Danıştay Kararı 12. Daire 2019/4940 E. 2022/3358 K. 07.06.2022 T.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2019/4940 E.  ,  2022/3358 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/4940
Karar No : 2022/3358

DAVACI : … Sendikası (…-Sen)
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …

DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. …

DAVALI YANINDA MÜDAHİL : … Sendikası
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …

DAVANIN KONUSU : Davacı Sendika tarafından, 01/09/2019 tarih ve 30875 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve 01/01/2020-31/12/2021 dönemini kapsayan … tarih ve … sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararı’nın “Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Mali ve Sosyal Haklar” başlıklı dördüncü bölümünün “Sosyal Denge Tazminatı” başlıklı 1. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Sosyal denge sözleşmesinin taraf sendikası, üyesi olmayan kamu görevlilerinden, aynı unvanlı üyesinden aldığı aidatın iki katına kadar sosyal denge sözleşmesi aidatı alabilir. Bu aidatı ödeyen kamu görevlileri, söz konusu sözleşmeden aynı usul ve esaslar dahilinde yararlanır.” şeklindeki düzenlemenin iptali istenilmiştir.

DAVACININ İDDİALARI : 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 28. maddesi uyarınca, sendika üyesi olan ve olmayan kamu görevlileri arasında ayrım yapılamayacağı, sendika üyelerinden dayanışma aidatı adı altında kesinti yapılmasının yasal olarak mümkün olmadığı; 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 39. maddesinde işçilere yönelik “dayanışma aidatı” öngörülmüş ise de, statü hukukuna tabi olan kamu görevlileri hakkında bu düzenlemenin uygulanamayacağı; ayrıca dava konusu düzenlemenin haksız rekabete yol açtığı, sendika üyelerini istifaya zorladığı, sendikal faaliyetlere sekte vurduğu ve yerleşik yargı içtihatlarına da aykırı olduğu, aynı konuda daha önce açılan davalarda iptal kararları verildiği halde, aynı düzenlemenin yeniden getirilmesi suretiyle, yargı kararlarının işlevsiz hale getirilmesinin amaçlandığı belirtilerek, dava konusu düzenlemenin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Anayasa’nın 53. ve 128. maddeleriyle, kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarının toplu sözleşmeyle veya toplu sözleşme görüşmelerinde mutabakata varılamaması halinde Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararıyla belirlenebilmesine imkan sağlandığı; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 15. maddesiyle, belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine toplu sözleşmeyle belirlenen tavan tutarı aşmamak kaydıyla sosyal denge tazminatı ödenebilmesine olanak sağlandığı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 32. maddesiyle de sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere mahalli idarelerde en çok üyeye sahip sendika temsilcisi ile belediye başkanı/vali arasında sözleşme imzalanabileceğinin kurala bağlandığı; bu kapsamda Anayasa, 4688 sayılı Kanun ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine uygun olarak kamu işveren heyeti ile yerel yönetimler hizmet kolunda en çok üyeye sahip sendikanın temsilcisi arasında gerçekleştirilen görüşmeler sonrasında, Kamu Görevleri Hakem Kurulu kararıyla yürürlüğe konulan dava konusu düzenlemenin kamu yararına ve mevzuata uygun olduğu belirtilerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DAVALI YANINDA MÜDAHİLİN SAVUNMASI: Usule ilişkin olarak, davacı Sendikanın da, belediye ve il özel idareleriyle imzaladığı sözleşmelerde, dayanışma aidatı alınmasına yönelik hükümler içeren sosyal denge tazminatı sözleşmelerini imzaladığı; dolayısıyla, davacının işbu davayı açmada hukuki menfaatinin bulunmadığı; esasa ilişkin olarak, toplu sözleşmenin yapılması kanunen zorunlu olmasına rağmen, sosyal denge tazminatı sözleşmesi yapılması hususunda bir zorunluluk bulunmadığı, idarenin takdir yetkisi çerçevesinde imzalanan sözleşmenin koşullarının taraflarca serbestçe belirlenebilmesinin ve sözleşmeden yararlanma koşullarının da bir takım şartlara