YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7220
KARAR NO : 2015/9915
KARAR TARİHİ : 16.09.2015
MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 04/02/2014
NUMARASI : 2013/62-2014/28
Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 16/03/2015 gün ve 2014/7270-2015/3092 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’nun 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Temyiz ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun değişik 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddine ve aynı kanunun 442/3. ve 4421 sayılı Kanunun 2. ve 4/b-1. maddeleri gereğince takdiren 248,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine 16/09/2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı hakimin görev yaptığı mahkemede açılmış bir dava ile ilgili olarak Vatan Gazetesi’nin internet sitesinde “Bilirkişi Skandalı” başlığı ile yayınlanmış bir haberde, davacının 2010/1385 esas sayılı dosyada bilirkişi olarak seçtiği, emekli hakim Erdoğan Gökçe’nin söz konusu davanın davalısı olan Alkent 2000 Sitesi’nin danışmanı olduğu, sitenin kurullarına başkanlık yaptığı iddia edilmiştir. Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/1385 esas sayılı dosyasında E. G.nin bilirkişilik yapmadığı sabittir. Haber veriliş biçimi ile gerçeklikle örtüşmemektedir. Yazının bütünü değerlendirildiğinde, davacının hakim olarak ismi de verilerek “bilirkişi skandalına” neden olduğu anlatılmak istenmiştir.
Tarafsızlığı ve bağımsızlığı yasal güvence altında olan ve dürüstlükleri tartışma konusu olmayan hakimlerin, görevlerini yerine getirirken performanslarını etkilemeyi ve kamuoyunun bu kişilere olan güvenine zarar vermeyi amaçlayan aşağılayıcı ve hakaret içeren saldırılara karşı kurunmaları zorunludur. Zira hakimler, siyasetçiler ve diğer birçok kamu görevlilerinden farklı olarak kamuoyunun güvenine ihtiyaç duymakta, kamuoyu da güven duyacağı hakimleri istemektedir.
Dava konusu olayda davacının yargısal faaliyetlerine yönelik, gerçekle örtüşmeyen ifadeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde davacının kişilik haklarına saldırı teşkil etmektedir. TBK’nın 58. (e BK 49) maddesindeki tazminat koşulları oluşmuş olup, karar düzeltme talebi kabul edilerek Dairemizce önceden verilen onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. 16/09/2015