Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2018/4990 E. , 2022/3751 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2018/4990
Karar No : 2022/3751
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, gayrimenkul alım satım faaliyeti nedeniyle elde ettiği kazancını kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle takdir komisyonunca belirlenen matrah üzerinden resen tarh edilen 2010 yılı vergi ziyaı cezalı gelir ve geçici vergilerin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; 2010 yılında 8 adet gayrimenkul alım satımı yapan ve aksine bir delil ortaya koymayan davacının bu işlemlerinin ticari faaliyet kapsamında yapıldığı, bununla birlikte safi gelire nasıl ulaşıldığının gösteren gelir ve gider unsurları gösterilmeden ve bu bilgilerin teminine yönelik inceleme ve araştırma yapılmadan, vergi matrahını belirlemeye yeterli somut veriler ortaya konulmadan genel ifadeler kullanılarak belirlenen matraha dayalı dava konusu tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, vergiyi doğuran olayla ilgisi açık ve tabii bulunmayan ifadelerin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olacağı, 30. maddesinde, re’sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanunî ölçülere dayanılarak tespitine imkân bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması olduğu, 74. maddesinde, yetkili makamlar tarafından istenilen matrah ve servet takdirlerini yapmanın takdir komisyonunun görevi olduğu, 75. maddesinde de, takdir komisyonlarının inceleme yetkisine haiz oldukları belirtilmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 37/1. maddesinde, her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların gelir vergisi yönünden ticari kazanç olduğu hükmüne yer verildikten sonra, bu Kanunun uygulanması açısından ticari kazanç sayılacak faaliyetler yedi bent halinde sayılarak hangi tür faaliyetlerin ticari kazanç sayılacağındaki tereddütler bertaraf edilmiştir. Bu kapsamda 37/4.maddesinde de, gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle devamlı olarak uğraşanların bu işlerinden elde ettikleri kazancın ticari kazanç hükümleri çerçevesinde değerlendirileceği hükmüne yer verilmiş olup, buna göre, işlem sayısındaki çokluk ve işlemdeki istikrar, yapılan faaliyetin ticari mahiyette sayılması için yeterli olmaktadır.
Öte yandan Danıştayın yerleşik hale gelmiş içtihatlarında da, bir işlemin devamlılık taşıdığının göstergesinin, o işlemin aynı vergilendirme döneminde yinelenmesi ya da önceki vergilendirme döneminde de yapılmış olması gerektiği dolayısıyla, gayrimenkul alım, satım ve inşaından elde edilen kazancın ticari kazanç olarak vergilendirilebilmesi için maddi ve şekli anlamda bir ticari organizasyonun belirgin olmadığı durumlarda, kazanç doğuran işlemin çokluğu, devamlılık unsurunu belirleyen en objektif ölçü olduğu, devamlılık unsurunun gerçekleşmesi halinde, bu işlemlerin kazanç sağlamak amacıyla yapılmadığını kanıtlama yükü vergi mükelleflerine düşeceği kabul edilmiştir.
Mezkur maddeler ile Danıştayın konuya bakışının birlikte tetkikinden, gayrimenkul alım, satım ve inşatından elde edilen kazançların ticari kazanç sayılarak vergilendirilmesinin söz konusu faaliyetin devamlılık gösterip göstermediğine bağlandığı, alım satım işinin ticari bir organizasyon içerisinde yapılması durumunda tek bir satış dahi olsa o satışın ticari bir faaliyetin unsuru sayılacağında kuşku olmayacağı, ancak ticari organizasyonun şekli ve maddi unsurlarıyla açık ve belirgin olmadığı durumlarda faaliyetin ticari amaçla ve devamlılık içerisinde yapıldığını belirleyen en objektif ölçünün muamelenin sayısı olacağı, gayrimenkul alım satımında devamlılık mevcut ise maddi ve şekli bir ticari organizasyonun yokluğunun ticari faaliyetin devamlılığını etkilemeyeceği, bu durumda taşınmaz satış işleminin kazanç sağlamak amacıyla yapılmadığını kanıtlama yükümlülüğünün mükellefe ait olacağı görülmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, Veraset ve Harçlar Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından Yahya Galip Vergi Dairesi Müdürlüğüne gönderilen … tarih ve … sayılı yazı ve eklerinde davacının gayrimenkul sattığı 2010/4,6,9,10 dönemlerinde sattığı gayrimenkullerinden dolayı mükellefiyet açılıp gelir vergisi, KDV ve geçici vergi yönünden Takdir Komisyonuna sevk edilmesi ve yapılan işlemlere ilişkin olarak bilgi verilmesinin istenilmesi üzerine, Ankara İli Altındağ İlçesi … Ada/Parseldeki gayrimenkulün …’e, Yenimahalle İlçesi … Ada/Parseldeki gayrimenkulün … Oto. Silah Malz. San. Tic. Ltd. Şti.’ne 1/2 hisseli 3 adet, Keçiören İlçesi … Ada/Parseldeki gayrimenkulün …’a, … Ada/Parseldeki gayrimenkulün …’e, … Ada/Parseldeki gayrimenkulün …’a, Yenimahalle İlçesi … Ada/Parseldeki gayrimenkulü …’a satıldığı, bu satışlarından elde edilen ticari kazancın beyan edilmemesinden dolayı ilgili dönem yıllık gelir vergisi matrahının 193.329,35 TL olarak takdir edildiği anlaşılmaktadır.
Vergi Mahkemesince de davacının faaliyetinin ticari faaliyet kapsamında yapıldığı kabul edilmekle birlikte matrahın bulunuş yöntemine ilişkin yeterli ve somut tespit yapılmadığı gerekçesiyle kabul kararı verilmiş ise de davalı idarenin vermiş olduğu cevap dilekçesi eklerinde yer alan 23/10/2015 tarihli yoklama fişinde tapu kayıtlarında …’a 92.000,00 TL olarak yapılan satışa ilişkin söz konusu meskende yapılan yoklama bilgilerinde evin alış bedelinin 160.000,00 TL olduğunun kendisi tarafından beyan edildiği, 04/11/2015 tarihli yoklama fişinde …’a 42.360,00 TL olarak yapılan satışa ilişkin söz konusu meskende yapılan yoklamada şahsın kendisi tarafından evi 10 yıl önce müteahitten aldığını beyan ettiği tespitleri değerlendirilerek matrahın bulunuş şekli yönünden yeniden değerlendirme ve inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiğinden kararda hukuka uyarlık görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 07/06/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.