bağlanabilmesinin mümkün olduğu; öte yandan, 4688 sayılı Kanun’da dayanışma aidatıyla ilgili bir hüküm bulunmamakla birlikte, 43. maddesiyle, bu Kanun’da hüküm bulunmayan hallerde 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun (bu Kanun’un yerine getirilen 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun) uygulanmasının öngörüldüğü, 6356 sayılı Kanun’un 39. maddesinde de dayanışma aidatı alınmasına yönelik düzenlemeye yer verildiği; bu düzenlemeyle, sendika üyesi olan ve olmayan personel arasında ayrım yapılarak, sendikalı çalışmayı özendirici kurallar getirildiği; ayrıca sosyal denge sözleşmesi aidatı kesintisinin çeşitli yargı kararlarıyla hukuka uygun kabul edildiği, Anayasa Mahkemesinin 16/10/2014 tarih ve 2013/5447 bireysel başvuru numaralı kararıyla, dayanışma aidatı alınmasının hak ihlali oluşturmadığına karar verildiği; bu nedenle dayanışma aidatı alınmasını öngören dava konusu düzenlemenin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Sosyal denge sözleşmesine taraf sendikaya üye olmayan kamu görevlilerinden sosyal denge sözleşme aidatı alınmasının ve sözleşmeden yararlanmanın dayanışma aidatı ödenmesi koşuluna bağlanmasının yasal bir dayanağının bulunmadığı; ayrıca, aynı kadro veya pozisyonlarda bulunan kamu görevlileri arasında ayrım ve eşitsizlik oluşturduğu, örgütlenme özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelikte olduğu sonucuna ulaşıldığından, dava konusu düzenlemenin iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Davacı sendika tarafından, 01/09/2019 tarih ve 30875 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 28/08/2019 tarih ve 2019/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararı’nın “Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Mali ve Sosyal Haklar” başlıklı 4. bölümünün “Sosyal Denge Tazminatı” başlıklı 1. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Sosyal denge sözleşmesinin taraf sendikası, üyesi olmayan kamu görevlilerinden, aynı unvanlı üyesinden aldığı aidatın iki katına kadar sosyal denge sözleşmesi aidatı alabilir. Bu aidatı ödeyen kamu görevlileri, söz konusu sözleşmeden aynı usul ve esaslar dahilinde yararlanır.” hükmünün iptali istemiyle açılmıştır.
11/04/2012 tarih ve 28261 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6289 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen Ek 15. maddede; belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebileceği, sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarının, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirleneceği kuralına yer verilmiştir.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 28. maddesinde; toplu sözleşmenin; kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları kapsadığı, toplu sözleşme ikramiyesi hariç olmak üzere toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmasında sendika üyesi olan ve sendika üyesi olmayan kamu görevlileri arasında ayrım yapılamayacağı; 32. maddesinde; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 15. maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabileceği, bu sözleşmenin bu Kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmayacağı ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır.
01/09/2019 tarih ve 30875 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 28/08/2019 tarih ve 2019/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararı’nın “Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Mali ve Sosyal Haklar” başlıklı 4. bölümünün “Sosyal Denge Tazminatı” başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasında, “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine, 4688 sayılı Kanun’un 32. maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %100’üdür. Sosyal denge tazminatının verilmesi yönünde yapılabilecek sözleşmelerde, tavan tutarı aşmamak kaydıyla ödenebilecek tazminatın aylık tutarı, görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, görev yerinin özelliği, çalışma süresi, kadro veya görev unvanı ile derecesi gibi kriterlere göre farklı olarak belirlenebilir.” denilmiştir.
