Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/2698 E. , 2022/3852 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/2698
Karar No : 2022/3852
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde öğretim üyesi (profesör) olarak görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının görevden çıkarılma tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; davacı hakkında beraat kararı verilen kovuşturma dosyasında; Bank Asya’daki hesap hareketliliğinin örgüt liderinin talimatı kapsamında olmadığının tespit edildiği, ayrıca davacının FETÖ/PDY terör örgütü tarafından örgüt içi iletişimde kullanılan ByLock, eagle, cacao gibi programları kullandığına ilişkin herhangi bir verinin bulunmadığı, davacının FETÖ/PDY’ye müzahir dernek, sendika gibi herhangi bir sivil toplum kuruluşunda üyelik kaydının da bulunmadığı, dosyada yer alan “Soruşturma Raporunda”, davacı hakkında “…örgüt ile bağlantısı olduğuna dair bir sonuca ulaşılamadığı…” şeklinde tespitte bulunulmasına rağmen davacının “birtakım belge ve kanaatler doğrultusunda” şüpheli olarak değerlendirildiği, somut tespitler yerine varsayımsal olarak davacı hakkında kanaat oluşturulduğu, dosyada yer alan “İnceleme Raporunda” davacı hakkında birtakım tespitlere yer verildiği görülmekle birlikte bu tespitlerde de davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakının bulunduğuna ilişkin somut bir hususun ortaya konulmadığı, ayrıca davacının sendika üyeliğine ilişkin olarak dosyada herhangi bir belgenin bulunmadığı, davacının da sendika üyeliği iddiasını kabul etmediği, dosyada yer alan Nihai Değerlendirme Komisyonu ve Yeniden İnceleme Komisyonu kararında; davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakının bulunduğuna ilişkin herhangi bir tespite veya olguya yer verilmediği, davacı hakkında yapılmış olan herhangi bir saha-sosyal çevre araştırma raporu/tutanağının, kurum kanaatinin, tutanağa bağlı tanık beyanlarının da bulunmadığı ve/veya dosyaya sunulmadığı, davacı hakkında yapılan BİMER şikayetinde ise soyut, görgüye ve bilgiye dayanmayan iddiaların yer aldığı, bahse konu Soruşturma Raporu ve İnceleme Raporu dışında dosyada herhangi bir idari soruşturma raporunun bulunmadığı ve dosyaya sunulmadığı, davacının örgüt içerisinde herhangi bir görev üstlendiğine ilişkin bilginin de bulunmadığı, davalı idare tarafından Komisyona gönderilen dosyalara ilişkin “özet bilgi tablosunda”, 11. sırada, “15 Temmuz 2016 sonrası FETÖ/PDY mensubu olduğu şeklinde bilgi verilmiştir” şeklinde, somut bilgi/belge ile desteklenmeyen, dayanağı tespitlere de yer verilmeyen bir ibareye yer verildiği, davacının örgüt içerisinde “sohbetlere katılma”, “himmet verme” gibi pasif ya da “kod adı kullanma”, “örgüt adına yardım toplama”, “örgüte ait yayınlara abone kazandırma”, “abilik”, “talebe mesullüğü” gibi herhangi bir görev üstlendiğine ilişkin bilginin bulunmadığı, davalı idarece; davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat veya iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belgenin de dosyaya sunulmadığı anlaşıldığından, davacının kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine dair işlemde hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca dava konusu işlem hukuka aykırı görüldüğünden, Anayasa’nın 125. maddesi’nde yer alan “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmü gereğince, davacının kamu görevinden çıkarılması işleminden dolayı mahrum kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği belirtilmiştir. Açıklanan gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline, davacının kamu görevinden çıkarılması işleminden dolayı mahrum kaldığı özlük ve parasal haklarının kamu görevinden çıkarıldığı tarihten itibaren dönemsel tahakkuk tarihleri esas alınarak işletilecek olan yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine … Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Dairelerinin 11/06/2020 tarihli ara kararı ile davacının Bank Asya’da bulunan tüm hesap hareketlerinin istenilmesi üzerine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davacının 25/12/2013-29/05/2015 tarihleri arasında yüklü miktarda katılım hesapları açtığı ve hesabındaki mevduat miktarını artırdığı, davacı hakkında yürütülen ceza yargılamasında elde edilen dijital materyal inceleme raporuna göre, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir “rotahaber.com.”, “samanyoluhaber.com.” ve “zaman.com.” isimli sitelere 02/02/2014-23/09/2015 tarihleri arasında giriş yaptığı, cep telefonuna 05/07/2016 tarihinde FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle kapatılan Kimse Yok Mu Derneğinden bir adet mesaj geldiği, yine aynı yargılamada davacının ikametinde yapılan arama sonucunda, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yayın organı olan Zaman gazetesi kupürü ele geçirildiği, bu verilerin yanı sıra, FETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan kurumlara ödeme bilgisinin bulunduğu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelere göre, FETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF’ye devredilen Cihan Medya Dağıtım A.