Danıştay Kararı 7. Daire 2019/799 E. 2022/2595 K. 01.06.2022 T.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2019/799 E.  ,  2022/2595 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/799
Karar No : 2022/2595

TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI): … Boya ve Kimyevi Maddeler Sanayi Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, 2011 yılının muhtelif dönemlerine ait kurumlar vergisi, geçici vergi, katma değer ve özel tüketim vergileri, vergi ziyaı ve özel usulsüzlük cezaları ile hesaplanan gecikme faizinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, dava konusu ödeme emrine konu alacağa ilişkin ihbarnamelerin bilinen adresine tebliğe çıkarılması üzerine, davacı şirketin anılan adreste bulunmadığının ve tanınmadığının usulüne uygun tanzim edilen tutanak ile kayıt altına alınması, daha sonra söz konusu ihbarnamelerin davacı şirketin müdürü olan …’a ait “… Mah. … Sokak Dış Kapı No:… İç Kapı No:… …/…” adresinde tebliğ edilememesi üzerine ilanen tebliğ yoluna gidilmesi yerinde ise de, ilanen tebliğe ilişkin belgelerin incelenmesinden, … numaralı vergi/ceza ihbarnamesinin ilana çıkartılan ihbarnameler arasında yer almadığı, ayrıca, davalı idarece ilan yazısının bir suretinin davacı şirketin bilinen son adresinin bağlı olduğu muhtarlığa gönderilmediğinin anlaşılması karşısında, ortada usulüne uygun tebliğ edilmek suretiyle kesinleştirilmiş bir amme alacağı bulunmadığından, davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Ödeme emrine konu vergi ve cezalara ilişkin ihbarnamelerin şirket adresinde yapılan tebligatında şirketin adreste tanınmadığı hususu usulüne uygun olarak tespit edildiği halde, kanuni temsilcinin ikamet adresinde yapılan tebligatta şahsın adreste bulunmadığına dair tutanakta sadece dağıtıcının imzasının bulunduğu, ayrıca şirket adına düzenlenen dava konusu ödeme emrinin kanuni temsilcinin başka bir adresinde tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında, tebliğ imkansızlığı ortaya konulamadığından, usulsüz tebligat nedeniyle kesinleşmiş amme alacağının varlığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının bilinen adresinde bulunamaması üzerine ödeme emrine konu alacağa ilişkin ihbarnamelerin ilanen tebliğinin hukuka uygun olduğu, zincir işlemlerde bir işlemin hukuka aykırılığının işlemin yargı kararıyla iptal edilmiş olması hali dışında işlem zincirinden ayrılarak incelenemeyeceği, tarh işlemine karşı açılacak davalarda ileri sürülebilecek iddiaların ödeme emri aşamasında incelenemeyeceği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Dördüncü ve Yedinci Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanununa 3619 sayılı Kanunla eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 01/06/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada vergi mahkemesince verilen iptal kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden bölge idare mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Tebliğ Esasları” başlıklı 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikaların ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmuhaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceği, aynı Kanunun -işlem tarihinde yürürlükte olan- “Tebliğ Evrakının Teslimi” başlıklı 102. maddesinde de, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarf üzerinde yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği, son fıkrasında da, yukarıda fıkralarda yazılı işlemlerin komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyeti taahhüt ilmuhaberine yazılarak tarih ve imza vazedilmek ve hazır bulunanlara da imzalattırmak suretiyle tespit olunacağı, aynı Kanunun 103. maddesinde ise; muhatabın adresi hiç bilinmezse, muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa tebliğin ilan yoluyla yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu ödeme emrinin dayanağı ihbarnameler için “… San. Sit. … Sokak No:… …/…” adresinde yapılan tebligatta şirketin adreste tanınmadığı hususunun usulüne uygun olarak tutanak altına alındığı, bu durumda kanunun amaçladığı anlamda tebliğ imkansızlığı gerçekleştiği ve ilanen tebliğ için geçerli şartlar oluştuğundan ihbarnamelerin ilan yoluyla tebliği sağlanarak kesinleşen amme alacağının ödenmemesi üzerine düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu nedenle, davacı adına düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilerek kesinleştiği anlaşıldığından, iptale ilişkin mahkeme kararını gerekçe değiştirerek onayan bölge idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyoruz.