Danıştay Kararı 7. Daire 2018/703 E. 2022/2240 K. 23.05.2022 T.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2018/703 E.  ,  2022/2240 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/703
Karar No : 2022/2240

TEMYİZ EDEN (DAVALI) :… Bakanlığı … Başkanlığı

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU :… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına bandrolsüz sigara bulundurduğundan bahisle tarh edilen 2015 yılının Nisan ve Haziran dönemlerine ait vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile 2015 yılının Mayıs dönemine ait vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergisinin kaldırılması istemiyle yapılan düzeltme başvurusunun reddi üzerine şikayet yoluyla yapılan başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, dosyanın incelenmesinden, davacının gerek hazırlık ifadesinde, gerekse … Asliye Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasındaki savunmasında, söz konusu sigaralardan haberdar olmadığını ifade ettiği, anılan ceza davasında sanık olarak yargılanan …’ın sigaraların kendisine ait olduğunu kabul ettiği, suçun davacı tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşıldığından hakkında beraat kararı verildiğinin görüldüğü, bu durumda, kaçak sigaraları bulundurmadığı yargı kararıyla belirlenen davacının özel tüketim vergisinin borçlusu olamayacağı; söz konusu ürünlerin yurt içinde ticaretini yaptığı ve ticari amaçla satarak başkalarına teslim ettiği veya başkaca şekilde katma değer vergisine tabi olacak herhangi bir işleme tabi tuttuğu yolunda idarece yapılmış herhangi bir tespit bulunmadığından davacının belgesiz mal bulundurduğundan bahisle katma değer vergisi sorumlusu olmasını gerektirecek yasal koşulların da olayda mevcut olmadığı, dava konusu vergilerin davacıdan tahsil edilmesinin mükellefin şahsında hata olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılması karşısında düzeltme şikayet başvurusunun reddine dair işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Ceza yargılaması sonucunda beraat kararı verilmesinin vergi tarhiyatına engel olamayacağı, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü ve Yedinci Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu’na 3619 sayılı Kanun’la eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 23/05/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) – KARŞI OY :
Temyiz başvurusu, davacı adına bandrolsüz sigara bulundurduğundan bahisle tarh edilen 2015 yılının Nisan ve Haziran dönemi vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile 2015 yılının Mayıs dönemi vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergisinin terkinine ilişkin düzeltme başvurusunun reddi üzerine şikayet yoluyla yapılan başvurunun zımnen reddine dair işlemi iptali eden mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararın bozulması istemine ilişkindir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 122. maddesinde, mükelleflerin, vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden isteyebilecekleri; 124. maddesinde de, vergi mahkemelerinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanların şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebilecekleri açıklanmıştır. Bu maddeler uyarınca vergi dairelerinden düzeltilmesi istenebilecek vergi hatasının tanımı ise, aynı Kanun’un 116. maddesinde, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olarak yapıldıktan sonra, 117. ve 118. maddelerinde de, hesap hataları ile vergilendirme hatalarının neler olduğu açıklanmıştır.
Öte yandan, 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 13. maddesinin 5. fıkrasında, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 257. maddesinin verdiği yetki uyarınca kullanılma zorunluluğu getirilen özel etiketi veya işareti olmayan özel tüketim vergisine tabi malların bulundurulduğunun tespit edilmesi halinde, bu malları bulunduranların müteselsilen sorumlu olmak üzere, bu malları bulunduranlar ile ithal veya imal edenlerden herhangi biri adına; malların tespit tarihindeki emsal bedeli veya miktarı üzerinden 11. maddedeki esaslara göre re’sen özel tüketim vergisi tarh edileceği, bu tarhiyata ayrıca vergi ziyaı cezası uygulanacağı düzenlenmiştir.
4760 sayılı Kanun’un 13. maddesine 11/04/2013 tarihinde eklenen 5. fıkranın gerekçesinde belirtildiği üzere, ithal edilen veya yurt içinde üretilen ürünlerle ilgili olarak kaçakçılıkla mücadelede etkinliği artırmak amacıyla yapılan bandrolsüz ürün tespitinin, söz konusu malları bulunduran, üreten veya ithal edenlerin cezalı tarhiyattan müteselsilen sorumlu olması öngörülmüştür. Düzenlemenin amacı, özel etiketi veya işareti olmayan tütün mamullerinin vergilendirilmesinin sağlanması ve böylece vergi kayıp ve kaçağının önlenmesi, bu durumun tespit edilmesi durumunda da verginin tahsilinin sağlanmasıdır. Bu durumda re’sen tarhiyatın sebebi, yani vergiyi doğuran olay, teslim fiili olmayıp “bulundurma” fiilidir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından kullanılan araçta 60.200 paket kaçak sigara ele geçirildiğinden bahisle takdir komisyonuna sevk edildiği, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından düzenlenen değerlendirme raporundaki verilere göre matrah belirlendiği, anılan cezalı tarhiyatlara karşı süresinde dava açılmadığı, ihtilafsız kesinleşen vergi alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrine karşı açılan davanın süreaşımı nedeniyle reddedildiği, söz konusu vergilerin vergi hatasından kaynaklandığından bahisle vergilerin terkini için davalı idareye düzeltme şikayet hükümleri kapsamında başvuru yapıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, uyuşmazlığın çözümü, bulundurma fiilinin, diğer anlatımla vergiyi doğuran olayın şahsında meydana geldiği kişinin (mükellef- sorumlu) tespitine bağlı olduğundan bu hususun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler uyarınca, kanuni düzenlemenin maddi olaya uygunluğunun değerlendirilmesinde esas alınacak unsur, bilgi ve belge niteliğinde olan ve olay anında yetkili kamu görevlilerinin tuttuğu tesbit ve teslim tutanaklarıdır.
