Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2019/5874 E. , 2022/2332 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2019/5874
Karar No : 2022/2332
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü – …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Asıl borçlu İflas Halinde … Madencilik Anonim Şirketi’ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve …-… sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu ödeme emirlerinden … sayılı ödeme emri açısından yapılan incelemede; sözkonusu ödeme emri içeriğindeki amme alacağının 2001 dönemine ilişkin olduğu, 05/03/2002 tarihli ve 5498 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığı üzere davacının … Madencilik A.Ş. yönetim kurulu üyeliğine 2002 yılında seçildiği, dolayısıyla şirketin kanuni temsilcisi olmadığı döneme ilişkin vergi borcundan sorumlu tutulmasının mümkün olmaması sebebiyle sözkonusu ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği; dava konusu ödeme emirlerinden …-…-…-…-…-…-…-…-…-… sayılı ödeme emirlerine gelince;belirtilen ödeme emirleri içeriğindeki vergi borçlarının bir kısmının şirketin kendi beyanı üzerine tahakkuk ettiği,bir kısmının da tarhiyata dayandığı, İflas Halindeki … Madencilik A.Ş. hakkında 26/02/2004 tarihinde iflas işlemlerinin başlatıldığı, …Asliye Ticaret Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında iflasın açıldığı, …Asliye Ticaret Mahkemesinin … tarih ve … Esas,… K sayılı kararı ile iflasın kapatılmasına karar verildiği, iflas sonucunda müflis şirketin malvarlığı bulunamadığından aciz vesikası düzenlendiği, dolayısıyla iflas sonrası şirketin borcu karşılayacak malvarlığının kalmadığı hususunun sabit olduğu, şirketin iflasına karar verildiğinden şirkete ödeme emri tebliğinin de mümkün olmaması karşısında, kamu alacağının asıl borçlu şirket hakkında tüm takip yollarının tüketilerek tahsil edilemediği anlaşıldığından,ilgili dönemlerde şirketin kanuni temsilcisi olan davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, dava konusu … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesi kararının dava konusu … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptaline ilişkin hüküm fıkrasına yönelik olarak davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine; dava konusu … tarih ve … sayılı ödeme emrinin 5. sırasında yer alan borçların, döneminin de vadesinin de davacının kanuni temsilci olarak sorumlu olduğu döneme rastlamakla birlikte söz konusu borcun 28/03/2017 tarihli yazıyla iflas masasına bildirildiği, 6183 sayılı Kanun’un 102 ve 103. maddesinde iflas kararının tahsil zamanaşımını kesen ya da durduran nedenler arasında gösterilmemiş olması nedeniyle, alacağın 31/12/2008 tarihinde tahsil zamanaşımına uğradıktan sonra iflas masasına bildirildiği, dava konusu ödeme emrinin de tahsil zamanaşımına uğramış bulunan alacağın tahsili için düzenlendiği, söz konusu ödeme emrinde yer alan diğer borçların dönemi ve vadesinin ise davacının kanuni temsilcilik görevinin sona erdiği tarihten sonraya rastladığından, borçtan kanuni temsilci olarak sorumluluğunun bulunmadığı; dava konusu … tarih ve … sayılı ödeme emrinin içeriği borçların ilgili olduğu dönemde ve vadesinde davacının kanuni temsilci sıfatı bulunmadığından anılan borçlardan sorumluluğu da bulunmadığı; son olarak … tarih ve … ila … sayılı ödeme emirleri içeriği borçların 2005 yılı ve sonrasına ait olduğu, şirketin 26/04/2004 tarihinde iflasının açılması nedeniyle bu tarihten sonraki dönemlere ilişkin borçtan iflas masası sorumlu olduğundan, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davacının Vergi Mahkemesi kararının bu kısmına yönelik istinaf başvurunun kabulüne, Vergi Mahkemesi kararının …-…-…-…-…-…-…-…-…-… sayılı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılarak, bu kısım bakımından davanın kabulüne, söz konusu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Asıl borçlu şirketin, alacağı karşılayacak malvarlığının bulunup bulunmadığının araştırılarak hüküm kurulması gerekirken asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğine ilişkin belge ibraz edilmediğinden bahisle kurulan hükmün usul ve hukuka aykırı olduğu, alacağın asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşıldıktan sonra bu aşamadan önce yapılması gereken işlemlerin sonuca etkili olmadığı, kanuni temsilcinin sorumluluğu yoluna başvurmak için gereken şartların oluştuğu, kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Dava konusu ödeme emirlerinde yer alan vergi borçlarının tahsil zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından temyiz isteminin bu gerekçeyle reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu ve Üçüncü Dairelerince 2575 sayılı Danıştay Kanunu’na 3619 sayılı Kanun’la eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: Asıl borçlu İflas Halinde … Madencilik Anonim Şirketi’ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve …-… sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükellef veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı ifade edilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 54. maddesinde; ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı, olay tarihinde yürürlükte bulunan 55. maddesinde; amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, yine olay tarihinde yürürlükte bulunan 58. maddesinde ise; kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dava açabileceği, 62. maddesinde; borçlunun mal bildiriminde gösterilen ve tahsil dairesince tespit edilen borçlu ve üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı, 64. maddesinde ise;, haciz muamelelerinin tahsil dairelerince düzenlenen ve alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memuru veya tevkil edeceği memur tarafından tasdik edilen haciz varakalarına dayanılarak yapılacağı düzenlemelerine yer verilmiştir.
