Danıştay Kararı 7. Daire 2019/710 E. 2022/2006 K. 12.05.2022 T.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2019/710 E.  ,  2022/2006 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/710
Karar No : 2022/2006

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü) …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Otomotiv Müzik ve Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrasının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, vergi inceleme raporuna istinaden 2012 yılının Mart ve Haziran dönemlerine ilişkin re’sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergisinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, olayda, davacının imzasına 31/12/2017 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilen dava konusu işlemin iptali istemiyle bu tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlayan otuz günlük dava açma süresi içinde, en geç 30/01/2018 tarihine kadar açması gerekirken, bu sürenin geçirilmesinden sonra 31/01/2018 tarihinde açılan davanın süresinde bulunmadığı gerekçesiyle süre aşımı yönünden davanın reddine karar verilmiş, idare vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare vekil ile temsil edildiğinden, vekalet ücreti yönünden yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ :Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrasının usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2…. Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyize konu vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 12/05/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY:
2577 sayılı Kanun’un 31. maddesi ile atıfta bulunulan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nu, yürürlüğe girdiği 01/10/2011 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447. maddesinde, mevzuatta, 1086 sayılı Kanun’a yapılan yollamaların, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun bu hükümlerinin karşılığını oluşturan maddelerine yönelik sayılacağı hükme bağlanmış; 323. maddesinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti yargılama giderleri arasında sayılmış, “Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri” başlıklı 331. maddesinde ise, davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hakimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderini takdir ve hükmedeceği kuralına yer verilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık Ücreti” başlıklı 164. maddesinin 1. fıkrasında, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği belirtilmiş; 168. maddesinin son fıkrasında ise, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, 30/12/2017 tarih ve 30286 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2018 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin “Ücretin tümünü hak etme” başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında, “Hangi aşamada olursa olsun, dava ve icra takibini kabul eden avukat, bu Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanır.” hükmü yer almış; Tarifenin ikinci kısmının birinci bölümünün 4. bendinde, yargı yerleri ile icra ve iflas dairelerinde yapılan ve konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen hukuki yardımlara ödenecek duruşmalı ve duruşmasız işlere ilişkin maktu vekâlet ücreti belirlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, 31/01/2017 tarihinde açılan davada verilen dilekçe ret kararı üzerine yenilen işbu davada, dava dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine, davalı idareyi temsile yetkili avukat tarafından 15/05/2018 tarihinde savunma dilekçesi verildiği anlaşılmıştır.
Bu durum karşısında, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği oyu ile, Dairemiz kararına katılmıyoruz.