Danıştay Kararı 10. Daire 2017/3008 E. 2022/2890 K. 30.05.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2017/3008 E.  ,  2022/2890 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2017/3008
Karar No : 2022/2890

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1) … ve …’e velayeten,
kendisine asaleten …
2) …
3) …
4) …
5) …
6) …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : (Kapatılan) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi …Dairesinin … tarih ve E:…, K:… (… İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…) sayılı kararının redde ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması davacılar tarafından istenilmektedir.

DAVA KONUSU İSTEM : Davacıların yakını Hv. Svn. Er …’in, Tekirdağ/… emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken, 21/03/2014 tarihinde, kendisi ile aynı birlikte askerlik hizmetini yapmakta olan bir başka er tarafından bıçaklanarak öldürülmesinde idarenin sorumluluğu bulunduğu ileri sürülerek eşi … için 20.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, çocukları … ve … için ayrı ayrı 20.000,00 TL maddi, 70.000,00 TL manevi, annesi … ve babası … için ayrı ayrı 5.000,00 TL maddi, 70.000,00 TL manevi, kardeşleri …, … ile … için ayrı ayrı 1.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: (Kapatılan) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi …Dairesince; davacılar yakınının bir kamu hizmetinin ifası sırasında hayatını kaybetmesinde hizmetle zararlı sonuç arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, bu bağın idarenin ajanının fiili nedeniyle koptuğundan bahsedilemeyeceği, idarenin kimsenin zarar görmemesini sağlayacak şekilde gerekli önlemleri alması gerektiği halde dava konusu olayda yeterli tedbirin alındığının söylenemeyeceğinden idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 02/06/2015 tarihli yazısıyla davacılardan müteveffanın eşi, çocukları, anne ve babasına 01/04/2014 tarihinden itibaren 15. derece 1. kademe intibakı üzerinden 1. derece TSK vazife malullüğü aylığı bağlandığının bildirildiği, davacıların maddi zararlarının belirlenmesi için yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda, davacılardan …, …, …, … ve …’in karşılanmamış maddi zararlarının bulunmadığının belirtildiği, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir nitelikte bulunduğu gerekçesiyle …, …, …, … ve …’in maddi tazminat istemlerinin reddi ile davacıların olay nedeniyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve üzüntüleri kısmen de olsa giderebilmek amacıyla takdiren … için 25.500,00 TL, …ve … için ayrı ayrı 26.500,00 TL, …ve … için ayrı ayrı 22.000,00 TL, …, … ve … için ayrı ayrı 7.500,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 21/03/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, hükme esas alınan bilirkişi raporunun açık ve anlaşılır olmadığı, davacılardan …, …ve …’in de maddi tazminat istemleri olduğu halde kararda bu hususun karşılanmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan vazife malullüğü ölüm aylığı rücuya tabi olmadığı halde yarar olarak kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğu, yaşanan olay karşısında hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz kaldığı, davalı idare lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Mahkeme kararının davalı idare lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi ile …, … ve …’in de maddi tazminat istemleri olduğu halde kararda bu hususun karşılanmamış olması yönüyle bozulması, diğer yönlerden onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 1. maddesi hükmü gereğince, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin kapatılmasıyla Danıştay’a ve idare mahkemelerine gönderilen dosyalara ilişkin uyuşmazlıkların çözümünün, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’na tabi olması nedeniyle işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Davacılar tarafından, yakınları Hv. Svn. Er …’in, Tekirdağ/…emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken 21/03/2014 tarihinde, kendisi ile aynı birlikte askerlik hizmetini yapmakta olan bir başka er tarafından bıçaklanarak öldürülmesinde idarenin sorumluluğu bulunduğu ileri sürülerek …için 20.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, … ve … için ayrı ayrı 20.000,00 TL maddi, 70.000,00 TL manevi, … ve … için ayrı ayrı 5.000,00 TL maddi, 70.000,00 TL manevi, …, …ile …için ayrı ayrı 1.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kararının, Davacıların Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Reddi ile Davacılardan …, …, …, … ve …’in Maddi Tazminat İstemlerin Reddine İlişkin Kısımlarının İncelenmesi:
Mahkemelerin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, manevi tazminat istemlerinin kısmen reddi ile davacılardan …, …, …, … ve …’in maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kararının, Davacılardan …, … ve …’in Maddi Tazminat İstemleri Hakkında Karar Verilmemesi Yönünden İncelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kararda bulunacak hususlar” başlıklı 24. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesi ve hüküm; tazminat davalarında hükmedilen tazminatın miktarının belirtileceği hüküm altına alınmış olup; temyizen incelenen davada davacılardan …, …ve …’in dava konusu olay nedeniyle maddi tazminat istemleri olduğu halde bu hususun Mahkeme kararında karşılanmamış olması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
C) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kararının, Davalı İdare Lehine Hükmedilen Nispi Vekalet Ücreti Yönünden İncelenmesi:
Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmü bulunmaktadır.