Ş.’ye ödemede bulunduğu hususları, Bank Asya hesabı ile birlikte değerlendirildiğinde; davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat düzeyinde ilişkisinin olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, ayrıca davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi talebinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, istinaf isteminin kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; Bank Asya nezdindeki hesap hareketlerinin rutin bankacılık faaliyeti olduğu, anılan Bankaya talimatla para yatırmadığı, Bank Asya ile ilgili direktiflere uyanların aksine, mal varlığının büyük bir kısmını Finans Katılım Bankasına yatırdığı, paraların çekilmesine yönelik talimata uymadığı, Bank Asya’ya el konulduktan sonra da hesabını kapatmadığı, istinaf kararında belirtilen haber sitelerine 2014-2015 yıllarında giriş yapıldığı, belirtilen tarihlerde üniversitede fakülte dekanı olarak görev yaptığı, her türlü haber ve yorumları farklı sitelerden takip ettiği, bu sebeple belirtilen eylemlerin hayatın olağan akışına uygun olduğu, Kimse Yok Mu Derneğinden cep telefonuna gönderilen mesajın iradesi dışında gönderildiği, mesajın herhangi bir karşılık bulmadığı, anılan Derneğe hiçbir yardımda bulunulmadığı hususunun MASAK ve bilirkişi raporlarıyla sabit olduğu, evinde ele geçiren gazete kupürünün öğretmen olan eşine ait 2004 yılına ilişkin başarılı olma ile ilgili bir yazı olduğu, Cihan Medya ödemelerinin kızının üniversite hazırlık dershanesi için yapılan ödemeler olduğu, o dönem örgütle iltisaklı gazetenin deneme kitapçıklarının alınmasının kızının deneme sınavlarına girmesi için zorunlu olduğu, herhangi bir gazete ve dergi aboneliğinin bulunmadığı, hakkında yürütülen ceza yargılamasında örgütle bağlantısı tespit edilemediğinden beraat kararı verildiği, örgüte ait ByLock ve benzeri özel şifreli yazışma programlarını kullanmadığı, örgüte himmet, kurban gibi hiçbir para aktarımında bulunmadığı, yapı evlerinde ve yurtlarında kalmadığı belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı’nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa’nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK’nın anılan toplantısında “demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla” Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00’den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
01/09/2016 tarih ve 29818 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin ”Kamu Personellerine İlişkin Tedbirler” başlıklı 2. maddesinde, ”(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti (Anayasa Mahkemesi’nin 24/06/2021 tarih ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararıyla 7086 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…üyeliği, mensubiyeti veya…” ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, b) Ekli (2) sayılı listede yer alan kişiler Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatından, c) Ekli (3) sayılı listede yer alan kişiler Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatından, ç) Ekli (4) sayılı listede yer alan kişiler Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatından, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.” hükmüne yer verilmiştir.
…Üniversitesi Rektörlüğü bünyesinde öğretim üyesi (profesör) olarak görev yapmakta iken, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu’na yapılan başvuru, anılan Komisyon’un … tarih ve … sayılı işlemi ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Diğer yandan, davacı hakkında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü Üyesi Olma suçundan açılan davada; … Ağır Ceza Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı karar ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca davacının beraatine karar verilmiş, Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda anılan beraat kararının istinaf yoluna başvurulmamak suretiyle kesinleştiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK’ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına” ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir” niteliğindedir.
AİHM, “demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu” belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM’e göre, “kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları, genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır.” (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bölge İdare Mahkemesi kararında; davacının Bank Asya’da 25/12/2013-29/05/2015 tarihleri arasında yüklü miktarda katılım hesapları açtığı ve hesabındaki mevduat miktarını artırdığı tespitlerine yer verilmiştir.
