Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2017/2955 E. , 2022/3021 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2017/2955
Karar No : 2022/3021
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Komutanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : (Kapatılan) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin … (Kararda sehven 31/10/2013 yazıldığı anlaşılmıştır.) tarihli ve E:… , K:… sayılı kararının (… İdare Mahkemesinin … tarih ve E:.. , K:… sayılı kararının) temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, vatani görevini ifa ettiği Balıkesir İl Jandarma Komutanlığında, 09/02/2008 tarihinde çarşı izni dönüşü nöbetçi astsubay tarafından bütün bölüğün ve arkadaşlarının önünde ağza alınmayacak küfürlere maruz bırakılarak dövüldüğü ve olay sırasında aldığı yumruk darbesinin kulağına isabet etmesi sonucunda bayıldığı, olay sebebiyle sürekli duyum kaybı, sürekli ve şiddetli baş ağrısı yaşadığı ve bu durumun davalı idarenin kusurundan kaynaklandığı ileri sürülerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 50.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: (Kapatılan) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince; Mahkemelerinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla dava dilekçesinin reddine karar verildiği, bu kararın davacı vekilinin iş yerinde daimi birlikte çalışan işçisi … isimli kişiye 21/01/2014 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin yenileme dilekçesini 20/02/2014 tarihi mesai bitimine kadar vermesi gerekirken, 1602 sayılı Kanun’da belirtilen 30 günlük süreden çok sonra 15/05/2015 tarihinde … Asliye Hukuk Mahkemesinin, … tarihinde ise Mahkemelerinin kaydına giren yenileme dilekçesiyle davanın açıldığı gerekçesiyle davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı vekili tarafından, iş yerinde yanında çalışan herhangi bir kişinin bulunmadığı, bu sebeple tarafına usulüne uygun bir tebligat yapılmadığı ileri sürülerek temyizen incelenen kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 1. maddesi hükmü gereğince Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin kapatılmasıyla Danıştaya ve İdare Mahkemelerine gönderilen dosyalara ilişkin uyuşmazlıkların çözümünün, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’na tabi olması nedeniyle, işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından, 09/02/2008 tarihinde meydana geldiği belirtilen olay sebebiyle tarafına tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle 09/07/2009 tarihinde … Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmış, anılan Mahkemenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davanın … Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesinin yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bu kararın 08/02/2010 tarihinde kesinleşmesinin ardından davacı tarafından … Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmış, anılan Mahkemenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, müessir fiilin işlendiği tarihte davacının askeri hizmetini yapmakta olduğu, eylemin de asker kişi tarafından askeri hizmetin yürütülmesi sırasında işlendiği, dolayısıyla davaya bakmaya İdare Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görev yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Bunun üzerine davacı tarafından … İdare Mahkemesinde dava açılmış, anılan Mahkemenin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görev alanına girdiği gerekçesiyle görev yönünden reddine karar verilmiştir. İdare Mahkemesi kararının temyiz edilmeksizin 11/06/2012 tarihinde kesinleşmesi üzerine davacı tarafından 30/07/2012 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinde bakılan dava açılmıştır.
Yapılan yargılama kapsamında Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince dört kere dilekçenin reddine karar verilmiş, her bir karardan sonra dilekçeler süresinde yenilenmiş, Dairenin … tarih ve E:…, K:… sayılı beşinci dilekçe ret kararıyla, (Mülga) 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 45. maddesinin (B) bendi gereğince 30 gün içinde dava açılmak şartıyla dava dilekçesinin reddine karar verilmiş, bu karar 21/01/2014 tarihinde, tebliğ evrakına göre davacı vekilinin daimi birlikte çalışanı olduğu belirtilen … isimli kişiye tebliğ edilmiştir. Sonrasında davacı vekili tarafından 15/05/2015 tarihinde … Asliye Hukuk Mahkemesinin, 21/05/2015 tarihinde ise Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin kaydına giren yenileme dilekçesiyle dava açılmış, ancak dava dilekçesinin reddi kararının tebliğinden itibaren 30 günlük süre geçtikten sonra yenileme dilekçesi verildiği gerekçesiyle davanın süre aşımı yönünden reddine dair temyize konu karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezinin … tarih ve … sayılı yazısında, davacı vekilinin 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 11. maddesine tabi tescil edilmiş işyeri dosyasının bulunmadığı belirtilmiştir.
