Danıştay Kararı 6. Daire 2021/1931 E. 2022/6382 K. 30.05.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2021/1931 E.  ,  2022/6382 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/1931
Karar No : 2022/6382

TEMYİZ EDENLER) :1-(DAVALI) … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
2-(DAVALI YANINDA MÜDAHİL)
… Elektrik Üretim A.Ş
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Odası
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Muğla ili, Bodrum ilçesi, … Mahallesi, … Mevkiinde, yapılması planlanan “Geriş Rüzgar Enerjisi Santrali Proje Revizesi ve Kapasite Artışı (13 adet türbin, 11,2 MWe)” projesi ile ilgili olarak Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü tarafından işlemleri yürütülen alanlar haricinde kalan, 7 adet türbin alanına ve 3 adet türbin alanının doğal sit alanı sınırları dışında olan bölümlerine ve rüzgar enerji santrali kullanımı için belirlenen yol alanına dair 1/5000 ve 1/1000 ölçekli revizyon ve ilave nazım ve uygulama imar planlarının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:…, K:… sayılı karar ile; dosyanın incelenmesinden ve … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dava dosyasında mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor ile ek raporun değerlendirilmesinden; gerçekleştirilmek istenen projenin bulunduğu alanda 1. derece arkeolojik sit ve 3. derece doğal sit alanı olup olmadığı noktasında şehir plancısı bilirkişi ile arkeolog bilirkişi arasında görüş farklılığının oluştuğu, ancak gerek şehir plancısı, gerekse arkeolog bilirkişinin ortaya koyduğu bilimsel verilerin tamamında, rüzgar elektrik santralinin kurulacağı platform alanında 1. derece arkeolojik sit alanına rastlandığına dair ifadelerin yer almadığı, sadece bazı türbinlerin kamulaştırma sahasının içerisinde 1. derece arkeolojik sit alanının bulunduğunun belirtildiği, bu haliyle kamulaştırma sınırları içerisinde 1. derece arkeolojik sit alanının bulunmasının, bu alanlara doğrudan herhangi bir fiziki müdahalenin olacağı anlamına gelmeyeceği, diğer bilirkişilerin, projenin yöreye katkılarının olabileceğine dair değerlendirmeleri gözönüne alındığında, davaya konu imar planlarında; şehircilik ilkeleri, planlama esasları, plan tekniği ve imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, anılan kararın temyizi üzerine Danıştay Altıncı Dairesince verilen 28/02/2017 tarihli, E:2016/13064, K:2017/1312 sayılı kararı ile:” imar planlarının, plan sınırları içinde ve dışında çok büyük bir alanın, önlemli alanlar, doğal ve arkeolojik sit alanında kaldığı göz önünde bulundurulduğunda, koruma amaçlı plan olarak yapılması gerekirken, sadece rüzgar enerji santrali alanına yönelik kullanım kararları getirdiği, etrafındaki yerleşim ve sosyal-teknik alt yapı alanları ve ulaşım ağı ile nasıl ilişkilendirileceğine ilişkin bir düzenleme içermediği gibi doğal çevrenin yaşanabilir, sürdürülebilir biçimde korunması için alana özgü stratejileri üretmekte yetersiz kaldığı anlaşıldığından, davaya konu imar planlarında plan yapım yöntem ve tekniklerine, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uyarlık görülmemiştir. …Uyuşmazlığa konu proje ile ilgili olarak davalı idare tarafından verilen 06/05/2014 günlü, E:2015325 sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararının iptali istemiyle açılan davanın reddine ilişkin … İdare Mahkemesince verilen … tarihli E:…, K:… sayılı kararın Danıştay Ondördüncü Dairesinin 27.02.2017 tarihli, E:2016/9391, K:2017/1070 sayılı kararıyla, “…..İdare Mahkemesince, işleme konu projenin uygulanacağı sahada, 1. ve 3. Derecede Doğal Sit ile 1. Derece Arkeolojik Sit Alanının ve Taşınmaz Kültür Varlığı olarak tescilli yapıların bulunduğu hususu gözetilerek ve Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun İlke Kararları uyarınca, Rüzgar Enerji Santrallerinin kurulabileceği sit statüleri dikkate alınarak, gerek hazırlık, gerekse uygulama aşamasında proje nedeniyle yapılacak inşai ve diğer faaliyetlerin, bu alanlara ve sit bütünlüğüne, tarım alanlarına ve çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, proje tanıtım dosyasında yer alan önlemlerin teknik ve bilimsel açıdan