Anılan tespitlerle ilgili olarak davacının tüm dosya kapsamındaki beyanlarında özetle; Bank Asya hesap hareketliliğinin FETÖ direktifleri ile ilgili olmadığının, bütün banka hesaplarının faizsiz finans kurumlarında bulunduğunun, görev yaptığı Malatya ilindeki İhlas Finans kapandıktan sonra Bank Asya isimli bankanın açıldığının, hesaplarını 06/08/2001 tarihinden itibaren bu finans kurumuna aktardığının, çek, senet, kira gelirleri, otomatik ödeme talimatlarını bu finans kurumunda yürüttüğünün, bahse konu olan 2013-2015 tarihleri arasında birkısım para hareketlerinden yola çıkılarak örgüt ile bağlantı kurulmasının yersiz olduğunun, zira terör örgütünün Bank Asya ile ilgili talimatına uyanların tüm banka hesaplarındaki paraları çekip, mal varlıklarını satıp, hatta başka bankalardan kredi çekip ellerine geçen tüm paraları Bank Asya hesaplarına aktardığının, kendisinin ise diğer banka hesap hareketleri ve mal varlığının büyük bir kısmının Finans Katılım Bankasında yer aldığının, Devlet tarafından Bank Asya’ya el konulduktan sonra da Bank Asya’daki hesabını kapatmadığının ileri sürüldüğü görülmüştür.
Davacı hakkında yürütülen ve kesinleşen ceza yargılaması neticesinde …Ağır Ceza Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda yer alan, davacının Bank Asya hesabı ile ilgili, “…Sanığa iddianamede isnat edilen eylem Bank Asya’da hesabının olması ve Bursa’da evinde yapılan aramada yasak yayın bulunmasıdır. Bank Asya hesabına ilişkin yapılan araştırma ve bilirkişi raporunda sanığın Bank Asya’ya destek amacıyla para yatırdığına ilişkin bir kanaat Mahkememizde oluşmamıştır. Bilirkişi raporunda da sanığın Bank Asya’ya destek amacıyla para yatırması tespit edilememiştir…” yolundaki tespitler ile davacının yukarıda aktarılan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının katılım hesaplarının her birinin vadesinden önce kapatılmak ve vadesiz hesabında biriken paralar da eklenmek suretiyle yeniden açıldığı ve birbirinin devamı niteliğinde olduğu, hesap açılışının ilk talimat tarihiyle uyumlu olmadığı, talimat öncesi hesap hareketleriyle uyumlu şekilde talimat sonrası dönemde de para giriş ve çıkışlarının bulunduğu, anılan Bankanın TMSF’ye devir tarihinden sonra da bankacılık işlemlerine devam edildiği, davacının beyanlarını doğrular şekilde rutin olarak anılan hesaba para yatırıldığının görüldüğü, söz konusu bankacılık işlemlerinin terör örgütü liderinin talimatı doğrultusunda örgütsel amaçla yapıldığına dair somut bir tespitin bulunmadığı, dosya içerisinde bu durumun aksini gösterir herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, davacının Bank Asya hesap hareketlerinin Bank Asya’ya yardım amacıyla gerçekleştirildiğine dair herhangi bir veri bulunmadığı hususunun Ceza Mahkemesince yaptırılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiği anlaşıldığından Bank Asya hesap hareketlerinin, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, temyize konu Daire kararında; davacının FETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Lale Dağıtım Pazarlama Eğitim Turizm ve Ajans Hizmetleri Ticaret Anonim Şirketine 06/07/2014-12/09/2015 tarihleri arasında 223,00 TL, Lotus 16 Eğitim İşletmeleri A.Ş.’ye 17/09/2014-17/05/2015 tarihleri arasında 9.000,00 TL, Slim Eğitim Tesisleri İşletme ve Ticaret A.Ş.’ye 10/01/2014-27/04/2015 tarihleri arasında 22.350,00 TL, Yeşilırmak Kehkeşan Özel Eğitim’e 17/09/2014-17/05/2015 tarihleri arasında 9.000,00 TL ödeme bilgisinin bulunduğu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelere göre, davacının FETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF’ye devredilen Cihan Medya Dağıtım A.Ş.’ye 05/10/2013 tarihinde 252,00 TL ve 30/09/2014 tarihinde 252,00 TL olmak üzere toplam 504,00 TL ödemede bulunduğu tespitlerine yer verilmiştir.
