Danıştay Kararı 6. Daire 2020/6550 E. 2022/6477 K. 31.05.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2020/6550 E.  ,  2022/6477 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2020/6550
Karar No : 2022/6477

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … A.Ş.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN ÖZETİ : 2016 yılı katı atık toplama, taşıma ve bertaraf ücreti olarak tahakkuk ettirilen toplam 154.855,50-TL’nin tahsili amacıyla … Belediye Başkanlığınca düzenlenen … tarih ve … ila … cilt sıra numaralı ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak dava konusu işlemlerin iptaline dair … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairelerince verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
… Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarihli, E:…, K:… sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 31/05/2022 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

KARŞI OY (X) :
2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 11. maddesinin 11. fıkrasında; büyükşehir belediyeleri ve belediyelerin evsel katı atık bertaraf tesislerini kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmekle yükümlü oldukları, bu hizmetten yararlanan ve/veya yararlanacakların, sorumlu yönetimlerin yapacağı yatırım, işletme, bakım, onarım ve ıslah harcamalarına katılmakla yükümlü oldukları, bu hizmetten yararlananlardan, belediye meclisince belirlenecek tarifeye göre katı atık toplama, taşıma ve bertaraf ücreti alınacağı ve bu fıkra uyarınca tahsil edilen ücretlerin katı atıkla ilgili hizmetler dışında kullanılamayacağı hükümlerine yer verilmiştir.
27/10/2010 tarih ve 27742 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Altyapı ve Evsel Katı Atık Bertaraf Tesisleri Tarifelerinin Belirlenmesinde Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca, evsel katı atık ücret tarifesi belirlenmektedir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 1. maddesinde, Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer’i kamu alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve kamu hizmetleri tatbikatından doğan diğer alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümlerinin uygulanacağı; 55. maddesinde amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gerektiğinin “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı hükme bağlanmıştır.
Evsel katı atık bedeli, evsel katı atık ücret tarifesine göre tahakkuk ettirilmektedir. Gerek bu hizmetten yararlananların harcamalara katılma yükümlülüğü, gerek belediye meclislerince tarife belirleme yetkisi ve gerekse belirlenen tarifeye göre ücret tahsil edilmesinin yasal bir zorunluluk olması karşısında, bu konuda yapılacak sözleşme de ‘idari sözleşme’ niteliğinde olduğundan, hizmetten yararlananların sözleşme imzalamaması ya da sözleşme hükümlerini belirleme konusunda herhangi bir iradesi / müdahalesi söz konusu değildir. Bu nedenle, katı atık bedelinin tahakkuk ettirilmesine ilişkin işlem ya da katı atık bedelinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emri, evsel katı atık ücret tarifesinin uygulanması niteliğinde olduğundan, evsel katı atık ücret tarifesine bağlı olarak karara bağlanması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; evsel katı atık ücret tarifesinin belirlenmesine ilişkin meclis kararı ile söz konusu meclis kararına dayalı olarak tesis edilen evsel katı atık ücretlerinin ve bunların ferilerinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan işbu davada; dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının dava konusu ödeme emrinin dayanağı meclis kararına ilişkin kısmının, Dairemizce onanmış olduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu ödeme emrinin dayanağı meclis kararında hukuka uyarlık bulunmaması nedeniyle ödeme emrinin de buna bağlı olarak iptal edilmesi gerektiğinden, Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının ödeme emrine ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği görüşüyle, Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının aynen onanmasına yönelik Dairemiz kararının ödeme emrine ilişkin kısmına gerekçe yönünden katılmıyorum.

KARŞI OY (XX) :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İstinaf” başlıklı 45. maddesinin 6. bendinde: “Bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir.” kuralı yer almaktadır.
Anılan Kanun’un “Temyiz” başlıklı 46. maddesinde: “Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir:

b) Konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar…” hükmüne yer verilmiş;
anılan Kanun’un Ek 1. maddesinin atıfta bulunduğu 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 298. maddesi uyarınca Hazine ve Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranı ile artırılmak suretiyle 2020 yılı için 176.000,00 TL’yi aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davaların temyiz incelenmesine olanak tanınmıştır.
İstinaf başvurusunun idari yargılama hukukunda yeni bir kanun yolu olarak getirildiği 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un gerekçesinde; tahdidi olarak sayılan konular dışındaki davaların Bölge İdare Mahkemelerinde istinaf incelemesi neticesinde kesinleşeceği belirtilmiştir.
Anılan mevzuat hükümleri ve 6545 sayılı Kanun’un gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde belirlenen miktarı aşmayan davalar hakkında idare mahkemelerince verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine bölge idare mahkemelerince verilen kararların kesin olduğu; dolayısıyla, bu kararların temyiz istemine konu edilemeyeceği; öte yandan anılan Kanun hükmü uyarınca temyiz sınırının tespitinde, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının verildiği tarih itibarı ile yeniden değerleme oranına göre güncellenmiş miktarın dikkate alınması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu edilen uyuşmazlığın, Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesinin karar tarihi (2020) itibariyla geçerli olan 176.000,00-TL’lik temyiz sınırının altında olduğu dikkate alındığında; işbu davaya ilişkin olarak verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması istemiyle yapılan temyiz isteminin esasının incelenmesine olanak bulunmadığından, temyiz isteminin incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının esasının incelenmesine ilişkin çoğunluk kararına katılmıyorum.