yeterliliğinin tespiti amacıyla, söz konusu yerde alanlarında uzman bilirkişilerce yeniden bir inceleme yaptırılması zorunluluk arz etmektedir. Bu nedenle, uyuşmazlığa konu projenin uygulanacağı bölgenin niteliği, davacıların iddiaları ve proje tanıtım dosyasını hazırlayanların uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle, üniversitelerin ilgili bölümlerinden seçilecek biri çevre mühendisi olmak üzere, flora-fauna uzmanı, arkeolog, ornitolog, ziraat mühendisi, jeoloji mühendisi, elektrik mühendisi, gibi uzmanlardan oluşturulacak yeni bir heyet ile keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda düzenlenecek raporun incelenmesi suretiyle karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, Buna göre; Çevre Kanununun yukarıda yer verilen 10. maddesi uyarınca, dava konusu planlamanın konusunu oluşturan Geriş Rüzgar Enerjisi Santrali Projesi hakkında ÇED Olumlu kararı alınmadıkça tesise ilişkin onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilmesinin mümkün olmaması nedeniyle, dava konusu planlamanın gerekçesi ortadan kalkacağından, uyuşmazlığın çözümünde çevresel etki değerlendirmesi sürecinin de gözönünde bulundurulması, her iki sürecin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14.04.2016 tarihli, E:2015/3804, K:2016/1589 sayılı kararı da bu yöndedir.” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiş, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile :Danıştay Altıncı Dairesinin 28/02/2017 tarih ve E:2016/13064, K:2017/1312 sayılı bozma kararına uyularak uyuşmazlığa konu proje ile ilgili olarak verilen … günlü, E:… sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararının iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda Mahkemelerince verilen kararın, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 27/02/2017 tarihli, E:2016/9391, K:2017/1070 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Mahkemelerinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile aynı yer için sunulan yeni proje üzerinden … tarihli, … sayılı yeni bir “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı verildiği görüldüğünden uyuşmazlığının konusunun kalmadığı bu nedenle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve söz konusu kararın Danıştay 14.Dairesinin 18/05/2018 tarih ve E:2018/81, K:2018/3846 sayılı kararı ile onandığı, ancak anılan uyuşmazlığın konusuz kalmasına sebebiyet veren … tarihli, … sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararının iptali istemiyle açılan davada … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararı ile bu işlemin de iptaline karar verildiği, Çevre Kanununun 10. maddesi uyarınca, dava konusu planlamanın konusunu oluşturan Geriş Rüzgar Enerjisi Santrali Projesi hakkında ÇED Olumlu kararı alınmadıkça tesise ilişkin onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilmesinin mümkün olmadığı, alana ilişkin olarak verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararının Mahkemece iptaline karar verildiği, bu halde dava konusu planların gerekçesinin ortadan kalktığı görüldüğünden çevresel etki değerlendirmesi süreci olumlu olarak tamamlanmadan, alanın bu yönde planlanması ve yapılaşmasına yönelik planlarda mevzuata ve hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesi ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, anılan kararın temyizi üzerine Danıştay Altıncı Dairesince verilen 80/052019 tarihli, E:2019/437, K:2019/3788 sayılı kararı ile “Tabiat varlıklarının korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması önemli olmakla birlikte, doğal sit alanlarında hiçbir ayrıma gidilmeksizin hiçbir koşulda çevreye en az düzeyde zarar verecek olan rüzgar enerji santrallerinin yapılmaması gerektiği düşüncesi ülkemizin ekonomik ve sosyal gelişimi açısından ülke çıkarlarına uygun bir yaklaşım olarak değerlendirilemez. Nitekim ülkemizin sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı içinde ekonomik ve sosyal gelişimini destekleyecek, çevreye duyarlı yenilenebilir enerji kaynaklarına ihtiyaç duyduğu kuşkusuzdur. Bu bağlamda sit alanlarında gerekli koşulların bulunması halinde rüzgar enerji santralleri yapılması mümkündür.
