Danıştay Kararı 7. Daire 2018/1048 E. 2022/2224 K. 23.05.2022 T.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2018/1048 E.  ,  2022/2224 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/1048
Karar No : 2022/2224

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü) …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının kanuni temsilcisi olduğu … Kimya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin 2012 ilâ 2014 yıllarının muhtelif dönemlerine ait özel tüketim, katma değer ve damga vergileri ile özel usulsüzlük, vergi ziyaı cezaları ve gecikme faizinden oluşan kamu alacaklarının amme borçlusu şirketten tahsil edilemediğinden bahisle tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, dosyanın incelenmesinden, davacının kanuni temsilcisi olduğu şirketin özel tüketim, katma değer ve damga vergileri ile özel usulsüzlük ve vergi ziyaı cezasına ilişkin bir kısmı beyan üzerine, bir kısmı ise tarhiyatlara dayalı olarak tahakkuk eden ve vadesinde ödenmeyen amme borçlarının tahsili için önce asıl borçlu şirketin takibe alındığı, itiraz ve ihtilaf olmaksızın kesinleştiği ileri sürülen kamu alacağının tahsili için şirket hakkında mal varlığı araştırmasına gidildiği, şirketin malvarlığından tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığından bahisle de şirketin kanuni temsilcisi davacı adına dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği görülmüş olup, uyuşmazlığın çözümü için dava konusu ödeme emirlerinin ve içeriği kalemlerin ayrı ayrı değerlendirilmesinin gerektiği, bu kapsamda 08/11/2016 tarih ve … sayılı ödeme emrinin 7. ila 12. kalemleri ile … ve … sayılı ödeme emirlerinin incelenmesinden, borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 24/08/2016 tarihinde şirkete tebliğ edildiği savunulmuş ise de dosyaya ibraz edilen tebliğ alındılarından posta yolu ile tebliğe ilişkin evrakların 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 102. maddesinde yer verilen düzenlemeye uygun şekilde muhtar, zabıta veya komşulardan birine imzalatılmak suretiyle kanun koyucunun amaçladığı şekilde tutanak haline getirilmediği, bu haliyle usule uygun yapılmış bir tebligattan ve amme alacağının usulüne uygun kesinleştiğinden söz edilemeyeceğinden kanuni temsilci davacı hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin anılan kısımlarında hukuka uygunluk; 08/11/2016 tarih ve … sayılı ödeme emrinin 1.ila 6. ve 13. kalemleri yönünden ise, anılan kalemlere ilişkin borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 06/12/2013 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ve buna rağmen ödenmeyen ve dava konusu da edilmeyen amme alacağına ilişkin olduğu anlaşıldığından davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emrinin anılan kısmında ise hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle dava konusu ödeme emirlerinin kısmen iptaline kısmen de davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın iptale ilişkin hüküm fıkrasının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Tasfiye sürecini tamamlamadan beyanname verilmemesinden ve adresinde de bulunmamasından dolayı asıl amme borçlusu şirketin 30/09/2015 tarihinde re’sen kapatıldığı, bu itibarla ödeme emirlerinin dayanağı olan ihharnamelerin şirketin tasfiye memuru …’ya 17/08/2015 tarihinde tebliğ edildiği ve ihtilafsız kesinleştiği, zaten tasfiye sürecine girmiş bulunan ancak tasfiye sürecini tamamlanmadan re’sen terk olunan şirkete yönelik tebligatla ilgili verilen kısmen iptale ilişkin mahkeme kararının gerekçesinin hukuka uygun olmadığı, ödeme emrinin tümüyle hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Asıl borçlu şirket 22/09/2014 tarihinden itibaren tasfiye sürecine girmiş olsa da ticaret sicilinden henüz terkin edilmediğinden hukuki hak ve ehliyete sahip olup, davalı idarece ihbarnamelerin şirketin tasfiye memuruna tebliğ edildiği ve kesinleştiği ileri sürülerek asıl borçlu şirket adına düzenlenen ve tasfiye memuruna gönderilen ödeme emirlerine ait tebligatların tebliğ edilemeden iadesinden sonra ilanen tebligat yoluna da gidilmeksizin davacı kanuni temsilci adına düzenlenen ödeme emirlerinin iptaline ilişkin hüküm fıkrasına yönelik davalı idarenin temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü ve Yedinci Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu’na 3619 sayılı Kanunla eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 23/05/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.