YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20638
KARAR NO : 2015/43045
KARAR TARİHİ : 14.09.2015
Tebliğname No : 6 – 2011/146555
MAHKEMESİ : Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 29/11/2010
NUMARASI : 2009/146 (E) ve 2010/394 (K)
SUÇ : Yağma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I – Mağdurun kollukça alınan beyanında; 2009 yılı ocak ayında Esin Özdemir isimli arkadaşına doğum günü hediyesi alması için, sanık S.. S..’ya 20 TL para verdiğini, onun bu parayı harcadığını, daha sonra hediye olarak bir kolye aldığını, bunu altın suyu ile süslemesi için 50 TL para istediğini, kendisinin kabul etmemesi üzerine, “parayı vermezsen seni öldürürüm” diyerek tehdit ettiğini, korktuğundan dolayı kendi yatağının altındaki 50 TL’yi verdiğini, bu olaydan bir hafta sonra sanık O.. D..’nin gelerek “Sinan’ın almış olduğu kolye 24 ayar olduğu için ona 500 TL vereceksin” dediği, kendisinin kabul etmemesi üzerine, bir gün sonra S.. S..’nun “500 TL vermezsen seni öldürürüm” diyerek tehdit ettiğini, korktuğundan “tamam” dediğini, bu olaydan bir iki gün sonra S.. S..’nun yine 50 ve 100 TL para istediği, korktuğundan dolayı 50 TL’yi verdiğini, S.. S..’nun başka bir zaman 100-150 TL para istediği, yanında 40 TL para olduğu için onu verdiğini, 40 TL’yi verdikten sonra S.. S..’nun daha önce istemiş olduğu 500 TL parayı istediğini, kendisinin para kalmadığını söylemesi üzerine, onun da “annen veya babanın biriktirdiği para yok mu, onu al getir” dediğini, korktuğundan eve gidip, paranın saklı olduğu yerden 500 TL parayı getirip verdiğini,
S.. S..’nun bu olayı V.. K.. ve O.. D..’ye anlattığını, V.. K..’ın kendisine bıçak çekerek Sinan para istiyor diyerek 1000 TL’sini aldığını, bir süre sonra da aynı şekilde 500 TL verdiğini, O.. D..’nin de “1000 TL vermezsen seni annene babana şikayet edeceğim, onlara para alıp, Sinan’a verdiğini söyleyeceğim” demesi üzerine ona da toplam 1000 TL para verdiğini,
S.. K..’ın da annesine olayları anlatacağını söylemesi üzerine, ona da 800 TL para verdiğini, son olarak 26.02.2009 günü perşembe pazarında bulunduğu sırada S.. S.., S.. K.., O.. D.. ve M.. A..’ın yanına gelerek 2000 TL para istediklerini, korktuğundan 600 TL para verdiğini beyan ettiği,
Sanıkların ise, mağdurun kendi rızası ile para verdiğini savundukları,
Mağdurun babası olan M.. E.. ise beyanında; büyük çocuğunu evlendirmek amacı ile para biriktirdiğini ve evdeki yatağın altına koyduğunu, toplam 7.000.00 TL paranın biriktiğini, olay günü parayı almayı istediğinde yerinde bulamadığını, eşine ve çocuklarına sorduğunda bir sonuç alamadığını, büyük oğlunun mağdurdan şüphelenmesi üzerine kardeşini takip ettiğini ve sanıklarla buluştuğunu gördüğü, yanlarına gittiğinde onların da her şeyi anlattığını söylediği,
Mahkemece 26.02.2009 tarihindeki olaylar dışında delil yokluğundan beraat kararı verildiği dosya içeriğinden anlaşılmıştır.
Sanıkların ve mağdurun yaşı yukarıdaki beyanlar dikkate alındığında 26.02.2009 tarihli olaylardan suçun sübutu konusunda dosyada duraksama bulunmaktadır.
Hal böyle olunca;
a)Mahkumiyete konu 26.02.2009 tarihli olayda sanıkların yağma suçunun unsuru olan cebir ve/veya tehdidin hangi unsuru ile mağdurun iradesini etkiledikleri denetime olanak verecek şekilde karar yerinde açıklanıp tartışılmadan,
b)Mağdurun bu olayda sanık V.. K..’ın katıldığına dair bir beyanı olmadığı halde, sanık V.. K..’ın bu olaya katıldığına dair delillerin neler olduğu dahi gösterilmeden,
c)Mağdurun babası M.. E..’ın anlatımına göre büyük oğlu Yahya’nın şüphelenip küçük kardeşi mağduru sanıklarla buluştuğu yere kadar takip ettiğinin açıklanması karşısında, adı geçen şahsın açık kimliği saptanıp tanık olarak ayrıntılı beyanı alınmadan eksik kovuşturma ile yetinilip yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi,
II – Kabule göre de;
1)Eylemin kendisini savunmayacak durumda olan mağdura yönelik işlendiği kabul edildiği halde, sanıklar hakkında TCK’nın 149/1.maddesinin (c) bendi yanında (e) bendinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2)TCK’nın 61.maddesine aykırı olarak TCK’nın 168.maddesinin 31/2. maddesinden önce uygulanması sonuç cezaya etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamış;
3)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.04.2010 gün 2010/4-71 Esas ve 2010/76 sayılı kararında görüleceği üzere; 5237 sayılı TCY’nın hapis cezasının ertelenmesini düzenleyen 51. maddesinin 3. fıkrasında; cezası ertelenen hükümlü hakkında, mahkûm olunan ceza süresinin alt sınırından az olmamak koşuluyla, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirleneceği hükmüne yer verilmiştir.
5237 sayılı Yasanın 51. maddesiyle, ceza infaz kurumu haline getirilip, sadece hapis cezasıyla sınırlı olarak kabul edilen ertelemede, maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkemece bir deneme süresinin belirlenmesi zorunlu olup, bu sürenin belirlenmemesi veya eksik belirlenmesi, denetim süresi, ertelemenin yasal sonucu olduğundan, aleyhe bozma yasağı kapsamında değerlendirilemeyecek, yine fıkrada mahkûm olunan hapis cezası süresinden az olmamak hususu da, hükmedilen bir yıldan fazla mahkûmiyetler için söz konusu olup, hapis cezası bir yıldan az olsa da denetim süresi hiçbir ahvalde bir yıldan az olamayacaktır.
Bu bağlamda;
Somut olayda, yerel mahkemece hükmedilen 2 yıl 9 ay 10 gün sonuç hapis cezasının ertelenmesi nedeniyle, ceza süresi olan 2 yıl 9 ay 10 gün denetim süresi verilmesi gerekirken, yazılı şekilde 1 yıl süre ile denetim kararı verilmesi,
4)Mahkemece 5271 sayılı Yasa’nın 150/2-3. maddesi uyarınca, sanıkların savunmasını yapmak üzere zorunlu savunmanın görevlendirilmesi nedeniyle, savunmana ödenen avukatlık ücretinin, dosyadaki bilgilerden mali geliri bulunmadığı anlaşılan sanığa, yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olduğundan,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar O.. D.., V.. K.., S.. S.. ve S.. K.. savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 14.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.