Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/7079 E. , 2022/2703 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/7079
Karar No : 2022/2703
DAVACI : … Yapı ve Sağlık Hizm. Eğt.Tur. San. Tic. Ltd. Şti.
(… Hastanesi)
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : …Bakanlığı
VEKİLİ : Huk. Müş. Av. …
DAVANIN KONUSU : Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 13/10/2017 tarih ve 2017/17 sayılı, “Obezite Cerrahisi Uygulamaları” konulu Genelgesi’nin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, şirkete ait hastanenin, Özel Hastaneler Yönetmeliği’nin geçici 2. maddesi kapsamında bir hastane olduğu, dava konusu Genelge’ye uygun olarak mevcut durumlarının değiştirilmesinin hastaneyi maddi ve manevi anlamda zorluk içerisine sokacağı, bu durumun mevzuatın değiştirilmesi anlamına geldiği, şimdiye kadar obezite hastalarının tedavisinin yürürlükteki mevzuata göre eksiksiz olarak yapıldığı, mevcut durumun değiştirilmesinin anılan Genelge ile yapılamayacağı ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, obezitenin, görülme sıklığının tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızlı bir artış eğiliminde olan önemli bir halk sağlığı sorunu olduğu, 2017 yılına ait TÜİK verilerinde; ülkemizdeki obez ve obez üzeri birey oranının %19 olduğunun bildirildiği, obezitenin, birlikte bulunduğu ve sebep olduğu hastalıklar nedeniyle giderek büyük bir halk sağlığı problemine dönüştüğü, birçok hastalıkta artışa neden olduğu gibi, bu hastalıklar nedeniyle kişinin hayat kalitesinde bozulmanın yanında beklenen yaşam sürelerinde de azalmalar ortaya çıktığı, tüm bu nedenlerle obezitenin; önlenmesi, tedavi edilmesi ve önemsenmesi gereken tıbbi ve sosyal bir olgu olarak değerlendirilmesi gerektiği, tüm kronik tıbbi durumlarda olduğu gibi obezitenin etkin tedavi yönetiminin de motivasyonu yüksek sağlık çalışanlarından oluşan bir ekip tarafından multidisipliner bir yaklaşımla verilmesi gerektiği, bilimsel kanıtların kilo kayıplarının sağlanması ve uzun dönemde sürdürülmesi için multidisipliner ekiplere dayalı programların uygulanmasının zorunlu olduğunu gösterdiği, ekipte; bireysel hastalıkları takip eden hekim, psikolog/psikiyatrist, fiziksel ve egzersiz terapistleri, beslenme uzmanları ve gerekli diğer yan dal uzmanlıklarının da yer almasının zorunlu olduğu, bariatrik cerrahinin (obezite cerrahisi) önemli ve hızlı kilo kaybı ile ilişkili tek bir tedavi edici yöntem olmakla birlikte kesinlikle tüm dünyada ortaya çıkan obezite salgını için tek çözüm olmadığı, bariatrik prosedürler için; hasta seçimi, tıbbi kilo yönetimi programları için hasta seçimine ilişkin kriterlerin 1991 yılında tanımlandığı ve halen yürürlükte olduğu, obezite cerrahisinin belirtilen bazı koşulların sağlanması şartıyla uygulanması gerektiği, bu bilimsel veriler ışığında, obezitenin, beraberinde diğer kronik hastalıklara da sebebiyet vermesi nedeniyle ülkemiz için önlem alınması ve tedavi edilmesi gereken önemli hastalık ve halk sağlığı sorunu olduğu, tüm sağlık hizmetlerinde olduğu gibi obezite cerrahisi uygulamalarında da; cerrahi girişim yapılacak bireyin doğru seçilmesi ve dolayısıyla kişi sağlığının ve yaşamının riske atılmamasının esas olduğu, Sağlık Bakanlığının, mevzuatla kendisine tanınmış olan yetki çerçevesinde; obezite cerrahisi uygulamalarında, dünyada kabul görmüş bilimsel kriter ve standartların Bakanlığa, üniversite ve özel sektöre ait sağlık tesislerinde yapılmasını sağlamak, uygulamayı disipline ederek denetim ve kontrol altında tutmak ve yapılan düzenlemelere aykırı, insan sağlığını ve yaşamını riske atan uygulamaları ve bu uygulamaları yapanları tespit ederek gerekli yaptırımları uygulamak ihtiyacı doğduğu, bu sebeplerle, obezite cerrahisi uygulamalarındaki olası komplikasyonların en aza indirgenmesi, yaşanan olumsuzlukların giderilmesi ve hasta mağduriyetinin önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması amacına