Bu tespitlerle ilgili olarak davacının tüm dosya kapsamındaki beyanlarında özetle; Cihan Medya Dağıtım A.Ş.’ye ve diğer birimlere yapılan ödemelerin 2014-2015 eğitim dönemi içinde kızının lise son sınıfta okuduğu üniversite hazırlık dershanesi için yapılan ödemeler olduğunun, FETÖ ile iltisaklı gazetenin verdiği deneme kitapçıklarının alınmasının kızının deneme sınavlarına alınması için zorunlu olduğunun, üniversite hazırlık kitapçıkları için yapılan ödemenin karşılıksız bir ödeme olmadığının, bahsedilen ödemelerin tamamının kızının üniversiteye hazırlık dönemini kapsadığının, FETÖ ile iltisaklı hiçbir gazete veya dergi aboneliğinin bulunmadığının ileri sürüldüğü görülmüştür.
Davacının yukarıda aktarılan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; davacı tarafından Cihan Medya Dağıtım A.Ş.’ye yapılan ödemenin mahiyetinin bilinmediği, devamlılığı konusunda da dosyada herhangi bir bilgi bulunmadığı, FETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan kurumlara yapılan ödemenin örgüte yardım ve örgüte müzahir yayınlara abonelik amacıyla yapıldığına yönelik somut bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından söz konusu ödemelerin davacının FETÖ/PDY terör örgütüne irtibat ve iltisakının tespiti açısından yeterli delil niteliğinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bununla birlikte, temyize konu Daire kararında; davacı hakkında yapılan ceza yargılamasında elde edilen dijital materyal inceleme raporuna göre, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir “rotahaber.com.”, “samanyoluhaber.com.” ve “zaman.com.” isimli sitelere 02/02/2014-23/09/2015 tarihleri arasında giriş yaptığı, davacının cep telefonuna 05/07/2016 tarihinde FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle kapatılan Kimse Yok Mu Derneğinden bir adet mesaj geldiği, yine aynı yargılamada davacının ikametinde yapılan arama sonucunda, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yayın organı olan Zaman gazetesi kupürü ele geçirildiği tespitlerine yer verilmiş ise de, bu tespitlerle ilgili olarak davacının tüm dosya kapsamındaki beyanlarında özetle; FETÖ ile iltisaklı haber sitelerine giriş yapıldığı belirtilen tarihlerde üniversitede fakülte dekanı olarak görev yaptığının, her türlü haber ve yorumları farklı sitelerden takip ettiğinin, bu sebeple belirtilen eylemlerin hayatın olağan akışına uygun olduğunun, Kimse Yok Mu Derneğinden cep telefonuna gönderilen mesajın iradesi dışında gönderildiğinin, mesajın herhangi bir karşılık bulmadığı ve anılan Derneğe hiçbir yardımda bulunmadığı hususlarının MASAK ve bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunun, evinde ele geçirilen gazete kupürünün ise öğretmen olan eşine ait 2004 yılına ilişkin başarılı olma ile ilgili bir yazı olduğunun ileri sürüldüğü görülmüştür.
Davacının anılan beyanları ışığında dosyanın incelenmesinden; dosya içeriğinde davacının, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili olduğu için kapatılan Kimse Yok Mu Derneğine örgüte yardım amacıyla bağış yaptığına ve anılan Dernekle örgütsel saikle mesajlaştığına yönelik somut bilgi ve belgenin bulunmadığı görüldüğünden, anılan Dernekten gelen mesajın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının göstergesi olarak kabulüne olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca davacı tarafından, 02/02/2014-23/09/2015 tarihleri arasında “rotahaber.com.”, “samanyoluhaber.com.” ve “zaman.com.” isimli sitelere sadece giriş yapılmış olmasının davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği; davacının ikametinde yapılan arama sonucunda, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yayın organı olan Zaman gazetesi kupürünün bulunması hususunun da davacının anılan örgütle bağlantısı bulunduğunu gösteren başka bir delille desteklenmediği görüldüğünden, anılan tespitin tek başına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılması ve davanın reddi yönündeki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü, kararın kaldırılması, davanın reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 30/05/2022 tarihinde kesin olarak, oybirliğiyle, karar verildi.