DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1291 E. , 2022/1799 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1291
Karar No : 2022/1799
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- …
2-… Bakanlığı
VEKİLLERİ : Av. …
3- … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 10/02/2022 tarih ve E:2021/4548, K:2022/1387 sayılı kararının, davanın esastan reddine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Tekirdağ ili, Ergene ilçesi, … Mahallesi, … ve … parsel sayılı taşınmazları da kapsayan güzergahın Halkalı-Kapıkule Demiryolu Projesi kapsamında acele kamulaştırılmasına ilişkin 24/10/2018 tarih ve 30575 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 23/10/2018 tarih ve 202 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 10/02/2022 tarih ve E:2021/4548, K:2022/1387 sayılı kararıyla;
Usule ilişkin olarak; davanın süresinde açılmadığı yönündeki itirazın yerinde görülmediği,
2562 parsel sayılı taşınmaz yönünden;
Dairelerinin 26/05/2021 tarih ve E:2021/4548 sayılı ara kararıyla davacıdan, uyuşmazlığa konu taşınmaz ile mülkiyet ilişkisini gösteren (tapu senedi vs.) bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenildiği, davacı tarafından dava dosyasına sunulan belgeden, taşınmazın malikinin … isimli başka şahıs olduğu görüldüğünden, davacının uyuşmazlığa konu taşınmazda mülkiyet hakkı veya başkaca bir ayni hakkının bulunmadığı gerekçesiyle, 2562 parsel sayılı taşınmaz yönünden davacının subjektif dava açma ehliyetinin bulunmadığı,
2588 parsel sayılı taşınmaz yönünden;
Anayasanın 35. maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi hükümlerine yer verilerek,
İstisnai bir yöntem olan acele kamulaştırmada Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak, acele kamulaştırılacak taşınmazın kamu için büyük bir önem arz edip etmediğini değerlendirmek suretiyle acelecilik halinin bulunup bulunmadığının tespitinin gerektiği,
Dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, dava konusu Halkalı-Kapıkule Demiryolu hattının yapılmasıyla yolculuk sürelerinin kısalarak azalan yolcu-zaman maliyetlerinin genel ekonomiye bir fayda olarak yansıyacağı, karayollarından yolcu çekileceği ve karayolu kaza maliyetlerinde azalma olacağı, enerji tüketimi ve çevresel gaz salımı kapsamında genel ekonomik fayda getireceği, ulaşım projelerinde alternatif güzergah seçeneklerinin çalışıldığı ve teknik, ekonomik, yapılabilirlik, çevreye etki ve uyumluluk açısından en avantajlı güzergahın uygulanmasına karar verildiği, demiryolunun ülke kalkınmasının lokomotif gücü olacak şekilde ekonomik, güvenli, hızlı, konforlu ve çevreye duyarlı tercih edilen bir ulaşım sistemi haline getirileceği ve işletilmesinin sağlanacağı, anılan demiryolu hattı ile Marmaray ve 3. Köprü-3.Havalimanı-Halkalı demiryolu hatları bağlantısının tamamlanacağı, düşük standartlardaki mevcut demiryolu hattına yeni yapılacak hatla birlikte yeterli kapasitenin sağlanacağı sonucuna ulaşıldığı,
Bu durumda, demiryolu güzergâhı üzerinde kalan uyuşmazlık konusu taşınmazların kamulaştırılmasının projenin büyüklüğü ve önemi ile üstün kamu yararı dikkate alındığında acele olarak kamulaştırılmasının istenmesinde yukarıda alıntılanan mevzuat hükmünde belirtilen koşulun gerçekleştiği gerekçesiyle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle,
Davanın, 2562 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak ehliyet yönünden reddine, diğer taşınmaz açısından ise reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu acele kamulaştırma yönünde tesis edilen işlemin yasal dayanağı bulunmadığı, kararda idareyi işlem tesis etmeye yönlendiren kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin bir gerekçeye yer verilmediği ve kamu yararı kararının 2017 yılında alındığı görüldüğünden bu tarihten üç yıl sonra kamulaştırmaya ilişkin davaların açılmasının esasen işin acele olmadığını gösterdiği, kamulaştırılmak istenen alanın tarım arazisi vasfında olduğu ve tarım dışı kullanılmasının mümkün olmadığı, acele kamulaştırma yolunun istisnai bir yöntem olduğu, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin somut olarak ortaya konulmadığı, acelelik halinin üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasını gerektiren hallerin açıklanmadığı, taşınmazların demiryolu projesi güzergahında olmasının tek başına acele kamulaştırma yapılmasına gerekçe teşkil etmeyeceği, bu şekilde alınan acele kamulaştırma kararının mülkiyet hakkının korunması yönünden belirsizlik yaratacağı, mülkiyet hakkı ile sınırlandırılması arasındaki dengeyi zedeleyeceği, diğer yandan taşınmazların tarım arazisi niteliğinde olduğu ve taşınmazların tarımsal amaç dışında kullanılmasına dair izin alınıp alınmadığının meçhul olduğu, belirtilen nedenlerle dava konusu işlemin 2588 parsel sayılı taşınmaz yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ :
Temyiz isteminin reddi ile temyize konu Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın davanın esastan reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen ehliyet yönünden kısmen de esastan reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 10/02/2022 tarih ve E:2021/4548, K:2022/1387 sayılı kararının, 2588 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 18/05/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Anayasa’nın 35. maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolü’nün “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1. maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.” hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesinde, 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu’nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanun’un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktarın, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu hükmü kurala bağlanmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat düzenlemelerine göre, özel mülkiyet hakkının, korunması gereken temel insan hakları arasında yer aldığı, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir.
Bu açıdan, kamu gücü kullanılarak özel mülkiyetteki taşınmazların kamu eline geçirilmesini ifade etmesi anlamında kamulaştırmanın yargısal incelemesinde, mülkiyet hakkına söz konusu müdahalede anılan hükümler çerçevesinde kamu yararının varlığının, kanuni düzenleme gereğinin ve orantılılık noktasında adil dengenin sağlanıp sağlanmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Anayasa’da herkesin, mülkiyet hakkına sahip olduğu ancak bu hakkın kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği ifade edilmiştir. Yine ülkemizin taraf olduğu İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolü’yle, mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Bu hükümlerden hareketle, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yoluyla kaldırılmasının ancak kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlı olduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca, acele kamulaştırma, olağanüstü bir kamulaştırma usulü olup istisnai durumlarda uygulanacak bir yöntemdir. Bu nedenle, acelelik halinin bulunduğunun saptanması halinde acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik gerekli tespitler yapılıp sebeplerin de somut olarak belirtilmesi suretiyle uygulanmalıdır. Olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında bu yöntemin uygulanması halinde uygulanma gerekçesinin, olağanüstü durumların, bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının, kamu düzeninin korunmasını gerektiren hallerin somut olarak ortaya konulması suretiyle acele kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda uyuşmazlıkta; davalı idarelerce, Kamulaştırma Kanununda öngörülen acelelik halinin olayda gerçekleştiği, karayolu ağındaki yük taşımacılığı yoğunluğunun azalması sağlanarak can ve mal kaybının azalacağı, proje kapsamında güzergah etüdü, jeolojik ve jeoteknik tetkiklerin ve sanat yapıları çalışmalarının ardından güzergah planlarının onaylandığı, alanda alternatif güzergahların çalışılarak anılan projenin seçildiği, Halkalı-Kapıkule Demiryolu projesi koridorunun Avrupa ile ülkemiz arası hatları bağladığı, anılan demiryolu hattı ile Marmaray ve 3. Köprü-3.Havalimanı-Halkalı demiryolu hatları bağlantısının tamamlanacağı, düşük standartlardaki mevcut demiryolu hattına yeni yapılacak hatla birlikte yeterli kapasitenin sağlanacağı, ekonomik faydaların yanı sıra, karayollarından demiryollarına yönelecek trafik nedeniyle olumsuz dışsal etkilerde azalma yaşanacağı ifade edilmiş ise de; davalılar tarafından belirtilen hususların tek başına acele kamulaştırma yapılması için yeterli olmadığı; öte yandan, Cumhurbaşkanı Kararında 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı görülmektedir.
Bu durumda, 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesinde öngörülen şartların gerçekleşmediği anlaşıldığından dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile davanın reddi yolundaki Daire kararının bozularak, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.