yönelik olarak dava konusu Genelgenin yayımlanarak 81 İl Valiliğine, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına, Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneğine ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tebliğ edildiği, dava konusu Genelgenin temel amacının, bariatrik cerrahi ve obezite ameliyatlarının yapılmasını engellemek veya kısıtlamak olmadığı, toplumun ve hastaların yararına olacak şekilde modern tıbbın güncel uygulamaları ışığında ameliyatların güvenli ve etkin bir şekilde yapılmasını sağlamak olduğu, Genelge ile getirilen düzenlemelerin modern tıp uygulamaları ve ülkemizde yürürlüğe koyulmaya çalışılan tıp uygulamalarına standartlar getirme amacına uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu düzenlemenin üst hukuk normlarına ve hizmet gereklerine uygun olduğu, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; davacı tarafından, şirkete ait hastanenin, Özel Hastaneler Yönetmeliğinin Geçici 2. maddesi kapsamında olan bir hastane olduğu, dava konusu Genelgeye uygun olarak mevcut durumlarının değiştirilmesinin davacı hastaneyi maddi ve manevi anlamda zorluk içerisine sokacağı, bu durumun mevzuatın değiştirilmesi anlamına geldiği, şimdiye kadar obezite hastalarının tedavisinin mevcut mevzuata göre eksiksiz olarak yapıldığı, mevcut durumun değiştirilmesinin anılan Genelge ile yapılamayacağı iddia edilerek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 13/10/2017 tarihli ve 2017/17 sayılı “Obezite Cerrahisi Uygulamaları” konulu Genelgesinin iptali istemi ile açılmıştır.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun; 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği, (e) bendinde, tesis edilecek eğitim, denetim, değerlendirme ve oto kontrol sistemi ile sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde hizmet vermesinin sağlanacağı, (i) bendinde, sağlık hizmetlerinin yurt çapında istenilen seviyeye ulaştırılması amacıyla; bakanlıklar seviyesinden en uçtaki hizmet birimine kadar kamu ve özel sağlık kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları arasında koordinasyon ve işbirliği yapılacağı, sağlık kurum ve kuruluşlarının coğrafik ve fonksiyonel hizmet alanlarının, verecekleri hizmetler, yönetim, hizmet ilişki ve bağlantıları gibi konularda tespit edilen esaslara uymak ve verilen görevleri yapmakla yükümlü oldukları belirtilmiştir.
Anılan Kanunun 9. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde ise; bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarının belirlenmesinin, sağlık kurum ve kuruluşlarının sınıflandırılmasının ve sınıflarının değiştirilmesinin, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarının, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasının, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
27/03/2002 tarihli ve 24708 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Özel Hastaneler Yönetmeliği ile etkin, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak üzere, bütün özel hastanelerin tesis, hizmet ve personel standartlarının tespit edilmesine, sınıflandırılmasına, sınıflarının değiştirilmesine, amaca uygun olarak teşkilatlandırılmasına ve bunların açılmalarına, faaliyetlerine, kapanmalarına ve denetlenmelerine ilişkin usûl ve esasları düzenlenmiştir. Anılan Yönetmeliğin 6. maddesinin ikinci fıkrasına göre, özel hastanelerin, dört klinisyen uzmandan az olmamak kaydıyla Bakanlıkça belirlenen toplam kadrolarının en az dörtte biri sayısında klinisyen uzman ile faaliyete başlayabilecekleri hüküm altına alınmış olup, 24. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince, özel hastanelerde cerrahi uzmanlık dallarının gerektirdiği en az iki adet ameliyat salonu ile uyandırma bölümü bulunacağı, 25. maddesinin birinci fıkrasının a bendi gereğince özel hastanelerde; cerrahi veya dâhili uzmanlık dalları için ayrı ayrı olmak üzere yoğun bakım yatağı oluşturulmasının zorunlu olduğu düzenlenmiştir.
