YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/18980
KARAR NO : 2015/32492
KARAR TARİHİ : 29.06.2015
Tebliğname No : 4 – 2012/61007
MAHKEMESİ : Büyükçekmece 3. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 09/02/2011
NUMARASI : 2009/833 (E) ve 2011/214 (K)
SUÇ : Tehdit
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, sanık hakkında hak yoksunluklarına hükmedilirken uygulanan Kanun maddesinin “53” yerine, “51” olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım yanlışı kabul edilerek dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık B.. M..’nun ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 29/06/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Karşı oy;
Sanık Beyhan ile müşteki Şaziye’nin aralarındaki boşanma davası nedeniyle ayrı yaşadıkları, olay günü müşterek çocukları Melis ve Nergis’i annelerinin, sanığın evine götürdüğü, öğlen saatlerinde baba işte olduğu için aynı apartmanda başka bir dairede yaşayan dede tanık Adem’e bıraktığı, akşam 19.00 sıralarında babanın eve geldiği, bir gece birlikte kalıp, ertesi gece geç saatlerde sanığın çocuklardan anneleri ile ilgili özel yaşantısına dair bilgi almak istediği, çokça bağırdığı halde bilgi alamayınca mutfaktan aldığı bıçağı göstererek “sizi burada kessem, kimsenin haberi olmaz” diyerek onları tehdit ettiği, çocukların da ani bir şekilde karar vererek olaydan 10 dk. sonra evden kaçtıkları, evden ayrıldıkları saatin tahminen 24.00 – 01.00 olduğu, mevsimin Ocak ayı ve havanın çok yağışlı ve soğuk olduğunun anlaşıldığı, 11 ve 13 yaşında olan kız çocuklarının 1 -2 saat yol yürüyerek, şehir dışı jandarma mıntıkasındaki bir petrol istasyonuna sığındıkları, buradan annelerine telefon açtırarak kurtuldukları iddia olunmaktadır.
Hayatın olağan sürecinde pek de kolay kolay yaşanamayacak bir olay olduğuna şüphe bulunmayan bu olayın, bir senaryo olduğu ve annelerinin yardımı ile böyle bir hikayenin uydurulduğu gerek sanık ve gerekse tanık anlatımları ile dosyaya yansıdığı da anlaşılmaktadır.
Evlilik birliği sona erdiğinde veya ebeveynleri husumetli olan çocukların olayları olduğu gibi karşılayamadıkları, ebeveynlerinden birisinin etkisi altında diğerine karşı tarafsız olabilmelerinin de çoğu zaman mümkün olamadığı da bilinmektedir. Kaldı ki taraflar kovuşturma aşamasında şikayetlerini geri almışlar ve çocuklar 2 ay içinde babaları sanık ile görüşmeye tekrar başlamışlardır.
Trajik evden kaçış ve kaybolup, kolayca da bulunma hikayesinin gerçekliği ile ölümle ve silahla tehdit olayının ilintili olduğu, mağdurelerce anlatılan olayların tümüyle doğru olabileceği gibi, tümüyle uydurma da olabileceği ihtimali mümkündür. Ancak ortada aydınlanmamış bir durum söz konusudur. Yerel Mahkeme bu olayı irdelerken kesin ve inandırıcı gerekçeler sunmaksızın, sanığın savunması ile uyuşan diğer tanıkların beyanlarına da itibar etmeyip, kolayca etki altında kalabilecek küçük yaştaki çocukların beyanlarına itibar etmiştir. Bunun gibi kararı oluştururken somut kriterler ve inandırıcı gerekçelere dayanmamıştır.
Oysa mahkumiyet kararı verilebilmesi için hiçbir kuşkuya yer verilmeyecek şekilde kesin ve inandırıcı kanıtlara dayandırılması gerekmektedir.
Yerel Mahkeme yetersiz inceleme sonucunda, bir kısım tanık beyanları ve sanığın savunması ile tümüyle çelişen küçük yaşta olup, tarafsız olamayacak mağdure beyanlarına dayanarak sanığın mahkumiyetine hükmetmesi yasaya, hukuka şüpheden sanık yararlanır ilkesine uygun görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin mahkumiyet kararının Bozulması gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun kararına muhalif kalmış bulunmaktayım.