Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/298 E. 2022/1807 K. 18.05.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/298 E.  ,  2022/1807 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/298
Karar No : 2022/1807

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 29/06/2021 tarih ve E:2017/6183, K:2021/2403 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 29/06/2021 tarih ve E:2017/6183, K:2021/2403 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki kendi beyanları ile tanık beyanları yönünden, üniversite döneminde örgüte ait evlerde kaldığına, hakim-savcı adaylığı döneminde örgüte ait staj evlerinde kaldığına, örgüte himmet adı altında maddi destek sağladığına yönelik kendi beyanları ile örgüt içinde yer aldığına, üniversite döneminde örgüt evlerinde kaldığına ve ev abiliği yaptığına, üniversite öğrenimi döneminde fakülte arkadaşlarını örgüt programlarına davet ettiğine ve örgüte müzahir dergilere abone yapmaya çalıştığına, sohbetlere katıldığına, hakim-savcı adaylığı döneminde örgüte ait staj evlerinde kaldığına ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen tanık ifadelerinin ve davacının bu ifadelere karşı beyanlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının tanık ifadelerine karşı beyanlarına itibar edilmeyerek, FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Davacı hakkında, … Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen Soruşturma No: … sayılı soruşturma kapsamında düzenlenen … tarihli iddianamede; davacının, haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan haklarında soruşturma yürütülen şahıslar ile irtibatının bulunduğu tespitine yer verildiği görüldüğünden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu kapsamında haklarında soruşturma yürütülen kişilerle yaptığı görüşmeleri içerir HTS kayıtlarının, davacı hakkında yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, makul sürede yargılanma hakkı ihlal edilerek karar verildiği; hakkında ceza hukuku anlamında bir suçlama ve ceza bulunduğu için ceza hukukuna dair tüm ilkelerin, insan haklarının ve adil yargılanma hakkının tüm gereklerinin somut olayda uygulanması gerektiği; Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı ile suç oluşturmadığı karara bağlanmış iddia, olay, olgu, eylem, faaliyet veya işlemlerin karar gerekçesinde kullanılamayacağı; 26/05/2016 tarihinden önce “Cemaat” isimli oluşumun bir terör örgütü olmadığı, bu tarihten önce icra edilmiş yasal faaliyetlerin terör suçlamalarına dayanak yapılamayacağı; tetkik hâkiminin görüşleri tarafına tebliğ edilip görüşü alınmadan karar verildiği için çekişmeli yargılama ilkesine aykırı bir yargılama yapıldığı; masumiyet karinesinden yararlanma hakkının HSK kararında ve Danıştay Savcısının düşüncesinde ihlal edildiği; somut olayda ceza hukuku anlamında bir suçlama isnat edilip ceza verildiği, bu cezanın temel nedenini 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminin oluşturduğu, bu girişimin kimler tarafından organize edildiği maddi gerçeğe uygun olarak araştırılıp bağımsız mahkemelerce ortaya çıkarılmadığı sürece tarafına atılı suçlamaların şüpheli ve temelsiz kalacağı; OHAL döneminde alınan tedbirler çerçevesinde meslekten çıkarıldığı, 18/07/2018 tarihinde OHAL uygulamasına son verildiğinden hakkında uygulanan işlemin anayasal dayanağının kalmadığı; suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesinin ihlal edildiği, sonradan tespit edilen delillerin önceki kararı hukuka uygun hale getirmeyeceği; tanık beyanlarından da görüleceği üzere, tamamen maddi imkansızlıklar nedeniyle yapıya ait evlerde kalındığı, tanık beyanlarına itibar etme gerekçesine kararda yer verilmediği, tanık ifadelerinde suç işlediğine dair herhangi bir iddianın bulunmadığı; Daire kararında yer alan tespitlerin hiçbirine dahil olduğu yönünde somut ve inandırıcı delil bulunmadığı, Dairece, hakkındaki temel insan hakları ihlallerini incelemeden, insan hakları ihlallerini sadece “özel hayata saygı hakkına” indirgeyerek, onun da OHAL gerekçesi ile ihlal edilmediğine hükmedildiği, OHAL’in 18/07/2018 tarihinde sona erdiği dikkate alınmadan, devam eden özel hayata (profesyonel hayata) saygı hakkı ihlalinin, OHAL gerekçesi ile reddedilmesinin Anayasa’nın 15 ve 121, AİHS’nin 15 ve BM MSHS 4. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 29/06/2021 tarih ve E:2017/6183, K:2021/2403 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 18/05/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.