Hukuka aykırı fiillerin aynı zamanda kaçakçılık suçunu oluşturması durumunda, adli yargıda görülen ceza davalarında sanık-şüpheli sıfatını haiz kişi veya kişiler vergi hukukunda tutanak ile tesbit edilen “bulunduran” sıfatını haiz kişi veya kişilerdir. Ceza yargılamasında suçun unsurları bakımından değerlendirme yapılarak, farklı yargılama usul ve esasları uygulandığından, ceza yargılamasında verilen nihai hükmün vergi yargısını doğrudan etkilemeyeceği, verilecek mahkumiyet veya beraat hükmünün vergi tahakkuklarının da iptal edilmesi veya onanması sonucunu doğurmayacağı tabiidir. Zira bulundurma kavramı fiili bir durum olup, tesbit de olay anında yapılmaktadır.
Bu bağlamda ceza yargılamasında ikrar üzerine kaçak tütün ve tütün mamullerinin kendisine ait olduğunu iddia eden ve olay anında tutulan tutanakta imzası ile bulundurduğu sabit olan kişi ile birlikte bulunduran sıfatını haiz kişi veya kişilerin, olayla ilgisinin bulunmadığına dair beyanı (üstlenme mahiyetinde ikrar) üzerine ceza mahkemesince verilen beraat, kovuşturmaya yer olmadığı, mahkumiyet vs. kararlarının kanunun getiriliş amacı ve bulundurma sıfatı ile bağdaşmayacağı; aynı şekilde olay anında fiili tespit sırasında olay mahallinde bulunmayan kişi veya kişilerin eşyaların kendisine ait olduğu yolundaki ikrar ve kabulleri ceza yargılaması açısından sonuç doğurmuş olsa da, vergi hukuku açısından bağlayıcılığı olmayacağı açık olduğundan, bu tip beraat veya mahkumiyet kararlarına istinaden vergi tarhiyatlarının iptaline karar vermek Kanunun amacına aykırı olduğu gibi, kanuni düzenlemeden beklenen yarar sağlanamayacaktır.
Dava konusu olayda, yapılan aramada ele geçirilen bandrolsüz sigaraların, aracı kullanan davacının hâkimiyeti altında bulunduğu, anılan kişinin bulunduran sıfatına haiz olduğuna şüphe bulunmamaktadır.
Mahkeme kararına gerekçe teşkil eden ceza yargılaması sırasında, eşyaları hâkimiyetinde bulundurduğu tespit edilen kişinin bulundurma fiili açısından değerlendirme yapılmadığı, keza yapılamayacağı da açıktır. Bu değerlendirmenin yapılması vergi yargısının görevi olup, ceza yargılamasında suçu üstlenen veya ikrar eden kişilerin bu beyanlarının vergi yargısında etkili olmayacağı tabii olduğu gibi, bulunduran sıfatının da tek kişiye ait olma zorunluluğu da bulunmamaktadır. Ceza yargılamasının suçun failine yönelik incelemesi neticesinde verilen hükme göre karar verilmesi hukuka aykırılık teşkil edeceği gibi, aracın her türlü sorumluluğunu ve hâkimiyetini elinde bulunduran şoförün bulunduran sıfatını haiz olmaması hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir.
Temyize konu kararın, davacının bulundurma sıfatına sahip olmadığı dolayısıyla mükellefin şahsında hata bulunduğu gerekçesiyle verildiği anlaşılmakla, kolluk güçlerince yapılan aramada aracı kullanan ve hakimiyetinde bulunduran sıfatını taşıyan davacının söz konusu vergilerden sorumlu tutulamayacağı kabul edilemeyeceğinden, 213 sayılı Kanun’un aradığı anlamda bir vergilendirme hatası bulunmadığından, 213 sayılı Kanun’un 122. ve 124. maddeleri hükümleri uygulanamayacağından, aksi yolda verilen kararda isabet görülmediğinden kararın bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.