Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/1507 E. 2022/2072 K. 08.06.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1507 E.  ,  2022/2072 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1507
Karar No : 2022/2072

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- …
VEKİLİ : …
2- … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU :Danıştay Altıncı Dairesinin 23/02/2022 tarih ve E:2021/2215, K:2022/2140 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Manisa ili, Yunusemre ilçesi, Karaali ve Gürle Mahalleleri sınırları içerisinde bulunan ve ekli listede kamulaştırma bilgileri yer alan taşınmazların, Manisa Organize Sanayi Bölgesi alanının ilave yatırımlara imkan sağlamak üzere genişletilmesi amacıyla Manisa Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 05/11/2020 tarih ve 31295 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 04/11/2020 tarih ve 3177 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 23/02/2022 tarih ve E:2021/2215, K:2022/2140 sayılı kararıyla;
Dava dosyasının incelenmesinden, uyuşmazlık konusu … parsel sayılı taşınmaza el konulmasına karar verilmesi istemiyle, … Asliye Hukuk Mahkemesinin E:.. D.İş sayılı dosyasında açılan davada, taşınmaz açısından bilirkişilerce tespit edilen bedelin Manisa Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından, depo edilmeyeceği yönündeki beyanına istinaden, … Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarih ve E:… D.İş, K:… sayılı kararı ile el koyma talebinin usulden reddine karar verildiğinin anlaşıldığı,
Bu durumda; adli yargıda görülen tespit dosyasında, Manisa Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı vekilince, … parsel sayılı taşınmaz yönünden verilen depo kararının yerine getirilemeyeceği yönündeki beyanı dikkate alındığında, davaya konu taşınmaz açısından Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesinin uygulanmasını gerektiren acelelik halinin bulunmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :
Cumhurbaşkanlığı tarafından, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca yapılan incelemede, dava konusu parsellerin Manisa Organize Sanayi Bölgesi (OSB) 7. Kısım ilave alan sınırları içerisinde kaldığının tespit edildiği, Manisa OSB 7. kısım ilave alan yer seçimi etüt çalışmalarının Manisa Valiliği’nin … tarih ve … sayılı talebi üzerine başlatıldığı, yer seçimi etüt çalışmaları neticesinde yaklaşık 496 hektar büyüklüğündeki alanın 02/09/2019 tarihinde mahallinde, yer seçimi komisyonunca incelendiği ve yer seçimi komisyonuna katılan kurum ve kuruluş temsilcilerinin oybirliği ile yer seçiminin uygun görüldüğü, yaklaşık 496 hektar büyüklüğündeki alanın, tarım arazisi niteliğindeki yaklaşık 456,9885 hektarlık kısmı için 5403 sayılı Kanun’un 13. ve 14. maddeleri kapsamında tarım dışı kullanım izinleri verilerek OSB ilave alan sınırlarının kesinleştirildiği, yatırım süreci gözetildiğinde, olayda acelelik hali bulunduğu sonucuna ulaşılarak tesis edilen dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
Manisa Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından, adli yargıda usul hukukunu ilgilendiren hususa dayalı olarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmesinde isabet olmadığı, zira kamulaştırma sürecinde acelelik hali bulunup bulunmadığının, adli yargıda depo edilmesi istenilen bedellerin yatırılıp yatırılmamasına bağlanmasının hukuki olmadığı, Manisa Organize Sanayi Bölgesinin, doğrudan yabancı sermayeli yatırımcıların ülkemizde yatırımlarını sağlayabilmeleri için uluslararası düzeyde, Avrupa’daki gelişmiş sanayi bölgeleri ile rekabet etmekte olduğu, tevsii alanı dahilinde dört adet parselin acele kamulaştırma kapsamından çıkartılmasının, sanayi parseli üretiminde engel teşkil edeceği, yabancı sermayeli yatırımcıların altyapı ve donatı alanları hazır sanayi alanlarında yatırım yapma yönelimi nedeni ile Manisa Organize Sanayi Bölgesi VII. Kısım Tevsii Alanının tamamının acele kamulaştırma yolu ile kamulaştırılarak bir bütün olarak sanayi parseli veya parsellerinin hazırlanmasının elzem olduğu, açıklanan nedenlerle temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine,
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 23/02/2022 tarih ve E:2021/2215, K:2022/2140 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 08/06/2022 tarihinde esasta ve gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.