Rüzgar enerji santrallerinin yapılacak rüzgar ölçümlerine göre konumlanmaları gerektiği ve türbin platformları ve bağlantı yollarını içerdiğinden çok sınırlı bir alanı kapladıkları dikkate alındığında mevzuata uygun olarak ilgili kurumlardan gerekli izinlerin alınması sonrasında onaylanan dava konusu imar planlarında hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Ancak dava konusu imar planlarının konusu olan Muğla İli Bodrum İlçesi sınırları içerisinde gerçekleştirilmesi planlanan, Geriş Rüzgar Elektrik Santrali Projesi ve Kapasite Artışı( 13 adet türbin, 11.2 MWe) Res projesinin Çed Yönetmeliğinin EK-2 listesinde yer alması sebebiyle Yönetmeliğin eki Ek-4 ‘te yeralan format çerçevesinde Proje Tanıtım Dosyası hazırlanarak Muğla Valiliğine müracaat edimesi üzerine yapılan incelemeler neticesinde 06.05.2014 tarihinde söz konusu proje için ”ÇED Gerekli Değildir” kararının verildiği, verilen bu kararın iptali istemiyle açılan davanın reddine ilişkin … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:…, K:… sayılı kararın Danıştay Ondördüncü Dairesinin 27.02.2017 tarihli, E:2016/9391, K:2017/1070 sayılı kararıyla yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak bunun sonucunda düzenlenecek raporun incelenmesi suretiyle karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:… , K:… sayılı kararı ile bozma kararına uyularak keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, dava devam ederken … Elektirik Üretim A.Ş. tarafından Geriş Rüzgar Enerji Santrali Revizyon projesinin sunulduğu ve davalı idare tarafından talebinin uygun görüldüğü ve … tarihli, … sayılı yeni bir “ÇED Gerekli Değildir” kararının verildiği, bu nedenle uyuşmazlığa konu “ÇED Gerekli Değildir” kararının iptali istemiyle açılan davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, anılan kararın Danıştay Ondördüncü Dairesinin 18.05.2018 tarihli, E:2018/81, K:2018/3846 sayılı kararıyla onandığı, söz konusu Geriş Rüzgar Elektrik Santrali Projesi ve Kapasite Artışı Revizyon Projesi ile ilgili olarak … tarihli, … sayılı “ÇED gerekli değildir” kararının iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptali yolunda … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E: … , K:… sayılı kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 08.04.2019 tarihli, E:2019/2383, K:209/2246 sayılı kararıyla bozulmasına karar verildiği görülmüştür.
Bu durumda, dava konusu imar planlarının kapsamı, rüzgar enerji santrali projesinin ilgili kurumlardan gerekli izinlerin alınmasından sonra hayata geçirilmesi amacıyla proje sahasında bulunan türbin alanları ve türbinler arası bağlantı yollarının gösterilmesinden ibaret olduğundan, anılan projenin ne ölçüde revize edildiği belirlenerek dava konusu planlarda değişiklik gerektirip gerektirmediğinin araştırılması ve “ÇED gerekli değildir” kararına ilişkin verilen bozma kararı uyarınca verilecek kararın göz önünde bulundurulması suretiyle dava hakkında karar verilmesi gerekmektedir.” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Son olarak temyize konu … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı karar ile Danıştay Altıncı Dairesinin 08/05/2019 tarih ve E: 2019/437, K:2019/3788 sayılı bozma kararına uyularak yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu 27.10.2014 tarih onaylı imar planlarının dayanağını oluşturan Geriş RES Proje Tanıtım Dosyasında yer alan proje ile 19.10.2017 tarihinde düzenlenen “ÇED Gerekli Değildir” belgesine konu oluşturan Geriş RES Revizyonu kapsamında oluşturulan Ekim 2017 tarihli Geriş RES Nihai Proje Tanıtım Dosyasındaki proje karşılaştırıldığında, T1- T2- T3- T4- T4- T5- T6- T7- T8- T9-T10-T11-T12-T13 olmak üzere toplam 13 türbin alanından oluşan projenin 12 türbin alanına indiği, 19.10.2017 tarihli “ÇED Gerekli Değildir” kararına tabi olan proje revizyonunda T8 sayılı türbinin iptal edildiği, T5-T12-T13 sayılı türbin alanlarında yer değişikliğine gidildiği, T10 sayılı türbin alanının koordinatlarında doğuya doğru hafif bir farklılık olmakla birlikte yer değişikliği yapılmadığı, T1-T2-T3-T4-T6-T7-T9-T10-T11 sayılı