Öte yandan, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 01/06/2016 tarihli ara kararıyla, davacı vekili tarafından iş yerinde yanında … isimli kişi veya başka bir kişinin çalışmadığı belirtildiğinden, İstanbul ili, Bağcılar ilçesi, PTT Müdürlüğü’nden bu hususun araştırılması ve tebliğ memuru … isimli kişinin de beyanı tespit edilerek düzenlenecek tutanağın gönderilmesi istenilmiştir. Ara kararına cevaben Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi Bahçelievler Dağıtım ve Toplama Merkezi Müdürlüğü’nce gönderilen … tarih ve … sayılı yazıda, ilgili tebliğ evrakının, dağıtıcısı … isimli kişi tarafından, davacı vekilinin… Mah. … Cad. … Merkezi No:…, Kat:… adresindeki iş yerinin sürekli kapalı olması sebebiyle ilgili mahalle muhtarına tebliğ yaptığı, bir defasında muhtarlık binasında davacı vekili ile karşılaştığında davacı vekilinin kendisine, iş yerinin bir alt katında yakını … isimli kişinin ofisinin bulunduğunu ve o kişiyle ortak olduklarını, ofiste daimi çalışan … isimli kişiye kendi adına gelen tebliğ evrakını bırakabileceğini beyan ettiği, ayrıca davacı vekiline çıkan bazı tebliğ evrakını da … isimli kişiye teslim ettiği, bu hususta herhangi bir şikayet de gelmediği, evrakın sürüncemede kalmaması için avukatın şifahi isteğini yerine getirdiğini beyan ettiği hususuna yer verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Bilinen Adreste Tebligat” başlıklı 10. maddesinde, “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmüne;
“Vekile ve kanuni mümesile tebligat” başlıklı 11. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinde, “Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır.” hükmüne; 2. fıkrasında,”Avukat tarafından takip edilen işlerde, avukatın bürosunda yapılacak tebligatlar, resmî çalışma gün ve saatleri içinde yapılır.” hükmüne;
“Belli bir yerde veya evde meslek ve sanat icrası” başlıklı 17. maddesinde, “Belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek veya sanatını evinde icra edenlerin memur ve müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” hükmüne;
“Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesinde, “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.
Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.
Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları yukarıdaki fıkralar uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar.” hükmüne;
“Usulüne aykırı tebliğin hükmü” başlıklı 32. maddesinde, ” Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır.
Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur.” hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
7201 sayılı Kanun’un belirtilen hükümleri uyarınca, tebliğ evrakının öncelikle muhatabın bilinen en son adresine gönderilmesinin zorunlu olduğu, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının tespit edilmesi ve muhatabın adrese dayalı kayıt sisteminde (Mernis) kayıtlı adresinin bulunması halinde, adres kayıt sistemindeki adresin, kişinin resmi tebligat adresi olarak kabul edileceği ve bu şekilde tebligatı çıkaran merci ve posta memurunca başkaca bir adres araştırması yapılmasına gerek bulunmaksızın, tebligatın ikinci defa muhatabın Mernis adresine tebligat evrakı üzerine yazılmak suretiyle tebligata çıkarılması gerektiği anlaşılmaktadır. Vekile yapılacak tebligatlarda ise, anılan Kanun’un 11. maddesi uyarınca özel düzenleme yapılmış ve vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağı, vekilin avukat olması halinde ise, avukatın bürosunda yapılacak tebligatların resmi çalışma gün ve saatleri içinde yapılacağı düzenlenmiştir. Belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde bunlara yapılacak tebligatın o kişinin aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine yapılabileceği de kurala bağlanmıştır. Öte yandan Kanun’da belirtilen usulde yapılmayan tebligatların, muhatap tarafından öğrenildiği beyan edilen tarihte geçerli sayılacağı da düzenlenmiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı dava dilekçesinin reddine ilişkin kararının “muhatabın daimi birlikte çalışanı” sıfatıyla … isimli kişiye tebliğ edildiği görülmekle birlikte; davacı vekili tarafından dosyaya sunulan İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezi yazısı uyarınca davacı vekilinin tescil edilmiş bir iş yerinin olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca tebligatın davacı vekilinin adresinde yapılması gerektiği halde, anılan kararın tebliği işlemlerini gerçekleştiren tebliğ memuru … isimli kişi tarafından da, davacı vekilinin iş yeri adresinin sürekli kapalı olması sebebiyle tebliğ evrakının davacı vekilinin iş yeri adresinin alt katında yer alan başka bir adrese tebliğ edildiği hususunun beyan edildiği görülmektedir.
Bu haliyle, davacı vekiline yapılan tebligatın 7201 sayılı Kanun’da yer verilen usulüne uygun olarak yapılan bir tebligat olarak kabul edilmesi olanağı bulunmadığından, davacı vekilince sonradan öğrenildiği ileri sürülen dilekçe ret kararı uyarınca verilen yenileme dilekçesinin süresinde olduğunun kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır.
Kaldı ki, uyuşmazlığa konu zararın, idari eylemden doğduğunun (eylemin idariliğinin) kesin olarak davaya konu olayla ilgili ceza kovuşturması sonucunda … Kuvvetleri Komutanlığı … Komutanlığı … Askeri Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının kesinleştiği 28/10/2014 tarihi itibarıyla ortaya çıkıp öğrenildiği dikkate alındığında, bu tarihten itibaren 1 yıl içinde (15/05/2015) tarihinde açılan davada, bu nedenle de süre aşımı bulunmamaktadır.
Bu durumda, uyuşmazlığın esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken davanın süre aşımı yönünden reddi yolunda verilen temyize konu kararda hukuka uyarlık görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin temyize konu (kapatılan) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin … (Kararda sehven 31/10/2013 yazıldığı anlaşılmıştır.) tarih ve E:…, K:… sayılı kararının (… İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının) BOZULMASINA,
3. Dosyanın, davanın görüm ve çözümünde yetkili olan … İdare Mahkemesine gönderilmesine, kararın … İdare Mahkemesine ve taraflara bildirilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/06/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.