Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/17852 E. 2015/8451 K. 17.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17852
KARAR NO : 2015/8451
KARAR TARİHİ : 17.06.2015

MAHKEMESİ : BULDAN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/02/2014
NUMARASI : 2012/175-2014/30

Taraflar arasında görülen davada Buldan Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/02/2014 tarih ve 2012/175-2014/30 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin D. ili G. İlçesi E.Beldesinde S. Petrol ismi ile akaryakıt istasyonu işletmesi kurup Mayıs 2008 tarihinde aktif olarak çalıştırmaya başladığını, müvekkilinin sürekli yurt dışında yaşaması nedeni ile 18/05/2008 tarihinde düzenlenmiş vekaletname ve müteakip yıllarda müteakip yetkileri içerecek şekilde vekaletname vermek suretiyle davalıyı yetkilendirdiğini, Mayıs 2011 tarihinde davalıdan işletmenin alacak ve borçları ile ilgili bilgi istediğini, yazılı ve sözlü bir cevap alamaması üzerine Buldan Noterliği’nin 18/05/2011 tarih 1794 yevmiye nolu azinamesi ile vekili davalıyı azlettiğini, Güney Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/3 D. İş sayılı dosyası ile işletmenin muhasebe kayıtlarında delil tespitinin yaptırıldığını, iş veren vekili sıfatı ile almış olduğu vekaletname ile davalının 117.000,00 TL’yi zimmetine geçirdiğini ileri sürerek, 117.000,00 dava tarihinden itibaren işleyecek olan faiz bedeli ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının herhangi bir alacağının olmadığını, aksine müvekkilinin uzun süreden beri davacı yanında çalışmasından dolayı iş yasasından doğan alacağının bulunduğunu, yapılan her işten davacının ve davacı adına hareket eden eşi Sadık’ın haberi olduğunu, davacının eşinin müvekkilinin kayınbiraderi olduğunu, hiç bir neden yokken 14/05/2011 tarihinde davacının eşinin müvekkilinin kimliğine eşyalarına el konulup hakaret ederek işyerinden kovduğunu, tespit tarihine kadar geçen sürede davacının iş yerini kendisinin çalıştırdığını, mevcut stoklar yok edilerek muhasebe kayıtları müvekkili aleyhine düzenlenerek, hatta müşteri alacak defterinden harici tahsilatlar yapılarak sonrasında tespit yaptırıldığını, müvekkilinin vekaleti kötüye kullanmadığını, davacıya hiç bir borçu olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; yurtdışında yaşayan davacının akaryakıt istasyonu işletmesi kurarak eşinin akrabası olan davalıya iş yerinin tüm işlerini takip için vekaletname verdiği ve aradan geçen süre zarfında vekil davalının davacıya hesap vermemesi üzerine vekili azledip mahkemeden zarar tespiti yaptırdığı, ancak tespit tek taraflı olup eksik inceleme ile yapıldığından yeterli görülmemekle; davalı hakkında güveni kötüye kullanma suçundan her ne kadar ceza mahkemesinde beraatine karar verilmiş ise de suçun ve verilen kararın niteliği ile mahkememiz dosyasındaki talebin niteliği gereği mahkememiz açısından beraatin bağlayıcı olmadığı, vekilinin Borçlar Kanunu hükümlerine göre sorumluluğunu ortadan kaldıracak deliller ibraz edilmediği, vekilin yaptığı işler nedeniyle vekalet verene hesap vermekle yükümlü olduğu, yalnızca davacının isticvabında bildirdiği tanker için davalının ödediği 4000,00 TL peşinat ile talebe yurduna yapılan yardımdan haberdar olduğunu bildirmesi, bu miktarın davalı tarafından 1000,00 TL olarak belirtilmesi nedeni ile hükme esas alınan 19/08/2013 tarihli bilirkişi raporunda bildirilen miktardan açıklanan 5.000 TL mahsubu ile bakiye 41.346,60 TL zarardan vekil olan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 244,05 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 2.799,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 17/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.