Danıştay Kararı 4. Daire 2022/2540 E. 2022/3348 K. 26.05.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2022/2540 E.  ,  2022/3348 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/2540
Karar No : 2022/3348

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, gayrimenkul alım satımı faaliyetinden elde ettiği kazancı kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle takdir komisyonu kararları uyarınca vergi ziyaı cezalı olarak re’sen tarh edilen 2008 yılı gelir vergisi ile 2008/07-09,10-12 dönemleri geçici verginin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine Vergi Mahkemesince verilen kararda; ihtilaf konusu taşınmazların satış bedellerinin düşük gösterildiği hususunun, olayla ilgisi açık ve tabi olan arsa sahiplerinin ifadesi ile ispatlanmış olduğundan, takdir komisyonuna sevk tarihi itibariyle matrahın tespitinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte davacının takdir komisyonuna sevk tarihinden bir gün sonra 11/12/2013 tarihinde pişmanlıkla verilen düzeltme beyannamesi ile 29.818,30 TL ilave matrah bildiriminde bulunduğu anlaşıldığından sonradan oluşan hukuki duruma göre dava konusu 2008 yılı vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile 2008/7-9,10-12 dönemine ait gelir geçici vergisi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezaları için takdir komisyonunca esas alınan 58.640,00 TL matrahın 29.818,30 TL’lik matrah farkına isabet ederek hesaplanan kısmında hukuka uyarlık, bu kısmı aşarak hesaplanan kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığı; 2008/7-9,10-12 dönemine ait gelir geçici vergilerinin kaldırılması istemi yönünden de, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 120. maddesi gereğince mahsup süresi geçtikten sonra kesilen geçici vergi terkin edileceğinden, mahsup dönemi geçmiş olan geçici vergide hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, mevzuat hükümleri doğrultusunda, davacı şirket adına yapılan tüm işlemlerin hukuka uygun olduğu ve kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3. maddesinin (B) bendinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu belirtilmiş, 30. maddesinde, re’sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması olarak tanımlanmıştır.
Re’sen vergi tarhının amacı yükümlülerin varsa beyan dışı bıraktıkları gelirlerini, gerçeğe en yakın biçimde saptayabilmektir. Bu nedenle, re’sen vergi tarh edilirken, beyan dışı bırakıldığı ileri sürülen kazanca ilişkin gerekli inceleme ve araştırmanın yapılması ve matraha ait verilerin varsayım ya da kanaat yoluyla değil, somut bilgi ve belgelerle ortaya konulması gerekmektedir.
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 371. maddesinde de, “Beyana dayanan vergilerde vergi ziyaı cezasını gerektiren fiilleri işleyen mükelleflerle bunların işlenişine iştirak eden diğer kişilerin kanuna aykırı hareketlerini ilgili makamlara kendiliğinden dilekçe ile haber vermesi hâlinde, haklarında aşağıda yazılı kayıt ve şartlarla vergi ziyaı cezası kesilmez. 1. Mükellefin keyfiyeti haber verdiği tarihten önce bir muhbir tarafından her hangi resmi bir makama dilekçe ile veya şifahi beyanı tutanakla tevsik edilmek suretiyle haber verilen husus hakkında ihbarda bulunulmamış olması (Dilekçe veya tutanağın resmi kayıtlara geçirilmiş olması şarttır.). 2. Haber verme dilekçesinin yetkili memurlar tarafından mükellef nezdinde her hangi bir vergi incelemesine başlandığı veya olayın takdir komisyonuna intikal ettirildiği günden evvel (Kaçakçılık suçu teşkil eden fiillerin işlendiğinin tespitinden önce) verilmiş ve resmi kayıtlara geçirilmiş olması. 3. Hiç verilmemiş olan vergi beyannamelerinin mükellefin haber verme dilekçesinin verildiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde tevdi olunması. 4. Eksik veya yanlış yapılan vergi beyanının mükellefin keyfiyeti haber verme tarihinden başlayarak onbeş gün içinde tamamlanması veya düzeltilmesi. 5. Mükellefçe haber verilen ve ödeme süresi geçmiş bulunan vergilerin, ödemenin geciktiği her ay ve kesri için, 6183 sayılı Kanunun 51. maddesinde belirtilen nispette uygulanacak gecikme zammı oranında bir zamla birlikte haber verme tarihinden başlayarak onbeş gün içinde ödenmesi.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, pişmanlık; Kanunda yazılı şartların oluşması ve mükelleflerin re’sen müracaatları üzerine, zamanında yerine getirilmeyen kanuni yükümlülüklerin, daha sonraki dönemde ve cezasız olarak yerine getirilmesini mümkün kılan bir müessese olarak düzenlenmiştir.
Şu halde, geç verilen beyannamenin incelemeye başlandıktan veya takdir komisyonuna sevkten sonra verilmesi halinde, mükellefin pişmanlık hükümlerinden yararlanamayacağı ve beyanname verilmesinin incelemenin bitmesini temin etmeyeceği ancak bu durumun verilen beyannamede gösterilen tutarın aynı ile re’sen vergi matrahına esas alınacağı, ayrıca vergi ve gecikme faizi için de tahakkuk fişi düzenleneceği tartışmasızdır.
Dava kosunu olayda; gayrimenkul satışından elde edilen kazanca ilişkin gelir vergisi beyannamesinin gerçek durumu yansıtmaması nedeniyle 10/12/2013 tarihinde takdire sevk edilen davacı adına, takdir komisyonunca belirlenen matrah üzerinden tarhiyat yapıldığı, takdir komisyonu tarafından tarh matrahının belirlenmesinde esas alınan gayrimenkul satış bedellerine arsa sahipleri nezdinde düzenlenen tutanakta belirtilen gerçek gayrimenkul satış tutarları dikkate alınarak, bu tutarlardan davacı müteahhit tarafından düzenlenen fatura miktarlarının düşülmesi suretiyle ulaşıldığı, tarhiyatın dayanağı takdir komisyonu kararının sevk tarihi olan 10/12/2013 tarihinden sonra 2008 yılı gelir vergisi beyannamesine ilişkin 11/12/2013 tarihinde pişmanlıkla verilen düzeltme beyannamesi ile 29.818,30 TL ilave matrah bildirimi sonucu tahakkuk eden verginin pişmanlık zammıyla beraber ödendiği görülmüştür.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve dosyadaki belgeler birlikte değerlendirildiğinde, ihtilaf konusu taşınmazların satış bedellerinin düşük gösterildiği hususunun, olayla ilgisi açık ve tabi olan arsa sahiplerinin ifadesi ile ispatlanmış olması nedeniyle bulunan matrah farkında hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte davacı şirketin pişmanlık talepli düzeltme beyannamesinin, takdir komisyonuna sevk tarihi olan 10/12/2013 tarihinden bir gün sonra verildiği açıktır. Dolayısıyla, davacının 371. madde kapsamında kendiliğinden beyanname verdiğinden de söz edilemeyeceğinden, 371. madde hükmünden de yararlandırılmaması gerektiğinden davacı adına yapılan tarhiyatlarda hukuka aykırılık bulunmadığından temyize konu kararda isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 26/05/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.