YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9538
KARAR NO : 2015/8707
KARAR TARİHİ : 25.06.2015
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/01/2014
NUMARASI : 2013/273-2014/15
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/01/2014 tarih ve 2013/273-2014/15 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05/05/2015 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. D. Ü. davalı vekilleri Av. M.. K.., Av. M.. S.. ve Av. L. B. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı tarafça müvekkilleri ile dava dışı BTK aleyhine Uluslararası Ticaret Odası Uluslararası Tahkim Divanı nezdinde dava açıldığını, bu davada verilen kararın 4686 sayılı Kanun uyarınca iptalinin gerektiğini, zira kararda kamu düzenine aykırılık ve yetki aşımının bulunduğunu, tahkim şartı ile bağlı olmayan müvekkilleri hakkında karar verilmesinin yetki aşımı oluşturduğunu, öte yandan kesinleşmiş karar ve Yargıtay ilamları ile çelişkili olması karşısında kararın kamu düzenine de aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, Uluslararası Tahkim Mahkemesi tarafından verilen 12.04.2013 tarihli kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tahkim kararının iptali için yasada sayılan koşulların oluşmadığını, davacıların tahkim şartı ile bağlı bulunduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Uluslararası Tahkim Mahkemesi kararlarının hangi hallerde iptal edilebileceğinin yasada sınırlı olarak sayıldığı, davalının imzaladığı imtiyaz sözleşmesine dayalı olarak tahkime başvurduğu, bu başvuru üzerine verilen kararın söz konusu imtiyaz sözleşmesinin lehtarı olan davacılar yönünden de bağlayıcı olduğu, zira davacıların tahkim şartını ihtiva eden sözleşmeyi onayladıkları, ayrıca iptali istenilen kararın kamu düzenine aykırı olduğu iddiasının da kanıtlanamadığı, kamu gelirlerini azaltıcı sonuç doğuracak yönde hüküm kurulmasının tek başına kamu düzenine aykırılık sonucunu doğurmadığı, tahkim kararının iptali koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, Uluslararası Tahkim Mahkemesi tarafından verilen kararın iptali istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı taraf kendilerinin tahkim şartı ile bağlı olmadıklarını ileri sürmüştür.
4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 15. maddesinde, bu Kanuna tabi hakem kararlarının iptali koşulları düzenlenmiş ve bu kapsamda, hakem kurulunun yetkisiz olduğu bir hususta karar vermesi iptal nedeni olarak öngörülmüştür. Aynı Kanun’un 4. maddesinde de tahkim anlaşmasının yazılı şekilde yapılması gerektiği hüküm altına alınmış bulunmaktadır.
Somut olayda, davacılar tahkim anlaşmasının tarafı değillerdir. Esasen bu husus, mahkemenin de kabulünde olup davacıların, tahkim şartını içeren imtiyaz sözleşmesinin lehdarı olmaları ve bu sözleşmeyi onaylamaları nedeniyle tahkim şartı ile bağlı oldukları sonucuna varılmıştır. Ancak, söz konusu sözleşme davacılar tarafından onaylanmadığı gibi kural olarak tahkim anlaşmasına taraf olmayan kişilere karşı tahkimde dava açılması da mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemenin sırf tahkim şartını içeren sözleşmede lehlerine bir takım hükümler konulduğu için sözleşmeye taraf olmayan davacıların da tahkim anlaşmasına taraf oldukları yönündeki kabulü yerinde değildir.
Öte yandan, söz konusu imtiyaz sözleşmesinin üçüncü kişi yararına sözleşme olarak nitelendirilmesi halinde dahi lehine sözleşme düzenlenen kişi, tahkim sözleşmesinin istisnai niteliği ve tahkim anlaşmasına yönelik rızanın, açıkça ya da tereddüte mahal bırakmamak kaydıyla zımni olarak ortaya konulması gerektiği gözetildiğinde tahkim şartının tarafı olarak kabul edilemez (Dr.Emre Esen, Uluslararası Ticari Tahkimde Tahkim Anlaşmasının Üçüncü Kişilere Teşmili, S:224).
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde davacıların, tahkim şartını içeren imtiyaz sözleşmesinin tarafı oldukları ya da söz konusu tahkim şartı ile bağlı bulundukları kabul edilemeyeceğinden mahkemece, yetkili olmadığı bir hususta karar vermesi nedeniyle tahkim mahkemesi tarafından verilen kararın iptaline hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, 25/06/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 15. maddesi uyarınca açılmış olup hakem kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece dava reddedilmiş, davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Tahkim yargılamasına konu olan imtiyaz sözleşmesinin konusu kamu hizmeti, tarafı ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Anayasamızın 125/1. maddesine 1999 tarihinde eklenen hüküm ile bu nitelikteki sözleşmeler bakımından ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözülebilmesine olanak sağlanmıştır. İptal davasının davacıları da devlet tüzel kişiliğine dahil olup Anayasamızın 8. maddesinde belirtildiği çerçevede yürütmeye yetkili organlar sıfatıyla bu yetkilerine dayanarak sözleşmeyi TC Devleti adına onaylamışlardır. Bu nedenle iptal davasının davacılarının tahkim şartını da içeren imtiyaz sözleşmesinin tarafı olmadıklarını ileri sürmeleri yerinde değildir. Öte yandan, açıklanan husus bakımından davacılar vekilinin temyiz talebi de yoktur.
Tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi görüşümde olduğumdan Daire çoğunluğunun bozma görüşüne katılamıyorum.