Aynı Kanunun tahsil zaman aşımını düzenleyen 102. maddesinin 1. fıkrasında; amme alacağının, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrayacağı, zamanaşımının kesilmesi başlıklı 103. maddesinde; ödeme, haciz tatbiki, cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat, ödeme emri tebliği, mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi, bu muamelelerden herhangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması, ihtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi, amme alacağının teminata bağlanması, kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi, iki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi ve amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması hallerinde zamanaşımının kesileceği, kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zaman aşımının yeniden işlemeye başlayacağı kurala bağlanmıştır.
6183 sayılı Kanun’un 104. maddesinde ise borçlunun yabancı memlekette bulunması, hileli iflas etmesi veya terekenin tasfiyesi dolayısıyla hakkında takibat yapılmasına imkan yoksa bu hallerin devamı müddetince zamanaşımı işlemeyeceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer alan mevzuatın değerlendirilmesinden, tahsil zamanaşımını kesen sebeplerin tahdidi olarak sayıldığı, bunlar arasında iflas işlemlerine yer verilmediği, sadece hileli iflas halinde zamanaşımının durmasının öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu ödeme emirlerinin içeriğinde yer alan vergi borçlarının dönem ve vadelerinin 2001 ila 2010 yıllarına ait olduğu, asıl borçlu şirket hakkındaki iflas sürecinin 2004 yılında başlatıldığı, … Asliye Ticaret Mahkemesinin … tarih ve E:… sayılı kararıyla şirket hakkında iflasın açıldığı, gerek iflasın açılması öncesinde gerekse iflasın açılması sonrasında 2011 yılına kadar söz konusu vergi borçlarına ilişkin tahsil zamanaşımını kesen, usulüne uygun bir herhangi bir işlem tesis edilmediği, 2011 yılında iflas idaresi tarafından 6111 sayılı Kanun uyarınca borçların yapılandırıldığı, borçların iflas masasına 28/03/2017 tarihinde bildirildiği, müflisin borcuna yetecek malvarlığı bulunmadığından iflas masasınca borç kaydının yapılamadığının bildirilmesi üzerine davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği ve 09/05/2017 tarihinde tebliğ edildiği, iflasın ise … Asliye Ticaret Mahkemesinin … tarihi ve E:…, K:… sayılı kararıyla iflasın kapatılmasına karar verildiği, görülmektedir.
Bu kapsamda, her ne kadar 2011 yılında 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma talebinde bulunulmuş olması zamanaşımını kesen bir sebep ise de 2001 ila 2005 yıllarına ait vergi borçları 31/12/2006 ila 31/12/2010 tarihleri itibarıyla, yani yapılandırma başvurusundan önce tahsil zamanaşımına uğramış olduklarından ve söz konusu yapılandırma işlemi sonucu amme alacağını canlandırmayacağından, 2001 ila 2005 yıllarına ait vergi borçlarını zamanaşımına uğramasından sonra bu borçların tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen … tarihinde tebliğ edilen … ila … sayılı ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlığa konu 2006 ila 2010 yıllarına ait amme alacakları bakımından ise 6111 sayılı Kanun kapsamında 16/05/2011 tarihinde yapılandırma talebinde bulunulmuş olması itibarıyla tahsil zamanaşımı kesilmiş ve yeniden işlemeye başlamış olmakla birlikte, söz konusu amme alacakları yönünden idarece zamanaşımını kesen başkaca bir işlem tesis edilmediği gibi, olayda 6183 sayılı Kanun’un 103. maddesinde tahdidi olarak sayılan zamanaşımını kesen hallerin de bulunmadığı görüldüğünden, en geç 31/12/2016 tarihi itibarıyla zamanaşımına uğrayan amme alacaklarının tahsili için davacı adına düzenlenip … tarihinde tebliğ edilen … ila … sayılı ödeme emirlerinde de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bu durumda, davanın kısmen kabulü, kısmen reddine karar veren Vergi Mahkemesi kararına yönelik davalı idarenin istinaf başvurusunu reddeden; davacının istinaf başvurusunu kabul edip Vergi Mahkemesi kararının … ila … sayılı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasını kaldırıp bu kısım bakımından da davanın kabulüne karar veren Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda yazılı gerekçeyle ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 01/06/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.