Danıştay Kararı 7. Daire 2019/4439 E. 2022/2411 K. 25.05.2022 T.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2019/4439 E.  ,  2022/2411 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/4439
Karar No : 2022/2411

TEMYİZ EDEN (DAVACI) …. Ambalaj Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı adına
… Gümrük Müdürlüğü

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, …/…, …/… ve …/… ve sayılı Dahilde İşleme İzin Belgeleri kapsamında muhtelif tarih ve sayılı 10 adet beyanname muhteviyatı eşyaların işlenmesi sonucu ortaya çıkan ikincil işlem görmüş ürün olan hurdanın yurt içinde satışa konu edilmesine karşın herhangi bir beyanda bulunulmadığından ve bu suretle ihracat taahhüdünün eksik yerine getirildiğinden bahisle 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 238. maddesi uyarınca yapılan ek tahakkuk ile alınan para cezası kararına vaki itirazın zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davacının 05/06/2017 tarihinde Bölge Müdürlüğüne yaptığı başvurunun 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 10. maddesinin 2. fıkrası kapsamında 6 aylık bekleme süresinin son gününün 05/12/2017 tarihine tekabül ettiği, diğer taraftan davacı tarafından anılan başvuru üzerine Bölge Müdürlüğünce … tarih ve … sayılı yazı ile verilen en son cevabın 01/06/2018 tarihinde tebliğ edildiği dikkate alındığında, gerek en son işlemin tebliğinden gerekse 6 aylık sürenin dolmasından itibaren 2577 sayılı Kanun’un 10. maddesi kapsamında belirlenen süreler geçirilerek 25/09/2018 tarihinde açılan davanın, süre aşımı nedeniyle incelenmesi olanaklı bulunmadığı gibi davalı idare tarafından, davacının başvurusuna kesin olarak olumsuz cevap verildiği takdirde bu işleme karşı süresi içerisinde dava açılabileceği gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 10. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 60 günlük süre içinde verilen cevap kesin değilse, bu cevabın istemin reddi kabul edilerek dava açılabileceği gibi kesin cevabın da beklenilebileceğinin kabul edildiği, buna göre dava açma süresi işlemeyeceğinden süre aşımı nedeniyle verilen kararın hatalı olduğu, zımni ret işleminin oluştuğuna dair herhangi bir açıklamanın da bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Yanıltma hali nedeniyle temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. … TL maktu harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 25/05/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY:

Davacı tarafından, …/…, …/…-… ve …/…-… ve sayılı Dahilde İşleme İzin Belgeleri kapsamında muhtelif tarih ve sayılı 10 adet beyanname muhteviyatı eşyaların işlenmesi sonucu ortaya çıkan ikincil işlem görmüş ürün olan hurdanın yurt içinde satışa konu edilmesine karşın herhangi bir beyanda bulunulmadığından ve bu suretle ihracat taahhüdünün eksik yerine getirildiğinden bahisle 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 238. maddesi uyarınca yapılan ek tahakkuk ile alınan para cezası kararına vaki itirazın zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddine dair karara yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz edilmiştir.
Dosyanın ve Dairemizin E: 2019/2574 sayılı dosyasının birlikte incelenmesinden; dava konusu 28/05/2018 tarihli işlemde; … tarihli ve …/… sayılı dahilde işleme izin belgesi taahhüt hesabının, Ekonomi Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğünün … tarihli ve … sayılı yazılarına istinaden davacı hakkında müeyyide uygulanmasına yönelik işlemlerin ikinci bir bildirime kadar durdurulması gerektiği belirtildiğinden yapılan itiraza ilişkin olarak bu aşamada herhangi bir değerlendirme yapılmadığının ifade edildiği, Ekonomi Bakanlığı ile Gümrük Bölge Müdürlüğünden alınacak bilgiye göre işlem tesis edileceği hususunun bildirildiği, diğer yandan bu dosyadaki başvurudan farklı olarak, davacının daha önce yapmış olduğu bir başvuru için Dairemizin E:2019/2574 sayılı dosyasında yer alan Doğu Marmara Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünce tesis edilen … tarih ve … sayılı işlemde; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 10. maddesinin 2. fıkrası kapsamında zımni ret işleminin oluştuğu belirtilerek idari yargıya başvurulabileceğinin bildirilmesi suretiyle davacının yanıltıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, aradan geçen zaman zarfında incelemenin ne zaman tamamlanacağına yönelik bir açıklama da yapılmayarak işin sürüncemede bırakılması suretiyle tesis edilen işlem üzerine, başka bir ifadeyle, ilgililere kesin olmayan bilgi verilerek onların yönlendirilmesi halinde dava açma yolu ya da mercii de gösterilmeksizin tesis edilen işleme karşı açılan davada yanıltma halinin varlığı nedeniyle işin esası incelenerek karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerektiği oyu ile, Daire kararına katılmıyoruz.