Öte yandan, bir tam yargı davasında davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin, hak arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği iddiasıyla yapılan bireysel başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince verilen 7/11/2013 tarih ve B. No:2012/791 numaralı kararda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararına atıfla, mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tabi tutulabileceği, bununla birlikte getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makul bir orantı olması halinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden hareketle, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınılmaları gerektiği belirtilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinde de, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği; 168. maddesinde, yargı yerlerindeki işlemler ile diğer işlemlerden alınacak avukatlık ücretinin asgari hadlerini gösteren bir tarifenin hazırlanacağı, 169. maddesinde, yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretini, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamayacağı belirtilmiştir.
Alıntısı yapılan düzenlemelerden açıkça anlaşıldığı üzere, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin amacı, avukatların mesleklerini icra ederken hak edecekleri ücret için belli bir asgari sınır getirmektir. Bir başka ifadeyle, yapılan hukuki yardımın niteliği veya niceliği ne olursa olsun avukatın verdiği hukuki hizmetin maddi karşılığının belli bir miktarın altına düşmesini engellemektir.
Öte yandan, yargının kurucu unsurlarından olan savunmayı temsil eden avukatın, Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinde öngörüldüğü üzere, emek ve mesaisinin dikkate alınmasının yanı sıra, kişilerin hak arama özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelikte düzenlemelere Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde yer verilmemesi gerekmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde, bu Yasada hüküm bulunmayan yargılama giderleri hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmış; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Yargılama Giderleri” başlıklı 323. maddesinde, vekille takip edilen davalarda yasa gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderleri arasında sayılmış; 332. maddesinde, yargılama giderlerine, mahkemece kendiliğinden hükmedileceği yönünde düzenleme yapılmıştır.
Kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Manevi tazminat davalarında ücret” başlıklı 10. maddesinde,
“(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.
(3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.
(4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından vekalet ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir.”;
Anılan Tarifenin “Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret” başlıklı 13. maddesinde ise,
“(1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2) Ancak hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. maddesinde, manevi tazminat istemlerinde hükmolunacak avukatlık ücretine ilişkin özel düzenleme yapılmış olup, manevi tazminat isteminin kısmen reddi durumunda, reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek nispi ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyecek ve manevi tazminat isteminin tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre maktu şekilde hükmolunacaktır.
Söz konusu Tarifede, maddi tazminat davalarında hükmolunacak avukatlık ücretine ilişkin manevi tazminat davalarında olduğu gibi özel ve ayrık bir düzenlemeye yer verilmediği görülmektedir.
Ancak maddi ve manevi tazminat davaları için Tarifede öngörülen vekalet ücreti sistematiğinin, avukatın harcadığı çaba, gayret ve emeği ile hak arama özgürlüğünün kısıtlanması açısından değerlendirilmesi ve bu kavramların adil ve orantılı olarak dengelendirilmesi amacıyla irdelenmesi gerekmektedir.
Tarifede manevi tazminat isteminin tümüyle reddedilmesi durumunda, maktu vekalet ücretine hükmedileceği belirtilirken, maddi tazminat isteminin tümüyle reddi halinde bu yönde bir özel düzenlemeye yer verilmemiştir.
Yine, manevi tazminat isteminin kısmen reddedilmesi durumunda, karşı taraf vekili yararına hükmedilecek nisbi vekalet ücretinin, davacı vekili lehine belirlenen nisbi vekalet ücretini geçemeyeceği belirtilirken, maddi tazminat isteminin kısmen reddi halinde bu şekilde ayrık bir düzenlemeye de yer verilmemiştir.
Tazminat isteminin tamamının veya bir kısmının reddedildiği hallere yönelik olarak düzenlemede bu şekilde ikili bir ayrıma gidilmekte ise de, aynı maddi olaydan kaynaklanan ve tek bir dava dosyası kapsamında ele alınan maddi ve manevi tazminat istemlerinden birinin diğerine göre daha farklı ve daha fazla çaba, gayret ve emek sarf edilmesine gerek göstermemesine karşın, maddi ve manevi tazminat istemleri açısından vekalet ücretlerinin farklı şekilde belirlenmesi, avukatın harcadığı çaba, gayret ve emeği ile alınacak vekalet ücreti arasında orantısızlık yaratacağından, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinde tanımlanan avukatlık ücreti kavramı ile bağdaşmamaktadır.
Dolayısıyla, Mahkemece, maddi tazminat isteminin tamamı için ret hükmü kurulduğundan, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalı idareler lehine Tarifenin üçüncü kısmına göre nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2.Temyize konu (Kapatılan) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi …Dairesinin …tarih ve E:…, K:…(… İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…) sayılı kararının, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen reddi ile davacılardan …, …, …, …ve …’in maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısımlarının ONANMASINA, davacılardan …, …, …’in maddi tazminat istemleri hakkında karar verilmemesi ile davalı idare lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi yönünden BOZULMASINA,
3.Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, davanın görüm ve çözümünde yetkili olan …İDARE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE; kararın …İdare Mahkemesine ve taraflara bildirilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/05/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.