Danıştay Kararı 7. Daire 2019/4002 E. 2022/2523 K. 31.05.2022 T.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2019/4002 E.  ,  2022/2523 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/4002
Karar No : 2022/2523

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Organize Sanayi Bölgesi
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU :… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından … satın alınan doğalgaz nedeniyle 2017 yılının Ekim dönemine ilişkin olarak tahakkuk ettirilen özel tüketim vergisinin ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davalı idarenin usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmediği, 12/06/2002 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak 01/08/2002 tarihinde yürürlüğü giren 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nda Organize Sanayi Bölgeleri tüzel kişiliklerinin özel tüketim vergisinden muaf olduklarına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı gibi aynı Kanun’un 10. maddesinde özel tüketim vergisine ilişkin istisna veya muafiyetlerin ancak bu Kanuna hüküm eklenmek veya bu Kanun’da değişiklik yapılmak suretiyle düzenleneceği, diğer kanunlarda yer alan istisna veya muafiyet hükümlerinin özel tüketim vergisi bakımından geçersiz olduğu belirtildiğinden, henüz 4760 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce yürürlükte olan 4562 sayılı Kanun’un 21. maddesinde yer alan “Organize Sanayi Bölgesi tüzel kişiliği, bu Kanunun uygulanması ile ilgili işlemlerde her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır” hükmünün sonradan yürürlüğe giren kanunla istenilen özel tüketim vergisi bakımından uygulanmasının mümkün olmadığı, öte yandan organize sanayi bölgelerine doğalgaz tesisi kurma, dağıtım ve satış yetkisi verilerek doğalgaz gelirleri organize sanayi bölgelerinin gelirleri arasında sayılmış ise de, gerek 5520 sayılı Kanun’un 4. maddesinde, organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin alt yapılarını hazırlamak ve buralarda faaliyette bulunanların; arsa, elektrik, gaz, buhar ve su gibi ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kamu kurumları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerce birlikte oluşturulan ve kazancının tamamını bu yerlerin ortak ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanan iktisadî işletmelerin vergiden muaf tutulması, gerekse de özel tüketim vergisi gibi işlem vergisi olan ticari, sınai teslimlerden alınan katma değer vergisine ilişkin 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17. maddesinde, sadece organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin kurulması amacıyla oluşturulan iktisadi işletmelerin arsa ve işyeri teslimlerinin vergiden istisna tutulması, 4562 sayılı Kanun’dan önce yürürlüğe giren 2464 sayılı Kanun’da öngörülen elektrik ve havagazı tüketim vergisinin mükellef ve sorumlusunu belirtir 35. maddesine, 5784 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile 26/07/2008 tarihinde eklenen fıkra ile organize sanayi bölgelerinde tüketilen elektrik enerjisinin vergisini organize sanayi bölgeleri tüzel kişiliklerine elektriği temin eden kuruluşun ödeyeceği hükmü getirilerek elektrik enerjisi teslimi yönünden muafiyet tanınması, Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nda organize sanayi bölgelerine teslimler nedeniyle herhangi bir muafiyet öngörülmemesi sonucu, organize sanayi bölgeleri için getirilen muafiyetin organize sanayi bölgelerinin doğalgaz tesisi kurma ve işletmesine ilişkin olduğu, kendisine yapılan teslimler nedeniyle ödemekle yükümlü olduğu vergilere ilişkin olmadığı sonucuna varıldığı, bu durumda; davacı kendisine yapılan doğalgaz tesliminde muafiyet hükmünden yararlanamayacağından tahsil edilen özel tüketim vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kuruluş kanununda yer alan düzenleme gereğince her türlü vergi ve harçtan muaf oldukları, satın alınan doğalgazın dağıtımını yapmanın davacının sorumluluğunda olduğu, dağıtım sonucu aynı zamanda gelir elde edildiğinden bu gelirin de 4562 sayılı Kanun’un 12. maddesinin (e) bendi uyarınca vergiden muaf olduğu, özel kanun genel kanun irdelemesinin yapılmadığı, 4760 sayılı Kanun’da muafiyete yer verilmemesinin, 4562 sayılı
Kanun’da tanınan muafiyetin uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. … TL maktu harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 31/05/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 8. maddesinin 1. fıkrasında, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek veya tüzel kişiler, mükellef; 2. fıkrasında, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişiler de vergi sorumlusu olarak tanımlanmış; ”Vergi mahkemesinde dava açmaya yetkili olanlar” başlıklı 377. maddesinin 2686 sayılı Kanun’un 50. maddesiyle değişik 1. fıkrasında, mükellefler ve kendilerine vergi cezası kesilenlerin, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilecekleri hükmü yer almış; 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, (I) sayılı listedeki malların ithalatçıları veya rafinerileri dahil imal edenler tarafından tesliminin bir defaya mahsus olmak üzere özel tüketim vergisine tâbi olduğu hüküm altına alınmış; 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, (I) sayılı listedeki malları imal, inşa veya ithal edenlerin özel tüketim vergisinin mükellefi olduğu hükme bağlanmıştır.
Öte yandan; 2577 sayılı Kanun’un 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, ehliyet hususu, ilk inceleme konuları arasında sayılmış; 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise ehliyetsiz kişi tarafından açılan davaların reddine karar verileceği hükme bağlanmış olup; bu hükümlere göre, idari dava açan kişinin dava ehliyetinin varlığı, açılan davanın incelenebilmesi için zorunlu bulunmaktadır.
Özel tüketim vergisinin de dahil bulunduğu dolaylı vergilerde, vergi yükünün, çeşitli ekonomik durumlardan yararlanılmak suretiyle başkalarına devredilmesi sebebiyle, nihai katlanıcısı olmamasına; yani, vergiyi kendi malvarlığından ödememesine karşın; bu vergilerin mükellefi, vergiyi doğuran olayı kendi şahsında gerçekleştiren kanuni mükelleflerdir.
İdari yargı düzeni içerisinde yer alan vergi mahkemelerinin görev alanına giren uyuşmazlıklar, kanuni mükelleflerle vergi idareleri arasındaki ilişkilerden doğan uyuşmazlıklardır. Dolayısıyla, İdari yargıda açılacak davalarda, verginin nihai katlanıcısının kim olduğuna bakılmaksızın, 213 sayılı Kanun’un anılan 377. maddesi uyarınca, dava açma yetkisi verginin mükellefine ait bulunmaktadır.
Sözü edilen hukuki durum karşısında; vergiye nihai olarak katlanan davacı tarafından açılan davanın, dava açma yetkisinin verginin mükellefine ait bulunduğu gerekçesiyle ehliyet yönünden reddi gerektiği oyuyla, karara bu yönden katılmıyorum.