türbin alanları ile Şalt Merkezi ve Şalt Kontrol Binasının yerinin ve formunun aynı şekilde korunduğu, ekim 2017 tarihli Geriş RES Nihai Proje Tanıtım Dosyasından ve yerinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sırasında yapılan gözlemlerden, proje alanında türbinler arası erişimi sağlayan ana bağlantı yol aksının dava konusu imar planlarında belirtildiği koşullarda açılmış olduğu, imar planlarının; mevcuttaki planların sürekliliğini ve bütünlüğünü koruyarak, yapıldığı alandaki sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı saikiyle, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak, güncel ihtiyaçları karşılayacak şekilde yapılabileceği göz önüne alındığında; 27.10.2014 tarihinde onaylanan dava konusu imar planlarında tanımlı olan türbin alanları ile 19.10.2017 tarihli “ÇED Gerekli Değildir” kararına konu oluşturan Geriş RES Revizyonu ile yapılan türbin değişiklikleri arasında önemli farklılıklar olması, bu farklılıkların yeni bir imar planı revizyon çalışması ile planlanması gerektiği, bu kapsamda, planlama teknikleri, imar mevzuatı, planlama ilkeleri ve şehircilik esasları itibariyle Geriş RES Proje Revizyonu doğrultusunda, proje alanına yönelik yeni bir imar planı değişikliğinin yapılmasının gerekli olduğu ancak dava konusu planlarda bu hususun eksik kaldığı anlaşıldığından, söz konusu planlarda hukuka ve ilgili mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.,

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davalı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekili tarafından, bakılan davanın Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün … tarihli, … sayılı “ÇED Gerekli Değildir” kararına uygunluğu değerlendirilmeli iken, hatalı şekilde henüz gerçekleşmemiş proje kapasite artışına yönelik planlanan türbin yerleşimleri esas alınarak imar planlarının yeni düzenlemeleri içermiyor olması nedeniyle dava konusu işlemin iptali yolundaki İdari Dava Dairesi kararının hukuka aykırı olduğu bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare yanında müdahil vekili tarafından, dava konusu imar planlarının planlama teknikleri, imar mevzuatı, planlama ilkeleri ve şehircilik esasları toprağın koruma kullanma dengesine uyarlı bir şekilde yerleşme alanlarına uygun mesafelerde konumlanan arkeolojik sit ve doğal sit alanlarına özen gösterilerek, çevre ve ekolojiye duyarlı hazırlanmış kamuya yararlı imar planların iptali yolundaki İdari Dava Dairesi kararının hukuka aykırı olduğu bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :
Davacılar vekili tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … ‘NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 29.10.2021 tarihli, 31643 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 85 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 1. maddesi ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Altıncı Kısmının Dördüncü Bölümünün başlığının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 2. maddesi ile de aynı Kararnamenin 97. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Çevre ve Şehircilik” ibaresinin “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği” şeklinde değiştirildiği görüldüğünden, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının davalı olarak belirlenmesi suretiyle işin gereği görüşüldü.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
UYAP üzerinde yapılan incelemede, Geriş Rüzgar Elektrik Santrali Projesi ve Kapasite Artışı Revizyon Projesi’ne ilişkin … günlü, … sayılı “ÇED gerekli değildir” kararının iptali istemiyle dava dışı üçüncü kişi tarafından açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesinin 08.04.2019 günlü, E:2019/2383, K:209/2246 sayılı bozma kararına uyularak davanın reddi yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … günlü, E:… , K:… sayılı kararı Danıştay Altıncı Dairesinin 30.03.2021 tarihli, E: 2020/11194, K: 2021/4783 sayılı kararı ile kesin olarak onanmasına karar verildiği görülmüştür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 30/05/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.