Danıştay Kararı 10. Daire 2017/920 E. 2022/3148 K. 08.06.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2017/920 E.  ,  2022/3148 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2017/920
Karar No : 2022/3148

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Özbekistan uyruklu olan eşi …’ya ikamet izni verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı İstanbul Valiliği Emniyet Müdürlüğü işleminin iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; Danıştay Onuncu Dairesinin 13/05/2016 tarih ve E:2013/3656, K:2016/2695 sayılı bozma kararına uyulmak suretiyle, evlilik ilişkisinin geçersizliğine hükmedilmesinin ancak adli yargı yerince bu konuda verilecek bir karar ile mümkün olduğu, yargı yerlerince verilmiş bir karar olmadıkça idarece, evliliğin formalite (muvazaalı) olduğu konusunda bir değerlendirme yapılarak idari işlem tesisine hukuken olanak bulunmadığı, bu sebeple, davacının kurmuş olduğu aile birliğinin korunmasının anayasal bir zorunluluk olup, davacının eşinin evlendiği tarihten sonra Türkiye’de ikamet etmesine engel teşkil edebilecek nedenler ortaya konulmadıkça ikamet tezkeresi başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı ve Özbekistan uyruklu olan eşi hakkında yapılan yargılama sonucunda bir kimseyi fuhuşa teşvik etmek veya yaptırmak veya aracılık ettirmek suçuna ilişkin fiilin sübuta erdiği, davacı ve eşinin fuhuşa aracılık etmek suretiyle kanunla yasaklanan ve örf adetle telif edilemeyecek faaliyetlerde bulunduğu, dolayısıyla davacının eşinin, ülkeye girişi yasak olan ve ikamet izni verilemeyecek kişiler kapsamında olduğundan, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, ayrıca idareleri aleyhine harca hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğu, belirtilen sebepler uyarınca temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dosya içerisinde yer alan İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 23/11/2007 tarih ve 5007 sayılı Genelgesinin “B-Yapılan Tahkikat Sonucunda “Türk Vatandaşı ile Yapmış Olduğu Evliliğin Formalite Olduğu Anlaşılanlar” Hakkında Dikkat Edilecek Hususlar” başlığının 1. bölümünün 3. paragrafında, daha önce formalite evlilik yapmış olan yabancıların tekrar ikamet izni başvurusunda bulunmaları halinde belirsiz tarihlerde evlilik tahkikatı yapılacağı ve araştırma sonucuna göre aile birliği olması halinde V-70 tahdit kodunun iptal edilerek ikamet izni kullandırılacağı düzenlenmiş olmasına rağmen, dava konusu işlemde V-70 tahdit kodunun düşülebilmesi ve davacının eşine ikamet izni düzenlenmesi için davacının eşinin bulunduğu ülkedeki Türk konsolosluğundan aile birleşimi amaçlı vize alarak ikamet izni talebinde bulunması gerektiği belirtilerek başvurunun reddedildiği, bu haliyle anılan Genelge hükmünde yer alan düzenleme kapsamında davacının evliliğine yönelik yapılacak araştırma sonucu işlem tesis edilmesi gerekirken, anılan düzenlemeye aykırı olarak davacının başvurusunun reddi yolunda tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından, İdare Mahkemesi kararının bu gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacının Özbekistan uyruklu olan eşi …’ya 22/02/2008-21/05/2008 ve 19/02/2009-18/05/2009 tarihleri arasında turistik amaçlı ikamet izni verilmiştir.
Bunun ardından 15/07/2009 tarihinde Türk vatandaşı davacı ile Özbekistan uyruklu … evlenmiştir. Bu evliliği dolayısıyla davacının yabancı uyruklu eşine 20/07/2009-19/07/2010 tarihleri arasında Türk vatandaşı eşi yanında ikamet izni verilmiştir.
Sonrasında davacı ve yabancı uyruklu eşinin de aralarında bulunduğu kişiler hakkında bir kimseyi fuhuşa teşvik etmek veya yaptırmak veya aracılık ettirmek suçundan … Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan ceza soruşturması kapsamında davacının eşi … Sulh Ceza Mahkemesinin … tarihli ve … sayılı kararıyla tutuklanmıştır. Sonrasında anılan suçlarla ilgili olarak Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nca … sayılı iddianame düzenlenerek davacı ve eşi hakkında … Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmış ve davacının eşi, anılan Mahkemenin E:… sayılı dosyasında tutukluyken sınır dışı edilmek üzere tahliye edilerek 16/12/2009 tarihinde geri gönderme merkezine teslim edilmiştir.
Geri gönderme merkezindeki işlemleri sırasında davacı ve eşinin evli olmaları nedeniyle davalı idarece söz konusu evliliğe yönelik olarak yapılan tahkikat sonucunda, anılan evliliğin formalite evlilik olduğu tespit edilmiş ve davacının eşi hakkında 29/12/2009 tarihinde formalite evlilik anlamına gelen V-70 tahdit kodu ve 1 yıl süreli yurda giriş yasağı uygulanmış ve davacının eşi bu tarihte sınır dışı edilmiştir.
Davacının eşi, 1 yıl süreli giriş yasağının dolması akabinde 21/01/2011 tarihinde yeniden ülkeye giriş yapmış ve Türk vatandaşı eşi yanında ikamet izni verilmesi istemiyle başvuruda bulunmuştur. Ancak, davacının eşi hakkında V-70 tahdit kodu uygulandığı görüldüğünden, anılan başvuru kabul edilmeyerek, davacının eşine ülkeden çıkış yapmasını teminen 17/03/2011-31/03/2011 tarihleri arasında geçerli 15 gün süreli ikamet izni verilmiştir.