GEREKÇEDE KARŞI OY
X- Anayasa’nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca, mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla, Anayasa’ya uygun olarak kanunla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır.
Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolüyle de, mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi), kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır.
Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir.
Bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, Başbakanlık Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı’nın … tarih ve … sayılı yazısı ile, yabancı sermayeli bir otomotiv firmasının küresel genişleme stratejileri kapsamında, 350-400 hektar arazi üzerinde kurulması planlanan projesi açısından bedelsiz arazi tahsisinin sağlanması amacıyla Manisa Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yönetim Kurulu Başkanlığına iletilen talebe istinaden, mevcut OSB’nin %100 oranında doluluk oranına ulaştığı gerekçesiyle, uyuşmazlığa konu alanın ilave alan olarak belirlendiği, alanda, mülkiyeti şahıslara ait parsellerin de bulunduğu, yatırımcıya tahsis yapılabilmesi için, sahada hâlihazırda yer alan orta ve yüksek gerilim elektrik hatlarının, derenin, sulama kanallarının ve doğalgaz boru hatlarının deplase edilmesi, arazilerde bulunan her türlü üstyapının kaldırılması, sonuç olarak yatırımcının inşai faaliyetlerini ivedilikle başlatabilmesi ve yatırımın bölge ve ülkeye getireceği ileri teknoloji ve üretim ile bağlantılı olarak ortaya çıkaracağı istihdam ve ekonomik ilerlemenin sağlayacağı yararın sağlanabilmesi için sahanın, yatırımcının projesi kapsamındaki fabrika, sosyal donatı ve eklentilerine uygun hale getirilmesi, bu amaçla yapılacak tesviye uygulaması kapsamında hafriyat, kazı ve dolgu çalışmalarının da ivedilikle tamamlanarak, ilave alanda sağlanacak alt yapı hizmetlerine ilişkin kurulumun tamamlanması gerektiği gerekçeleriyle dava konusu işlemin tesis edildiği görülmektedir.
Diğer yandan, uyuşmazlık konusu … parsel sayılı taşınmaza el konulmasına karar verilmesi istemiyle, … Asliye Hukuk Mahkemesinin E:… D.İş sayılı dosyasında açılan davada, taşınmaz açısından bilirkişilerce tespit edilen bedelin Manisa Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından, depo edilmeyeceği yönündeki beyanına istinaden, … Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarih ve E:… D.İş, K:… sayılı kararı ile el koyma talebinin usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, yatırımcının inşai faaliyetlerini ivedilikle başlatabilmesi ve yatırımın bölge ve ülkeye getireceği ileri teknoloji ve üretim ile bağlantılı olarak ortaya çıkaracağı istihdam ve ekonomik ilerlemenin sağlayacağı yararın sağlanabilmesi için sahanın, yatırımcının projesi kapsamındaki fabrika, sosyal donatı ve eklentilerine uygun hale getirilmesi, bu amaçla yapılacak tesviye uygulaması kapsamında hafriyat, kazı ve dolgu çalışmalarının da ivedilikle tamamlanarak, ilave alanda sağlanacak alt yapı hizmetlerine ilişkin kurulumun tamamlanması gerektiği yönündeki gerekçelerin, acele kamulaştırmanın gerekçesi olamayacağı, zira proje kapsamında acele kamulaştırma yapılmaması halinde kamu düzeninin hangi ölçüde sarsılacağının ortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; dava konusu işlemde, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin somut olarak ortaya konulmadığı gerekçesiyle, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyorum.

KARŞI OY
XX- Acele kamulaştırma usulü, 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca (mülga Bakanlar Kurulunca) karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun’da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür.
Kanun’un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun’da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, Başbakanlık Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı’nın … tarih ve … sayılı yazısı ile, yabancı sermayeli bir otomotiv firmasının küresel genişleme stratejileri kapsamında, 350-400 hektar arazi üzerinde kurulması planlanan projesi açısından bedelsiz arazi tahsisinin sağlanması amacıyla Manisa Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yönetim Kurulu Başkanlığına iletilen talebe istinaden, mevcut OSB’nin %100 oranında doluluk oranına ulaştığı gerekçesiyle, uyuşmazlığa konu alanın ilave alan olarak belirlendiği, Manisa OSB 7. Kısım ilave alan yer seçimi etüt çalışmalarının Manisa Valiliği’nin … tarih ve … sayılı talebi üzerine başlatıldığı, yer seçimi etüt çalışmaları neticesinde yaklaşık 496 hektar büyüklüğündeki alanın 02/09/2019 tarihinde mahallinde, yer seçimi komisyonunca incelendiği ve yer seçimi komisyonuna katılan kurum ve kuruluş temsilcilerinin oybirliği ile yer seçiminin uygun görüldüğü, yaklaşık 496 hektar büyüklüğündeki alanın, tarım arazisi niteliğindeki yaklaşık 456,9885 hektarlık kısmı için 5403 sayılı Kanun’un 13. ve 14. maddeleri kapsamında tarım dışı kullanım izinleri verilerek OSB ilave alan sınırlarının kesinleştirildiği görülmektedir.
Alanda, mülkiyeti şahıslara ait parsellerin de bulunduğu, yatırımcıya tahsis yapılabilmesi için, sahada hâlihazırda yer alan orta ve yüksek gerilim elektrik hatlarının, derenin, sulama kanallarının ve doğalgaz boru hatlarının deplase edilmesi, arazilerde bulunan her türlü üstyapının kaldırılması, sonuç olarak yatırımcının inşai faaliyetlerini ivedilikle başlatabilmesi ve yatırımın bölge ve ülkeye getireceği ileri teknoloji ve üretim ile bağlantılı olarak ortaya çıkaracağı istihdam ve ekonomik ilerlemenin sağlayacağı yararın sağlanabilmesi için sahanın, yatırımcının projesi kapsamındaki fabrika, sosyal donatı ve eklentilerine uygun hale getirilmesi, bu amaçla yapılacak tesviye uygulaması kapsamında hafriyat, kazı ve dolgu çalışmalarının da ivedilikle tamamlanması gerektiği, yine ilave alanda sağlanacak alt yapı hizmetlerine ilişkin kurulumun tamamlanması için çalışmaların ivedilikle tamamlanabilmesinde acelelik hali ve kamu yararı bulunduğu açıktır.
Bu itibarla; dava konusu işleme dayalı olarak adli yargıda görülmekte olan uygulama işlemlerine ilişkin süreç esas alınarak verilen temyize konu kararda isabet bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.