Anılan mevzuat hükümlerinin birlikte incelendiğinde; 4688 sayılı Kanun’un 28. maddesinde, toplu sözleşme ikramiyesi hariç olmak üzere toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmasında sendika üyesi olan ve sendika üyesi olmayan kamu görevlileri arasında ayrım yapılamayacağına işaret edildiği ve söz konusu Yasanın 32. maddesinde ise sosyal denge sözleşmesi aidatı ödemelerinde sendika üyesi olanlar ile olmayanlar arasında ayrıma gidilebileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı açıktır.
Bu durumda, sosyal denge sözleşmesi aidatı ödemelerinde sadece görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, görev yerinin özelliği, çalışma süresi, kadro veya görev unvanı ile derecesi gibi objektif kriterlere göre bir farklılığa gidilebileceği, bunun dışında sendika üyesi olan ile sendika üyesi olmayan ya da başka bir sendikaya üye olanlar arasında bir ayrım yapılmasının üst normlara ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu sonucuna varıldığından dava konusu düzenlemede hukuka uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu düzenlemenin iptali gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, duruşma için önceden belirlenen 07/06/2022 tarihinde, davacı Sendika vekili Av. …’nun, davalı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı vekili Hukuk Müşaviri Av. …’in, davalı idare yanında davaya katılan Belediye ve Özel İdare Çalışanları Birliği Sendikası vekili Av. …’ın ve Danıştay Savcısı …’in katılımıyla açık duruşmaya başlanıldı. Taraflara usulüne uygun ikişer defa söz verildikten, Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan ve taraflara son kez söz verildikten sonra, duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 21/04/2021 tarih ve 31461 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 73 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca “Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı” yerine “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı” husumete alınarak ve davalı idare yanında müdahilin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek, işin gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
01/01/2020-31/12/2021 dönemine ilişkin olarak yürütülen toplu sözleşme müzakerelerinde mutabakata varılamaması üzerine, Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna müracaat edilmiştir.
Kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarına ilişkin hükümler içeren 28/08/2019 tarih ve 2019/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararı, 01/09/2019 tarih ve 30875 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Söz konusu Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararının “Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Mali ve Sosyal Haklar” başlıklı dördüncü bölümünün “Sosyal Denge Tazminatı” başlıklı 1. maddesinin ikinci fıkrasıyla, “Sosyal denge sözleşmesinin taraf sendikası, üyesi olmayan kamu görevlilerinden, aynı unvanlı üyesinden aldığı aidatın iki katına kadar sosyal denge sözleşmesi aidatı alabilir. Bu aidatı ödeyen kamu görevlileri, söz konusu sözleşmeden aynı usul ve esaslar dahilinde yararlanır.” kuralı getirilmiştir.
Bunun üzerine, bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın 53. maddesinde; “…(Ek fıkra: 07/05/2010-5982/6 md.) Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler.
(Ek fıkra: 07/05/2010-5982/6 md.) Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir.
(Ek fıkra: 07/05/2010-5982/6 md.) Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.” denilmiştir.
Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında ise, “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. (Ek cümle: 07/05/2010-5982/12 md.) Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.” kuralı yer almıştır.
11/04/2012 tarih ve 28261 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6289 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen Ek 15. maddede; “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir.” kuralına yer verilmiştir.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 28. maddesinde; toplu sözleşmenin, kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları kapsadığı, toplu sözleşme ikramiyesi hariç olmak üzere toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmasında sendika üyesi olan ve sendika üyesi olmayan kamu görevlileri arasında ayrım yapılamayacağı, 32. maddesinde; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 15. maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabileceği, bu sözleşmenin bu Kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmayacağı ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 4688 sayılı Kanun’un “Gelirler” başlıklı 24. maddesinde, Sendika ve konfederasyonların gelirlerinin; “üyelerinin ödeyecekleri üyelik ödentilerinden, bu Kanun’a göre yapabilecekleri faaliyetlerden elde edilecek gelirlerden, bağış ve yardımlardan, mal varlığından elde edilen gelirlerden” oluşacağı belirtildikten sonra; “Üyelik ödentisi” başlıklı 25. maddesinin üçüncü fıkrasında da, “Sendika tüzüğüne, üyelik ödentisi dışında her ne ad altında olursa olsun, üyelerden başka bir kesinti yapılmasını öngören hükümler konulamaz.” kuralı; “Diğer kanunların uygulanması” başlıklı 43. maddesinde, “Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 2821 sayılı Sendikalar Kanunu, 2908 sayılı Dernekler Kanunu, 743 sayılı Türk Medeni Kanunu ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacaklar hakkında kamu görevlilerinin tabi oldukları personel kanunlarının ilgili hükümleri uygulanır.” kuralı yer almıştır.
