangisi önceki tarihli ise o tarihten itibaren başladığının kabulü gerektiği, temyize konu Daire kararının emsal teşkil ettiği takdirde bir istasyonda kira sözleşmesinden çok sonra işleticilik sözleşmesi akdedildiği hallerde uzun yıllar o istasyonda başka firmanın fiilen ve hukuken faaliyette bulunmama sonucunun gündeme geleceği, bu durumun muafiyet süresinin çok üzerinde ilgili akaryakıt istasyonlarının rakip firmalara kapatılması sonucunu doğuracağı, olağan hayat tecrübelerine göre, kira/intifa veya işleticilik sözleşmesinden herhangi birinin önce yapılması halinde, o yerde rekabeti kısıtlama etkisinin ilk anlaşma ile başlayacağının açık olduğu belirtilerek, Daire kararının iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, temyize konu Daire kararının iptale ilişkin kısmının hukuka uygun olduğu belirtilerek, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı idare tarafından, temyize konu Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmının hukuka uygun olduğu belirtilerek, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, gereği görüşüldü:
Davacılardan … Petrol A.Ş.’nin, … Akaryakıt Dağıtım A.Ş. ile birleştiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 152. maddesi uyarınca bu birleşme neticesinde anılan Şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiği anlaşılmakla, işin esasına geçildi:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin 2. fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması”,
sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; 4. fıkrasında, “Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır.” denilmiş; 50. maddesinin dördüncü fıkrasında ise Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 08/11/2017 tarih ve E:2015/3253, K:2017/3542 sayılı bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2.Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 23/02/2021 tarih ve E:2020/975, K:2021/629 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kullanılmayan … TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davalı idareye iadesine,
4.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/06/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.