Öte yandan, … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davacı ve eşinin de aralarında bulunduğu sanıklar hakkında bir kimseyi fuhuşa teşvik etmek veya yaptırmak veya aracılık ettirmek suçundan ayrı ayrı 1 yıl 8 ay hapis cezası ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmaları yönünde hüküm kurulmuş, daha sonra bu hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulamada ise söz konusu kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği görülmektedir.
Son olarak davacı tarafından, 21/11/2011 tarihinde Özbekistan uyruklu olan eşine ikamet izni verilmesi istemiyle davalı idareye başvuruda bulunulmuş, anılan başvurunun … tarih ve … sayılı İstanbul Valiliği Emniyet Müdürlüğü işlemi ile reddi üzerine, bu işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan ve 6458 sayılı Kanun ile 04/04/2014 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılan (Mülga) 5683 sayılı Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun’un,
“İkamet tezkeresinin reddolunacağı haller” başlıklı 7. maddesinde,
“A) Sırf iş tutmak için gelecek sanat ve meslek erbabı olup da tutacağı iş, kanunlar gereğince Türk vatandaşlarına hasredilmiş bulunan,
B) Türk kanun veya örf ve adetleriyle yahut siyasi icabatla telif edilemiyecek durumda olan veya faaliyette bulunan,
C) Türkiye’de kalmak istediği müddet zarfında yaşamak için maddi imkanları meşru bir şekilde temin edemiyeceği sabit olan,
D) Türkiye’ye girmesi memnu olup da her nasılsa girmiş bulunan,
E) Türkiye’de oturduğu müddetçe huzur ve asayişi ihlal eden,
Yabancılara ikamet tezkeresi verilmez” hükmüne yer verilmiştir.
“Muzır şahıslar” başlıklı 19. maddesinde ise İçişleri Bakanlığınca memlekette kalması umumi güvenliğe, siyasi ve idari icaplara aykırı sayılan yabancıların verilecek muayyen müddet zarfında Türkiye’den çıkmağa davet olunacağı, bu müddetin sonunda Türkiye’yi terketmiyenlerin sınır dışı edilebileceği kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen kurallara göre, idarenin Türk kanun veya örf ve adetleriyle yahut siyasi icabatla telif edilemiyecek durumda olan veya Türkiye’de kalması idari icaplara aykırı sayılan yabancılara ikamet izni vermeme, izin süresini kısaltma ve sınır dışı etme yönünde işlem tesis edebileceği açıktır.
Uyuşmazlık konusu işlem, evliliğin anlaşmalı (muvazaalı) olduğundan bahisle tesis edilmiş olup; İdare Mahkemesince, evliliğin geçersizliğine idarece değil adli yargı yerlerince karar verilebileceğinden ve aile birliğinin korunması anayasal bir zorunluluk olduğundan, Türkiye’de ikamet etmesine engel teşkil edebilecek nedenler ortaya konulmadıkça davacıya ikamet tezkeresi verilmemesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle işlem iptal edilmiştir.
Evliliğin geçersiz (muvazaalı) olup olmadığının saptanmasının adli yargı yerlerine ait olduğunda tartışma bulunmamakla birlikte, bu durum, dava konusu işlemin sebep unsurunu teşkil eden muvazaa iddiası dolayısıyla maddi olaya 5683 sayılı Kanun’un yukarıda anılan 7. ve 19. maddelerinin uygulanmasına engel teşkil etmemektedir.
Dosya içerisinde yer alan, davacının evliliğine yönelik olarak yapılan tahkikatlar sonucu düzenlenen 21/12/2009 tarihli tutanakta; bildirilen ikamet adresine gidildiğinde, kapıyı … isimli bir şahsın eşinin açtığı, bu adrese cumartesi günü taşındıklarının ve burada daha önce oturan şahısları tanımadıklarının beyan edildiği; söz konusu adreste apartman görevlisi olarak çalışan kişi tarafından ise, davacının bir yıldır bu adreste oturduğu, bazı dönemler yanında yabancı bir kadının kaldığı, son üç dört aydır eve kimsenin uğramadığı, davacının 13/12/2009 tarihinde belirtilen adresten taşındığı ve taşınma işlemleri esnasında adreste olmadığı hususlarının beyan edildiği, bahse konu evlilik ile ilgili apartmanda ve çevrede yapılan araştırmalarda davacı ve eşinin fazla tanınmadığı, dolayısıyla evliliklerinin aile birliği kurmaya yönelik olmadığına ilişkin tespitlere yer verildiği görülmektedir.
Öte yandan, yukarıda yer verilen ceza davasında, davacı ve eşinin de aralarında bulunduğu tüm sanıkların yabancı uyruklu kadınların fuhuş yapmalarına aracılık ettikleri gerekçesiyle isnat edilen suçu işledikleri sabit görüldükten sonra haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı tarafından evliliği dolayısıyla Özbekistan uyruklu olan eşine ikamet tezkeresi verilmesi istemiyle başvuruda bulunulmuş ise de, yukarıda yer verilen tespitler uyarınca davacı ve yabancı uyruklu eşinin evlilik birlikteliği içerisinde yaşamadıkları, ayrıca davacı ve eşi hakkında yapılan ceza yargılaması sonucu sübuta eren idari icaplara aykırı fiilleri birlikte değerlendirildiğinde; davacının yabancı uyruklu eşine (Mülga) 5683 sayılı Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun’un 7. maddesi ve 19. maddesinde yer alan düzenlemeler uyarınca ikamet izni verilmemesi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, İdare Mahkemesince bozma kararı üzerine yeniden yapılacak yargılamada, yargılama giderleri yönünden de yeniden hüküm kurulacağından, davalı idarenin yargılama giderlerine yönelik temyiz istemi hakkında bu aşamada karar verilmesine gerek görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/06/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.