Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/409 E. 2022/2099 K. 08.06.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/409 E.  ,  2022/2099 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/409
Karar No : 2022/2099

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- …
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri …
2- … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
3- … Kurumu
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 24/06/2021 tarih ve E:2016/15816, K:2021/3647 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 12/02/2011 tarih ve 27844 sayılı Resmi Gezete’de yayımlanan 2011/1406 sayılı Bakanlar Kurulu kararının, “radyo ve/veya televizyon yayınlarını almaya yarayan cep telefonlarında %6 oranında bandrol ücreti alınacağını” düzenleyen 1. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 24/06/2021 tarih ve E:2016/15816, K:2021/3647 sayılı kararıyla;
Usul yönünden;
Davalı idarelerin usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmediği,
Esas yönünden;
Dosyadaki teknik raporlar ve görüş yazılarında yer verilen değerlendirmeler dikkate alındığında; cep telefonlarında radyo-tv alıcısının ayrı bir eklenti olmadığı, bu nedenle, cihazın bünyesindeki radyo alıcısı işlevini görebilecek olan parçanın, tek başına, cihazdan ayrı olarak anlam ifade etmediği, birçok fonksiyona sahip bu cihazlarda yer alan parçaları ortak olarak kullanan radyo alıcısı ve diğer kısımlarının değer tespitinin, objektif kriterlere dayalı olarak yapılmasının mümkün olmadığı sonucuna ulaşıldığı,
Öte yandan, 3093 sayılı Kanun’un 4. maddesinde, radyo, televizyon, video ve bunlardan oluşan birleşik cihazlar tek tek sayıldıktan sonra, maddeye, 15/06/1987 tarih ve 3383 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle, yukarıda sayılan cihazların dışında kalan ve radyo televizyon yayınını almaya yarayan her türlü cihazlar ibaresine yer veren altıncı bendin eklendiği, maddenin 4. fıkrasında, 16/06/2009 tarih ve 5904 sayılı Kanun’un 36. maddesiyle yapılan değişiklik sonucunda, bu maddede belirtilen oranları topluca veya ayrı ayrı iki katına kadar artırmaya veya kanuni oranı sıfıra kadar indirmeye, 1. fıkrasının altıncı bendi kapsamında bandrole tabi olan cihazları türleri ve özellikleri itibarıyla gruplandırmaya ve her bir grup için farklı bandrol oranları belirlemeye Bakanlar Kurulunun yetkili olduğunun belirtildiği,
Anılan kanuni düzenlemelere göre, kanun koyucu tarafından sayılan cihazlar üzerinden belli oranlarda bandrol ücreti alınması yönünde hüküm koyulduğu, radyo ve/veya televizyon yayını almaya yarayan her türlü cihazın bu özelliği itibarıyla bizatihi kendisinin bandrole tabi tutulduğu, asli işlevi radyo ve/veya televizyon yayını almak olmasa da bu cihazın tümünün kastedildiğinin açıkça anlaşıldığı,
Bunun yanında, kanunun amacına uygun olarak radyo ve televizyon gibi doğrudan yayın alma işlevine sahip cihazlar için %16 oranında bandrol ücreti alınması hüküm altına alınmış iken, radyo ve/veya televizyon yayını almaya yarayan cihazlardan biri olan cep telefonları için, kanunun verdiği yetkiye dayanarak Bakanlar Kurulu tarafından %6 gibi daha düşük bir oran belirlendiği, böylece, cihazların işlevlerindeki farklılıklar dikkate alınmak suretiyle bandrol ücreti belirlenerek cihaz özelliklerinin göz önünde bulundurulduğu ve bandrol ücretinde yayın alma özelliği esas alınarak ücret belirlendiği,
Anılan nedenlerle iptali istenilen düzenlemede hukuka aykırılık görülmediği,
Gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu Bakanlar Kurulu kararında, dayanak 3093 sayılı Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Gelirleri Kanunu’nun idareye tanıdığı yetkinin aşıldığı; anılan Kanun’da asıl işlevi radyo ve televizyon yayını almak olan cihazların bandrol ücretine tabi tutulmasının amaçlandığı; oysa dava konusu düzenleme ile asıl işlevi radyo ve televizyon yayını almak olmayan telefonların tüm bedeli üzerinden bandrol ücretine tabi tutulmasının 3093 sayılı Kanun’un amacı, kapsamı ve ruhuyla bağdaşmadığı; cep telefonlarının tüm bedeli üzerinden bandrol ücretine tabi tutulmasının eşitlik, hakkaniyet ve ölçülülük ilkelerine da aykırılık teşkil ettiği; temyize konu Daire kararında yer alan radyo alıcısının değer tespitinin objektif kriterlere göre yapılamaması yönündeki tespitin somut delil ve argümana dayanmadığı; cep telefonlarının radyo yayını almaya yarayan kısmının bulunduğu çipsetin ayrı bir değerinin bulunduğu; sunulan Raporda radyo ve televizyon yayını için gereken parçaların cep telefonunun diğer radyo işlevlerini gerçekleştiren bölümlerle birlikte ayrı tümdevre içinde olduğu, bu devrelerin satın alınıp ithal edilebildiği, maliyetinin tüm malzeme maliyetine oranının 1/50 oranının altında kaldığı tespitlerine yer verildiği; 3093 sayılı Kanun’da 2017 yılında yapılan değişiklik ile “cihaz” kavramının tanımlandığı; bu değişiklik ile, 2017 yılından önce cihaz kavramının belirsiz olduğu hususunun kanun koyucu tarafından da kabul edildiği; dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının tesis edildiği dönemde “cihaz” kavramının belirsiz olduğu gözetildiğinde, cep telefonlarının tüm bedeli üzerinden bandrol ücreti alınacağını öngören düzenlemenin hukuka aykırı olduğu belirtilerek, temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idareler tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması”,
sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 24/06/2021 tarih ve E:2016/15816, K:2021/3647 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 08/06/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.