Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/7668 E. , 2022/2860 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/7668
Karar No : 2022/2860
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- …
2- …
3- …
4- …
VEKİLİ : Av. …
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davalı idare tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından; yakınları …’un, doğum yapmak için 15/09/2016 tarihinde başvurduğu Torbalı Devlet Hastanesinde görevli kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olan …’in riskli doğuma çağrılmasına rağmen gelmemesi nedeniyle hayatını kaybettiği ve meydana gelen zararın davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı iddiasıyla, her biri için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 40.000,00 TL maddi tazminat (miktar artırım dilekçesiyle artırılarak 256.690,02 TL) ile her biri için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; … hakkında dava konusu olay nedeniyle yapılan yargılama sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih, E:… ve K:… sayılı kararıyla …’in taksirle ölüme sebebiyet verme suçunu işlediğinden netice itibarıyla 3 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği ve bahsedilen dava dosyası kapsamında Adli Tıp Kurumunda sorulan görüş neticesinde düzenlenen Adli Tıp Üçüncü Üst Kurulunun … tarih ve … sayılı raporunda özetle, Dr. …’e kanama olduğu zaman haber verildiğinde hastaneye bizzat gelerek kişiyi muayene etmesi gerektiği, acil operasyon kararının hemen verilmesi gerektiği bunların yapılmamış olmasından dolayı Dr. …’in eylemlerinin tıp kurallarına uygun olmadığı, bu tıbbi hatanın meydana gelen sonuç üzerine etkisinin 6/8 olduğunun belirtildiği görüldüğünden davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu sonucuna varıldığı; davacılar için tazmini gereken destekten yoksun kalma tazminatının saptanması amacıyla dava dosyası üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, 31/03/2021 tarihinde kayda giren raporla, … için 12.348,62 TL, … için 83.165,86 TL, … için 37.128,44 TL, … için 124.047,10 TL destekten yoksun kalma tazminatının belirlendiği ve anılan tazminat miktarların davalı idareden alınarak davacılara ödenmesi gerektiği; ayrıca, annelerini kaybetmiş olan …, … ve …’un her biri için 50.000,00 TL, eşini kaybetmiş olan … için ise 25.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareden alınarak davacılara ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu … İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı ile müdahil tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, maddi tazminat koşullarının gerçekleşmediği, meydana gelen zararın ilgili hekimin kişisel kusuru olması nedeniyle hizmet kusurundan söz edilemeyeceği, tazminat miktarını belirlemeye yönelik bilirkişi hesabının çelişkili olduğu ve hükme esas alınamayacağı, manevi tazminata ağır hizmet kusurunun bulunduğu durumlarda hükmedilebileceği, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğu, manevi tazminata faiz işletilemeyeceği, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunun idarelerine tebliğ edilmediği ve rapora itiraz haklarının kısıtlandığı, idarelerinin harçtan muaf olduğu ve aleyhlerine yargılama giderleri içerisinde bulunan harçlara hükmedilemeyeceği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacıların yakını … doğum yapmak için 15/09/2016 tarihinde Torbalı Devlet Hastanesine başvurmuş, nöbetçi ebelerce görevli kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olan …’e haber verilmiş, anılan doktorun talimatları üzerine doğum nöbetçi ebelerce sorunsuz bir şekilde gerçekleştirilmiş, doğumdan sonraki 15 dakikalık rutin kontrollerin ilkinde …’un kanaması olduğu tespit edilmiş ve adı geçen doktor tekrar aranarak haber verilmesine rağmen tedavi talimatı vermiş ve hastaneye gelmemiş, bir kez daha nöbetçi baş hemşire tarafından hastaneye davet edilen … hastaneye gelerek kanaması olan …’un tedavisine başlamış, uygulanan tedaviyle kanama kontrolü sağlanamayan davacılar yakını acilen ameliyata alınmış ve ameliyat sonrasında yoğun bakım ünitesi gereksinimi nedeniyle bir üst merkeze sevk edilmiş, sevk edildiği İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesine girişinin beşinci dakikasında kardiyak arrest gelişmiş ve yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetmiştir.
