DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/2635 E. , 2022/1975 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2635
Karar No : 2022/1975
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 18/03/2021 tarih ve E:2017/5930, K:2021/726 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin yine aynı Kurul tarafından reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maaş, ödenek şeklindeki parasal haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi ve 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 18/03/2021 tarih ve E:2017/5930, K:2021/726 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ve davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin .. tarih ve E:…, K:.. sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı ifadelerinin değerlendirilmesi sonucunda, FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer deliller yönünden, davacının yargılandığı … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararında yer verilen davacının … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 14/03/2017 tarihinde alınan savunmasında;… 2014 HSK seçimlerinde kimseden oy istemediğini, seçimlerden önce soy ismini hatırlayamadığı A. isimli Erzurum Başsavcısının telefonla arayarak Yargıda Birlik’ten aday olduğunu söyleyip destek istediğini, başka da arayan olmadığını, H.Ü’nün … Hukuk Dairesinde tetkik hakimi olduğunu hatırladığını, hemşehrisi olması nedeni ile Van Adliyesinde çalıştığı dönemde kendisini ziyaret ettiğini, ayrıca aday olduğu için oy istediğini, komisyon başkanı ve aile mahkemesi hakimini ziyaret ettiklerini, ziyaretlere eşlik ettiğini, komisyon başkanı ile konuşurken YARSAV üyesi olduğu yönünde beyanlarda bulunduğu,
Anılan ceza mahkemesi kararında, bu durumun davacının H.Ü.’nün seçim çalışmalarına iştirak etmesi, kendisi ile ilgilenmesi, bir kısım hakimleri birlikte ziyaret etmesinin hemşehrilik ilişkisi ile açıklanamayacağı ve davacının örgüt lehine seçim çalışmalarını desteklediği sonucuna ulaşıldığı,
Bu durumun değerlendirilmesi sonucunda, davacının örgütün içinde yer aldığı ve 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ”bağımsız” adaylarını desteklediği ve FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Öte yandan, davacının yargılandığı … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararında, tanık beyanları ve ByLock yazışma içerikleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının yapı bünyesinde Simav adliye imamlığı görevini üstlendiği, gerek avukatlık yaptığı dönemde gerekse hakimlik yaptığı dönemde örgütle bağını devam ettirdiği, yapı bünyesinde düzenlenen sohbet toplantılarına katıldığı, örgütle iltisaklı şirket ve şahısların davalarını üstlendiğinin sabit olduğu değerlendirmelerine yer verildiği,
Bu durumda, davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet cetvelinin incelemesinden; davacının, 25/06/2015-24/08/2016 tarihleri arasında Afyonkarahisar Şuhut Adliyesinde görev yaptığı, ByLock yazışma içeriklerinde adı geçen kişinin davacı olduğu anlaşıldığından FETÖ/PDY mensubu şahıslara ait ByLock yazışma içeriklerinde davacının adına, görev yaptığı yere açıkça yer verilmesi hususunun, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maaş, ödenek şeklindeki parasal haklarının dava tarihininden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Daire kararında yer verilen aleyhindeki tanık beyanlarının bir kısmının savcılık tarafından alınan ifadelerden ibaret olduğu, herhangi bir mahkemede tekrar edilmemiş olduğu, yine bazı tanık beyanlarının avukatlık yaptığı dönemde aldığı davalar nedeniyle kişisel husumetten kaynaklandığı; 2014 HS(Y)K seçimlerinde birkaç hakim savcı ile gündemi değerlendirme maksatlı sohbet ve ziyaretlerinin örgüt üyeliği ile bağdaştırılmasının kabul edilebilir olmadığı; iki şahıs arasında geçen ByLock konuşmasında adının geçmesinin de aleyhinde delil olarak kullanılamayacağı, adliye imamı olduğu yönündeki tespitin doğru olmadığı, şayet böyle olsaydı ByLock programı kullanıcısı olması gerektiği, ancak bu programı hiç kullanmadığının açık olduğu belitilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının “Maddi Olay ve Hukuki Süreç” kısmının “Davacıya İlişkin Süreç” bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan, davacının “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin E:… sayılı esasına kayıtlı olduğu ve henüz bir karar verilmediği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ”silahlı terör örgütüne üye olmak” isnadıyla açılan ve istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemesinde incelenmekte olan ceza yargılamasında nihayeten verilecek kararın beklenilmesi gerekmemektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 18/03/2021 tarih ve E:2017/5930, K:2021/726 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 01/06/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.