Dava konusu Genelge ile nitelikli ve özellik arz eden obezite cerrahisi uygulamaları konusunda alınan asgari tedbirlerin davacı bakımından yeni yükümlülükler getirmediği, Genelgenin, davalı idarenin yürütmekle görevli ve sorumlu kılındığı kamu hizmetinin ifasına ilişkin olarak kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun düzenlendiği anlaşıldığından davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından, 13/10/2017 tarihinde 2017/17 sayılı ve “Obezite Cerrahisi Uygulamaları” konulu Genelge yayımlanmış, davacı tarafından anılan Genelge’nin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE :
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 56. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu; üçüncü fıkrasında, Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği; dördüncü fıkrasında da, Devletin, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu düzenlemenin tesis edildiği tarihte, sağlık hizmeti sunulmasına ilişkin olarak Devlete verilmiş olan görevler, -yine dava konusu düzenlemenin tesis edildiği tarihteki adıyla- Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname gereğince Sağlık Bakanlığınca yürütülmektedir. Anılan Kanun Hükmünde Kararname’nin -09/07/2018 tarihli mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile mülga- 2. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde, halk sağlığının korunması ve geliştirilmesi hastalık risklerinin azaltılması ve önlenmesi; (e) bendinde, insan gücünde ve maddi kaynaklarda tasarruf sağlamak ve verimi artırmak, sağlık insan gücünün ülke sathında dengeli dağılımını sağlamak ve bütün paydaşlar arasında işbirliğini gerçekleştirmek suretiyle yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunumunu sağlamak; (f) bendinde, kamu ve özel tüzel kişileri ile gerçek kişiler tarafından açılacak sağlık kuruluşlarının ülke sathında planlanması ve yaygınlaştırılması ile ilgili olarak sağlık sistemini yönetmek ve politikaları belirlemek Sağlık Bakanlığı’nın görevleri arasında sayılmış; 40. maddesinde ise, Bakanlık ve bağlı kuruluşların görev, yetki ve sorumluluk alanına giren ve önceden kanunla düzenlenmiş konularda idari düzenlemeler yapabileceği belirtilmiştir.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; (e) bendinde, tesis edilecek eğitim, denetim, değerlendirme ve oto kontrol sistemi ile sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde hizmet vermesinin sağlanacağı; (i) bendinde, sağlık hizmetlerinin yurt çapında istenilen seviyeye ulaştırılması amacıyla, bakanlıklar seviyesinden en uçtaki hizmet birimine kadar kamu ve özel sağlık kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları arasında koordinasyon ve işbirliği yapılacağı, sağlık kurum ve kuruluşlarının coğrafik ve fonksiyonel hizmet alanlarının, verecekleri hizmetler, yönetim, hizmet ilişki ve bağlantıları gibi konularda tespit edilen esaslara uymak ve verilen görevleri yapmakla yükümlü oldukları belirtilmiştir.
Anılan Kanunun 9. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde ise, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarının belirlenmesinin, sağlık kurum ve kuruluşlarının sınıflandırılmasının ve sınıflarının değiştirilmesinin, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarının, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasının, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu düzenlemenin, obezitenin ülkemiz için giderek önemli bir toplum sağlığı sorunu haline geldiği, son zamanlarda obezite tedavisinde giderek yaygınlaşan bir tedavi yöntemi olarak uygulanan ve obezite cerrahisi olarak adlandırılan cerrahi uygulamalara bağlı olarak bazı vakaların ölümle sonuçlandığı, bu nedenle obezite cerrahisi uygulamalarındaki muhtemel komplikasyonların en aza indirgenmesi, yaşanan olumsuzlukların giderilmesi ve hasta mağduriyetinin önlenmesi için bazı tedbirlerin alınmasına yönelik düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu gerekçesiyle yayımlandığı görülmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, davalı idarenin görev, yetki ve sorumluluk alanına giren ve önceden kanunla düzenlenmiş konularda idari düzenlemeler yapma yetkisinin bulunduğu açıktır.
Bu çerçevede, anılan Genelge ile nitelikli ve özellik arz eden, multidisipliner bir alana sahip obezite cerrahisi uygulamalarında, olması ve yapılması gereken iş ve işlemler ile bu uygulamaları yapan cerrahların ve hastane yönetimlerinin sahip olması gereken özelliklere vurgu yapıldığı anlaşılmaktadır. Özellik ve ayrıcalık arz eden sağlık hizmetlerinin sunumunu yapmakta olan sağlık kuruluşlarının asgari bazı standartlara sahip olmasını beklemek, verilen sağlık hizmetinin doğal gereği olup, dava konusu düzenlemede üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Nitekim davacının tabi olduğu 27/03/2002 tarih ve 24708 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Özel Hastaneler Yönetmeliği ile etkin, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak üzere, bütün özel hastanelerin tesis, hizmet ve personel standartlarının tespit edilmesine, sınıflandırılmasına, sınıflarının değiştirilmesine, amaca uygun olarak teşkilatlandırılmasına ve bunların açılmalarına, faaliyetlerine, kapanmalarına ve denetlenmelerine ilişkin usûl ve esaslar düzenlenmiştir. Anılan Yönetmeliğin 6. maddesinin 2. fıkrasına göre, özel hastanelerin, dört klinisyen uzmandan az olmamak kaydıyla Bakanlıkça belirlenen toplam kadrolarının en az dörtte biri sayısında klinisyen uzman ile faaliyete başlayabilecekleri hüküm altına alınmış olup; 24. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince, özel hastanelerde cerrahi uzmanlık dallarının gerektirdiği en az iki adet ameliyat salonu ile uyandırma bölümü bulunacağı; 25. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince özel hastanelerde, cerrahi veya dâhili uzmanlık dalları için ayrı ayrı olmak üzere yoğun bakım yatağı oluşturulmasının zorunlu olduğu düzenlenmiştir.
Bu durumda davacının iddiaları ile davalı idarenin savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu Genelge ile nitelikli ve özellik arz eden obezite cerrahisi uygulamaları konusunda alınan asgari tedbirlerin davacı bakımından yeni yükümlülükler getirmediği; Genelge’nin, davalı idarenin yürütmekle görevli ve sorumlu kılındığı kamu hizmetinin ifasına ilişkin olarak kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun düzenlendiği anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/05/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.