Meydana gelen olay nedeniyle, … Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma neticesinde açılan davada, … Ağır Ceza Mahkemesince Adli Tıp Kurumu Üçüncü Üst Kurulundan alınan raporda özetle, miadında gebenin doğum sancıları başlaması üzere Torbalı Devlet Hastanesine geldiği, ebe tarafından muayenesinin yapıdığı, nöbetçi Dr. …’e haber verildiği, telefonla direktif verdiği, normal vajinal yolla bebeğin doğurtulduğu, doğum sonrası kişinin kanaması olduğu, nöbetçi Dr. …’e haber verildiği, telefonla tedavi direktifi verdiği, kişinin genel durumunun bozulduğu, tansiyon arteryalinin düştüğü, kan değerlerinde düşme olduğu, Dr. …’e haber verildiği, Dr….’in hastaneye geldiği, doğum masasında müdahale ettiği, kan istendiği, kanamanın kontrol altına alınamadığı, acil operasyona alındığı, operasyon sırasında kişinin arrest olduğu, masaj ile operasyona devam edildiği, postop yoğun bakımı olan bir merkeze sevk edildiği, Dr…’e kanama olduğu zaman haber verildiğinde hastaneye bizzat gelerek kişiyi muayene etmesi gerektiği, acil operasyon kararının hemen verilmesi gerektiği bunların yapılmamış olmasından dolayı Dr. …’in eylemlerinin tıp kurallarına uygun olmadığı, bu tıbbi hatanın meydana gelen sonuç üzerine etkisinin 6/8 olduğu belirtilmiş, davacılar tarafından anılan raporun öğrenilmesinden sonra davalı idareye tazminat istemiyle yapılan başvurunun reddi üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.
…. İdare Mahkemesinde bakılmakta olan tam yargı davası devam ederken, …. Ağır Ceza Mahkemesince …’in taksirle ölüme sabebiyet verme suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ve anılan karar istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.
… İdare Mahkemesince, kusur atfedilen doktor …’e davanın re’sen ihbar edilmesi üzerine, adı geçen doktorun katılma istemi ayrıca bir karar alınmaksızın esas hakkındaki kararda kabul edilmiş; ceza yargılaması kapsamında alınan Adli Tıp Kurumu raporunda …’in eylemlerinin tıp kurallarına uygun olmadığının belirtildiği ve adı geçen doktorun mahkumiyetine karar verildiği görüldüğünden, davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle davacılara maddi ve manevi tazminat ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince de, davalı idare ve müdahilin istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin 1. fıkrasında, bu Kanun’da hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler, elektronik işlemler ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı; ancak, davanın ihbarının Danıştay, mahkeme veya hâkim tarafından re’sen yapılacağı kurala bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesiyle atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun’un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun’a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun’un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
6100 sayılı Kanun’un “Bilirkişi raporunun verilmesi” başlıklı 280. maddesinde; bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği; raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği, “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise; tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 27. maddesinin birinci fıkrasında, davanın taraflarının, müdahillerin ve yargılamanın diğer ilgililerinin, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olduğu; 61. maddesinin birinci fıkrasında, taraflardan birinin, davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebileceği; 66. maddesinde ise üçüncü kişinin, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabileceği hükümleri yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bakılan davada, davacıların yakınının hayatını kaybetmesi sonucunda oluşan maddi ve manevi zararların hizmet kusuru sonucunda meydana geldiğine ve davalı idarenin tazmin yükümlülüğünün olduğuna hükmedilmiştir.
Uyuşmazlıkta, dava konusu olaya ilişkin olarak sorumluluğu olan kişi veya kişilere davalı idare tarafından rücu edebileceği dikkate alındığında, bu kişilerin menfaatlerinin etkileneceği açık olduğundan; yukarıda belirtilen Kanun hükümlerinde öngörülen davanın ihbarı için geçerli koşulların oluştuğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, yukarıda aktarılan düzenlemeler uyarınca, Mahkemelerce esas hakkında karar verilmeden önce, bilirkişi raporunun birer örneğinin taraflara tebliğ edilmesi ve bilirkişi raporuna tarafların itiraz edebilmelerine olanak tanınması, uygulanması zorunlu bir usul kuralıdır.
Dava dosyanın incelenmesinden; Mahkemece, uyuşmazlık konusu olaya ilişkin olarak sorumluluğu bulunan ve davalı idare ile arasında rücu ilişkisi doğabilecek olan Dr. …’e dava re’sen ihbar edilmiş olmakla birlikte, müdahilin davanın esası hakkındaki beyanları alınmadan, davanın esası ile birlikte katılma isteminin kabulüne karar verildiği görülmektedir.
Ayrıca; Mahkemece, …. Ağır Ceza Mahkemesinin uyuşmazlık konusu olay hakkında Adli Tıp Kurumundan almış olduğu bilirkişi raporu uyarınca, anılan rapor taraflara tebliğ edilmeden, davanın esası hakkında karar verildiği görülmüştür.
Bu durumda; Mahkemece, müdahilin davanın esası hakkındaki beyanları alınmadan ve hükme esas alınan bilirkişi raporu tebliğ edilmeyerek taraflara rapora itiraz hakkı tanınmadan, adil yargılanma hakkının bir unsuru olan hukuki dinlenilme hakkının ve savunma hakkının kısıtlanması suretiyle davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince, hukuka uygun olmadığı anlaşılan Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvuruları hakkında belirtilen eksikliklerin giderilmesine yönelik bir karar verilmesi gerekmekte iken; davalı idare ve müdahilin istinaf başvurularının reddine yönelik karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2. … İdare Mahkemesinin davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik kararına karşı yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu İzmir Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 30/05/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.