YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/25116
KARAR NO : 2015/16182
KARAR TARİHİ : 10.09.2015
MAHKEMESİ : Hınıs Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 30/04/2014
NUMARASI : 2004/169-2014/91
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre; davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, maddi tazminat isteminin reddine, 3.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, 11/06/2007 tarihli hesap raporuna karşı sadece davacı tarafın, sigortalının zorla işten çıkarıldığı nedenine dayanarak pasif dönem hesabına esas teşkil eden ücrete itiraz ettiği, davacının en başta tespit edilen %16,00 sürekli iş göremezlik oranına ve bu oran üzerinden düzenlenen mezkur hesap raporuna, açıklanan nedenden başka, bir itirazı olmadığı anlaşılmaktadır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin yada tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Bu açıklamalardan olarak somut olayda, 11/06/2007 tarihli hesap raporuna karşı davacı tarafın itirazının yerinde olmayan nedene dayandığı, davalı tarafından ise itiraz edilmediği dikkate alındığında, 11/06/2007 tarihli hesap raporunun taraflar açısından bağlayıcı olduğu açık-seçiktir. Bu nedenle mahkemece bahsedilen hesap raporunda hesaplanan maddi zarar tutarından, davacıya iş kazası nedeniyle %16,00 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden bağlanan gelirin ilk peşin sernaye değerinin Kurumdan sorularak, verilecek cevaba göre ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilecek kısmının 11/06/2007 tarihli hesap raporunda tespit edilen maddi zarar tutarından tenzil edilerek oluşacak sonuca göre maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 10/09/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.