DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/901 E. , 2022/1945 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/901
Karar No : 2022/1945
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Vasisi …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 23/11/2021 tarih ve E:2017/5838, K:2021/3986 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile yine aynı Kurulun … tarih ve … sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 23/11/2021 tarih ve E:2017/5838, K:2021/3986 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesi ile ilgili Anayasa’ya aykırılık iddiasının ise ciddi görülmediği,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmeler yapılarak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay … Dairesinin (ilk derece) .. tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği, anılan mahkumiyet kararının 10/12/2019 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının hakim-savcı adaylığı döneminden beri örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüt kontenjanından Yargıtay üyeliğine seçildiğine, Yargıtay üyeliği görevi süresince örgütün talimatları ile hareket ettiğine, örgüt yapılanması içinde olduğunun bilindiğine ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Davacının adının geçtiği bylock yazışma içerikleri yönünden, davacının ve oğlunun adına ve FETÖ/PDY terör örgütü yapılanması içerisinde gerçekleşen olaylara açıkça yer verildiği görülen bu yazışma içerikleri de davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği,
Davacının eşinin Asya Katılım Bankası hesabının davacı yönünden değerlendirilmesinden, örgütün amacına hizmet eden bir finans kuruluşu olan Bankanın mali durumuna destek olmak amacıyla örgüt liderinin talimatı sonrasında davacının eşine ait hesaba gerçekleştirilen para yatırma işlemlerinin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde örgüt kontenjanından Yargıtay üyeliğine seçilmesinin yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
HTS analiz raporu yönünden, davacının kullandığı GSM hattına ilişkin olarak hazırlanan HTS raporunda yer verilen tespitler, davacı hakkında kararda aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 667 sayılı KHK’nın (6479 sayılı Kanun) 3. maddesinin 1. fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu, Anayasa Mahkemesine başvurulması talebinin Dairece karşılanmadığı; hakkında verilmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığı hâlde masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkı ihlal edilerek tesis edilen süresiz hak yoksunluğuna sebep olan işlemin iptalinin gerektiği; dava ve cevap dilekçelerinde ileri sürdükleri görüşler, deliller ve taleplerin niçin kabul görmediğine dair hukuka uygun gerekçeli bir karar verilmediği; OHAL ilanına ve OHAL KHK’larının çıkarılmasına neden olan süreç ve faaliyetler ile arasında somut bir belirleme ve delillendirme yapılmadığı; olayda anayasal, kanuni ve içtihadi güvencelere aykırı olacak şekilde savunma imkânı verilmeksizin bir daha kamuda çalışamayacak şekilde mesleğinden çıkarıldığı; Anayasal düzene tehdit oluşturan bir eylemde bulunmadığı, kamu düzeninin bozulmasına da eylemi ile neden olmadığı, hakkında usule aykırı olarak başlatılan soruşturma dosyasına giren itirafçı sanıkların (tanık) soruşturma evresi/ve mahkeme huzurunda alınan beyanlarının (Yargıtay … Ceza Dairesinde yapılan ceza yargılamasındaki tanıkların lehine olan ifadelerin görmezden gelindiği), kendisine ait olmayan Bylock yazışmasında isminin geçtiği ve oğlundan bahsedildiği iddiasının, eşinin Bank Asya hesabının bulunmasının, unvanlı göreve örgüt tarafından getirildiği iddiasının, HTS kayıtlarından FETÖ ile ilişkili kişi ve kurumlarla görüştüğü ve mesaj aldığı iddiasının Dairesince hiçbir araştırma yapmaksızın peşinen FETÖ ilişkisine delil olarak kabul edildiği, Dairenin yapılan savunma ve delilleri görmezden gelerek ön yargılı bir muhakeme gerçekleştirdiği, davalı idare tarafından sunulan belge ve beyanların doğruluğu ispatlanmış deliller olarak peşinen kabul edildiği, bağımsız ve tarafsız bir yargılama gerçekleştirilmediği; itirafçı beyanlarının, tanık beyanı olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, tanıkların aynı suçlama ile suçlanmış, alacağı muhtemel cezadan kurtulmak amacıyla bu beyanlarda bulundukları, ifadelerin, hiçbir somut veri ile desteklenmeyen ve desteklenmesi mümkün olmayan, doğruluğu tespit edilmemiş, gerçeklikten ve akla yatkınlıktan uzak düşünce ve kanaatler olduğu; tabi olduğu usuli güvenceler çiğnenerek yaklaşık 5,5 yıl önce işsiz kaldığı, ailesinin, itibarının ve sosyal yaşamının olumsuz etkilendiği ve medeni ölüme terk edildiği, 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu’nda meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görüleceği, bu davaların, acele işlerden sayıldığı hükmü ile acele işlerden sayılan bu davada, Dairece yapılan yargılamanın beş yıl sürdüğü ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek, gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması”
sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 23/11/2021 tarih ve E:2017/5838, K:2021/3986 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 01/06/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.