Danıştay Kararı 9. Daire 2019/881 E. 2022/2081 K. 25.05.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2019/881 E.  ,  2022/2081 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2019/881
Karar No : 2022/2081

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı-…
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: …-… Yapı İnş. Taah. Pet. Dağ. Paz. San. Ve Tic. Ltd. Şti’ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla, …’ün mirasçısı sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayda, asıl borçlu şirketin 2014 yılında incelenmek üzere istenilen 2011 yılına ait defter ve belgelerinin ibraz edilmemesi nedeniyle katma değer vergisi indirimlerinin reddedilmesi suretiyle salınan cezalı katma değer vergisinin usulüne uygun olarak yapılan takip sonucunda şirketten tahsil edilemediğinden bahisle 05/01/2012 tarihli Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan 27/12/2011 tarihli ortaklar kurulu kararı ile temsil yetkisine son verilen ve 28/07/2015 tarihinde vefat eden …’ün mirasçısı sıfatıyla davacı adına ödeme emrinin düzenlendiğinin anlaşıldığı, defter ve belgelerin istenildiği tarihte kanuni temsilci sıfatı bulunmayan murisin defter ve belgelerin ibrazı ile ilgili ödevi bulunmadığından, defter ve belgelerin incelenmek üzere istenildikleri tarihteki kanuni temsilci tarafından yerine getirilmesi gereken ibraz ödevinden ve bu ödevin yerine getirilmemesi nedeniyle tarh edilen vergi ve ferilerinden murisin, dolayısıyla davacının sorumlu tutulması mümkün olmadığından, davacı adına mirasçı sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davanın kabulü ve ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Muris …’ün, …-… Yapı İnş. Taah. Pet. Dağ. Paz. San. Ve Tic. Ltd. Şti’nin ilgili dönemde müdürü, ortağı ve aynı zamanda kanuni temsilcisi olduğundan davacı adına mirasçısı sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık olmadığı ididasıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Daire kararında belirtilen gerekçe ile sonucu itibarıyla hukuka uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
…-… Yapı İnş. Taah. Pet. Dağ. Paz. San. Ve Tic. Ltd. Şti’ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla, …’ün mirasçısı sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 7. maddesinde, borçlunun ölümü halinde mirası reddetmemiş mirasçılar hakkında da bu kanun hükümlerinin tatbik edileceği olay tarihinde yürürlükte bulunan 55. maddesinde; amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi (7) gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı, yine olay tarihinde yürürlükte bulunan 58. maddesinde de; kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zaman aşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35. maddesinde de limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı hükümleri yer almaktadır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde ise, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, bu ödevlerin yerine getirilmemesi yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı, temsilcilerin veya teşekkülü idare edenlerin bu suretle ödedikleri vergiler için asıl mükelleflere rücu edebilecekleri, 12. maddesinde, ölüm halinde mükelleflerin ödevlerinin mirası reddetmemiş kanuni ve mansup mirasçılara geçeceği ancak, mirasçılardan her birinin ölünün vergi borçlarından miras hisseleri oranında sorumlu olacağı düzenlemelerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kanuni temsilcilerin sorumluluğu ile limited şirket ortaklarının sorumluluğuna ilişkin yukarıda belirtilen düzenlemeler, bu sorumluluğun koşulları yönünden farklı içerik taşımaktadır. Kanuni temsilciler bu sıfatı taşıdıkları süre içinde yerine getirmeleri gereken şirkete ait vergi ile ilgili ödevlerin yerine getirilmemesi nedeniyle sorumlu tutuldukları halde limited şirket ortakları bu sıfatı kazandıkları tarihten önceki dönemlere ait borçlar da dahil olmak üzere doğrudan doğruya sorumlu tutulmuştur. Kanuni temsilciler borcun tamamından sorumlu oldukları halde ortakların sorumluluğu, sermaye payına isabet eden borçla sınırlandırılmış olup kanuni temsilcilere rücu olanağı tanınmış olmasına karşın, ortaklara rücu olanağı tanınmamıştır. Tüm bu nedenlerle, anılan sıfatlardan herhangi biri nedeniyle düzenlenecek ödeme emirlerinin borcun mahiyetinin bir unsuru olarak hangi Kanun hükmüne göre düzenlendiklerini de içermeleri zorunlu bulunmaktadır. Aksi halde, zorunlu unsurlarını taşıdıklarından ve adil yargılanma ilkesinin temel unsurlarından biri olan savunma hakkını tanıdıklarından söz edilemez.
Dosyanın incelenmesinden; …-… Yapı İnş. Taah. Pet. Dağ. Paz. San. Ve Tic. Ltd. Şti’ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla …’ün mirasçısı sıfatıyla davacı adına dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği ve ödeme emrinde, 6183 sayılı Kanun’un 7. maddesi, 213 sayılı kanun’un 12. maddesi ve 4721 sayılı Medeni Kanun’un 681. maddesi uyarınca tanzim edildiğinin yer aldığı, ayrıca davalı idarece ödeme emrinin; murisin, şirketin “müdürü, ortağı, kanuni temsilcisi” olması sebebiyle mirasçı sıfatıyla düzenlendiğinin belirtildiği anlaşılmıştır.
Ödeme emrinde, her ne kadar, 6183 sayılı Kanunun 7. maddesi ile 213 sayılı Kanunun 12 maddesi yasal dayanak olarak gösterilmişse de, davacının; murisin, şirketin borçlarından 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla sorumlu tutularak, mirasçı sıfatıyla mı takip edildiği yoksa, murisin, şirketin borçlarından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35. maddesi uyarınca sorumlu tutularak mirasçı sıfatıyla mı takip edildiği anlaşılmadığından, bu haliyle usulüne uygun olarak düzenmiş bir ödeme emrinden söz edilemeyeceğinden, davacı adına mirasçı sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığından Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 25/05/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.