Öte yandan, 01/09/2019 tarih ve 30875 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 28/08/2019 tarih ve 2019/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararı’nın “Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Mali ve Sosyal Haklar” başlıklı dördüncü bölümünün “Sosyal Denge Tazminatı” başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasında, “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine, 4688 sayılı Kanun’un 32. maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %100’üdür. Sosyal denge tazminatının verilmesi yönünde yapılabilecek sözleşmelerde, tavan tutarı aşmamak kaydıyla ödenebilecek tazminatın aylık tutarı, görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, görev yerinin özelliği, çalışma süresi, kadro veya görev unvanı ile derecesi gibi kriterlere göre farklı olarak belirlenebilir.” kuralı; dava konusu edilen ikinci fıkrasında da, “Sosyal denge sözleşmesinin taraf sendikası, üyesi olmayan kamu görevlilerinden, aynı unvanlı üyesinden aldığı aidatın iki katına kadar sosyal denge sözleşmesi aidatı alabilir. Bu aidatı ödeyen kamu görevlileri, söz konusu sözleşmeden aynı usul ve esaslar dahilinde yararlanır.” kuralı yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa’nın 53. maddesiyle; memurlar ve diğer kamu görevlilerinin, toplu sözleşme yapma hakkına sahip olduğu; toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde, tarafların Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabileceği ve bu Kurul tarafından verilen kararların toplu sözleşme hükmünde olduğu; toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli ve usulü ile diğer hususların kanunla düzenleneceği hükme bağlanmış olup; 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’yla da toplu sözleşmeye ilişkin usul ve esaslar ayrıntılı bir biçimde düzenlenmiştir.
Ayrıca, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 15. maddesiyle; belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine, toplu sözleşmede belirlenecek tavan tutarı geçmemek üzere, ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında yapılacak sözleşmeyle belirlenmek koşuluyla, sosyal denge tazminatı ödenebilmesine imkan sağlanmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; sosyal denge tazminatı sözleşmelerinin konusunun, toplu sözleşmelerde belirlenen tavan tutarı aşmamak kaydıyla ilgili kurum ve kuruluşlarda çalışan kamu görevlilerine ödenecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek olduğu; 4688 sayılı Kanun’un 28. maddesinde belirtildiği şekilde sendika üyesi olan ve sendika üyesi olmayan kamu görevlileri arasında ayrım yapılamayacağı, aksine bir yorumun sosyal denge tazminatının adaletli bir ücret dağılımı yoluyla ekonomik ve sosyal barışı sağlama amacına ve Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğu; kaldı ki, anılan Kanun’un 32. maddesinde böyle bir ayrım yapılmasına imkan sağlayan bir düzenleme bulunmadığı gibi sosyal denge sözleşmesinde ancak görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, görev yerinin özelliği, çalışma süresi, kadro veya görev unvanı ile derecesi gibi kriterlere göre bir farklılığa gidilebileceği; bunun dışında sendika üyesi olan ile sendika üyesi olmayan ya da başka bir sendikaya üye olanlar arasında bir ayrıma gidilemeyeceği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Bu durumda, sosyal denge sözleşmesinde taraf olan sendikanın dışında kalan sendikaların üyesi olan ve hiçbir sendikaya üye olmayan kamu görevlilerinden dayanışma aidatı veya başka adlar altında farklı oranlar üzerinden ödenti (aidat) alınmasına ilişkin hükümlerin, sosyal denge tazminatının ödenmesinde aynı kadro veya pozisyonlarda bulunan kamu görevlileri arasında