Danıştay Kararı 4. Daire 2018/5582 E. 2022/3695 K. 07.06.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2018/5582 E.  ,  2022/3695 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2018/5582
Karar No : 2022/3695

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına sahte fatura kullandığından bahisle 2012/1, 2, 3, 4, 5, 6, 8, 9, 10, 11, 12 dönemleri için re’sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacıya ilgili dönemde fatura düzenleyen … Vergi Dairesi mükellefi Tasfiye Halinde … Bilişim Ürünleri ve Prodüksiyon Hizmetleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda yer verilen tespitlerin mükelleflerin düzenlediği faturaların sahte olduğunu ortaya koymak için yeterli olmadığı anlaşıldığından dava konusu vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı adına usule uygun tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığından kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinin 1. fıkrasında, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmış, 359. maddesinin (b) bendinde ise gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgeler, sahte belge olarak tanımlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Katma değer vergisi, bünyesinde yer alan indirim müessesesiyle yansıtılabilir bir vergidir. Katma değer vergisi sisteminde mükellef ve sorumlu; üretim ve dağıtım kademeleri içinde, verginin tahsiline, indirimlerin yapılmasına, beyan edilip ödenmesine aracılık eder. Bu bakımdan indirim, mükellefiyete bağlı bir görev olduğu kadar aynı zamanda bir haktır. Katma değer vergisinde genel prensip, vergiye tabi teslimler üzerinden hesaplanan vergiden, alış faturalarında gösterilen verginin indirilmesidir. Katma değer vergisi indirimi hakkından yararlanabilmek için Kanun bazı şartların varlığını öngörmüştür. Bu şartların bir kısmı esasa, bir kısmı ise şekle ilişkindir. Katma değer vergisi, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi halinde, zincirleme olarak kendi içinde otokontrol sistemi taşımaktadır.
Kayıt ve belge nizamına uyulması ve faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanması halinde, mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak tahsil edilen katma değer vergisinden, mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve ifaya ilişkin olarak ödedikleri katma değer vergisini indirmeleri mümkün olup, aksi durumda, faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığının tespiti halinde, bu faturalarda yer alan katma değer vergisinin indirimi mümkün bulunmamaktadır.
Buna göre, alış belgelerinde yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, alış faturası ya da benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedildiğinin tevsik edilmesinin yanında, söz konusu belgelerin gerçeği yansıtması da zorunludur.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, uyuşmazlığın esasını, davacıya anılan faturaları düzenleyen firmanın düzenlediği faturaların, gerçek bir mal ve hizmet satışını içerip içermediği, dolayısıyla sahte olup olmadığı hususlarının tespiti oluşturmakta olup, uyuşmazlığın çözümü için söz konusu belgelerin hukuki mahiyetinin anlaşılabilmesi bakımından, bu belgeleri tanzim eden mükellef hakkında yapılan incelemeler sonucunda tespit edilen hususların irdelenmesi gerekmektedir.
Davacıya fatura düzenleyen Tasfiye Halinde … Bilişim Ürünleri ve Prodüksiyon Hizmetleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi tekniği raporu ve ekleri incelendiğinde; mükellefin 14/02/2011 tarihinde “… mah. … sok. No:… …/… adresinde dökme halde kağıt ve mukavva toptan ticareti (dökme gazete kağıdı, sigara kağıdı, mukavva, karbon kağıdı, tuvalet kağıdı, peçete, vb.) faaliyetinde bulunmak üzere mükellefiyet tesis ettirdiği, 27/12/2012 tarihinde tasfiyeye girip 30.06.2013 tarihi itibarıyla resen terkin ediliği, 14/02/2011 tarihinde yapılan açılış yoklamasında, iş yerinde 1 adet masa, 1 adet bilgisayar olduğu iş yerinde stok bulunmadığı, ayrıca iş yerinde çalışan işçisinin olmadığı, aynı adreste 25/06/2013 tarihinde yapılan yoklamada, söz konusu adreste başka bir mükellefin faaliyette bulunduğu, şirketin yaklaşık 3 ay önce ayrıldığı, terk tarihinin bilinmediği, 2011 yılında mal ve hizmet satımında bulunduğu Bs bildirimi toplamı 4.013,444-TL olmasına karşı mükellef kurumdan mal ve hizmet satın aldığını beyan eden mükelleflerin Ba bildirimi 4.962,852-TL , 2012 yılında mal ve hizmet satımında bulunduğu Bs bildiriminin toplamı 5.435,548–TL olmasına karşılık mükellef kurumdan mal ve hizmet satın aldığını beyan eden mükelleflerin Ba bildiriminin toplamı 8.482,511-TL ,2013 yılında mal ve hizmet satımında bulunduğu Bs bildirim toplamı 494,326-TL olmasına karşılık mükellef kurumdan mal ve hizmet satın aldığını beyan eden mükelleflerin Ba bildiriminin toplamı 522,920- TL, mükellef kurumun kendi alış beyanı karşılaştırmasında 2011 yılında bildirdiği alış tutarı 4.090,987-TL olmasına karşılık mükellef kuruma mal satımında bulunan karşı firmalarca bildirilen tutarlar toplamı 75.624,000-TL, 2012 yılında mükellef kurumca bildirilen alış tutarı 5.444,175-TL olmasına karşılık mükellef kuruma mal satımında bulunan karşı firmalarca bildirilen tutarlar toplamı 16.255,00-TL, 2013 yılında mükellef kurumca bildirilen alış tutarı 397,171-TL olmasına karşılık mükellef kuruma mal satımında bulunan karşı firmalarca bildirilen tutarlar toplamının 0-TL olduğu, Ba/Bs formları topluca değerlendirildiğinde üç yıllık süreçte toplam 91.879,00-TL mal ve hizmet alımı ve buna karşılık 13.968,283-TL mal ve hizmet satımı bildiriminde bulunduğu tespitlerine yer verilmiştir.
Yukarıdaki tespitlerin değerlendirilmesinden, mal veya hizmet satın aldığını beyan ettiği mükelleflerin çoğu hakkında sahte belge düzenleme fiili yönünden vergi tekniği raporu bulunduğu, tahakkuk eden vergilerin cüzi bir miktarını ödediği, çok cüzi miktarda ödenecek kdv beyan ettiği, mükellfein faaliyette olduğu 3 yıllık süreçte 91.879,00-TL mal alışı karşısında 13.968.283,00-TL satışının bulunduğu, mükellefin yukarıda belirtilen ticaret hacmine erişecek ve buna karşılayacak ticari bir organizasyonu ve kapasitesinin olmaması hususları hep birlikte dikkate alındığında, bu mükellefin düzenlediği ve davacı tarafından indirim konusu yapılan katma değer vergilerinin yer aldığı faturaların şekli anlamda vergi mevzuatının öngördüğü biçimde düzenlenmiş olmasına rağmen içerik itibariyle gerçek bir alım satıma dayalı olmadığı sonucuna ulaşılmış olup, aksi yöndeki Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 07/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.