ayrım (eşitsizlik) yaratacağı açık olduğundan, dava konusu düzenlemede hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Her ne kadar, davalı idare yanında davaya katılan Sendika tarafından, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nda dayanışma aidatıyla ilgili bir düzenlemeye yer verilmediği; bununla birlikte, aynı Kanun’un 43. maddesinde, bu Kanun’da hüküm bulunmayan hallerde 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun (bu Kanun’un yerine getirilen 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun) uygulanmasının öngörüldüğü, 6356 sayılı Kanun’un 39. maddesinin dördüncü fıkrasında da dayanışma aidatı alınmasına yönelik düzenlemeye yer verildiğinden bahisle, dayanışma aidatı (sosyal denge sözleşmesi aidatı) alınmasının mevzuata uygun olduğu ileri sürülmüş ise de; 4688 sayılı Kanun’un 24. maddesinde Sendika gelirlerinin sayma yoluyla belirlendiği ve bu gelirler arasında “üyelik aidatına” yer verilmekle birlikte “dayanışma aidatına” yer verilmediği; bu yönüyle 4688 sayılı Kanun’da aidatlar ve sendika gelirleri ile ilgili hususların açıkça düzenlendiği; bir başka deyişle, aidatlar ve sendika gelirleri hususlarında 4688 sayılı Kanun’da hukuki bir boşluk bulunmadığı dikkate alındığında, 6356 sayılı Kanun’un dayanışma aidatına ilişkin hükümlerinin kamu görevlileri hakkında uygulanmasının mümkün olmadığı sonucuna ulaşıldığından, davalı yanında müdahil Sendikanın bu iddiasına itibar edilmemiştir.
Nitekim, benzer mahiyetteki uyuşmazlıklarda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 27/11/2019 tarih ve E:2018/1834, K:2019/5921 sayılı; 08/02/2021 tarih ve E:2020/2047, K:2021/211 sayılı kararlar da bu yöndedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 01/09/2019 tarih ve 30875 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 28/08/2019 tarih ve 2019/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararı’nın “Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Mali ve Sosyal Haklar” başlıklı dördüncü bölümünün “Sosyal Denge Tazminatı” başlıklı 1. maddesinin ikinci fıkrasının İPTALİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
3. Davalı yanında müdahil tarafından yapılan …-TL yargılama giderinin müdahil üzerinde bırakılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen …-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
5. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 07/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/4940
Karar No : 2022/3358

HASIM DÜZELTME KARARI

… Sendikası (… – Sen) vekili Av. … tarafından; 01/09/2019 tarih ve 30875 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 28/08/2019 tarih ve 2019/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararı’nın “Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Mali ve Sosyal Haklar” başlıklı 4. bölümünün “Sosyal Denge Tazminatı” başlıklı 1. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Sosyal denge sözleşmesinin taraf sendikası, üyesi olmayan kamu görevlilerinden, aynı unvanlı üyesinden aldığı aidatın iki katına kadar sosyal denge sözleşmesi aidatı alabilir. Bu aidatı ödeyen kamu görevlileri, söz konusu sözleşmeden aynı usul ve esaslar dahilinde yararlanır.” şeklindeki düzenlemenin iptali istemiyle … Bakanlığı ile … Güvenlik Bakanlığına karşı açılan davaya ait dosya incelenerek işin gereği düşünüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca, Hazine ve Maliye Bakanlığının hasım mevkiinden çıkarılmasına, davanın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı husumetiyle görülmesine, karardan bir örnek gönderilerek Hazine ve Maliye Bakanlığı ile tarafların durumdan haberdar edilmesine, 07/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.