DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/20 E. , 2022/20 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/20
Karar No : 2022/20
BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI ARASINDAKİ AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİ HAKKINDA KARAR
Ankara Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 28/01/2022 tarih ve E:2022/18, K:2022/18 sayılı kararıyla;
… vekili Av. … tarafından, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin 07/10/2021 tarih ve E:2021/2010, K:2021/1800 sayılı kararı ve Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin 01/04/2021 tarih ve E:2020/948, K:2021/298 sayılı kararları arasındaki aykırılığın giderilmesinin istenmesi nedeniyle,
“Aykırılığın, dava konusu işlemin iptali yolundaki idare mahkamesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesi kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği” görüşüyle, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un 3/C maddesinin 5. fıkrası uyarınca karar verilmesi için dosyanın Danıştaya gönderilmesi üzerine,
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkimi …’ın açıklamaları dinlendikten sonra konu ile ilgili kararlar ve yasal düzenlemeler incelenerek gereği görüşüldü:
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’a 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanun ile eklenen 3/C maddesinin 4. fıkrasının (c) bendinde, “Benzer olaylarda, bölge idare mahkemesi dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında veya farklı bölge idare mahkemeleri dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık bulunması hâlinde; resen veya ilgili bölge idare mahkemesi dairelerinin ya da istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların bu aykırılığın veya uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, istemin uygun görülmesi hâlinde kendi görüşlerini de ekleyerek Danıştaydan bu konuda karar verilmesini istemek” bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun görevleri arasında sayılmış; aynı maddenin 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile değişik 5. fıkrasında ise, 4. fıkranın (c) bendine göre yapılacak istemlerin, konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kuruluna iletileceği; ilgili dava daireleri kurulunca üç ay içinde karar verileceği; aykırılık veya uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak bu fıkra uyarınca verilen kararların kesin olduğu kurala bağlanmıştır.
Anılan maddenin gerekçesinde de, bölge idare mahkemesi dairelerinin benzer konularda birbiriyle çelişen kararlar vermesini önlemek amacıyla bu tür kararların Danıştay Başkanlığına gönderilmesinin sağlanması konusunda bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun görevlendirildiği belirtilmiştir.
Bu kapsamda, yukarıda yer verilen Kanun metni ve gerekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, aykırılığın giderilmesi müessesesinden beklenen amacın, benzer olaylarda, aynı veya farklı bölge idare mahkemeleri dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında süregelen aykırılıkların giderilmesi suretiyle kararlardaki hukukî istikrarın sağlanması olduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca, 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun “İdari ve vergi dava daireleri kurullarının görevleri” başlıklı 38. maddesinde ise; “1. İdari Dava Daireleri Kurulu;
a) İdare mahkemelerinden verilen ısrar kararlarını,
b) İdari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları, Temyizen inceler.
2. Vergi Dava Daireleri Kurulu;
a) Vergi mahkemelerinden verilen ısrar kararlarını,
b) Vergi dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları, Temyizen inceler.” hükmü yer almaktadır.
2576 sayılı Kanun’un 3/C maddesi uyarınca, aykırılığın giderilmesi talep edilen dosyalar konularına göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulu tarafından görüşülerek karara bağlanmaktadır. 2575 sayılı Kanun’un 38. maddesi ile 2576 sayılı Kanun’un 3/C maddesi birlikte yorumlandığında; vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerle ilgili Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairelerinin benzer konuya ilişkin verdiği farklı kararlar arasındaki aykırılığın giderilmesi isteminin, Vergi Dava Daireleri Kurulu tarafından görüşülerek karara bağlanması gerektiği; vergi dışında kalan idari uyuşmazlıklar ile ilgili Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairelerinin benzer konuya ilişkin verdiği farklı kararlar arasındaki aykırılığın giderilmesi isteminin ise, İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından görüşülerek karara bağlanması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Aralarında aykırılık bulunduğu ileri sürülen kararlar, olağanüstü hal tedbirleri kapsamında kamu görevinden çıkarılıp daha sonra görevine iade edilen personelin kanun gereği ödenen mali hakları hesaplanırken asgarî geçim indiriminin dikkate alınmaması hususundan kaynaklanmaktadır.
Aykırılığın giderilmesi istemine konu kararlara bakıldığında; Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğünde servis şefi olarak çalışmakta iken 675 sayılı Ohal KHK’sı ile kamu görevinden ihraç edilen ve Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun kararı üzerine görevine dönen ilgili tarafından, görevde olmadığı tarihler arasındaki 22 aylık süre için maaş ödenirken asgari geçim indirim tutarı dikkate alınmadan ödeme yapıldığı iddialarıyla idareye yaptığı başvurunun zımnen reddi üzerine anılan işlemin iptali ile eksik ödenen asgari geçim indirimi tutarının idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle Zonguldak İdare Mahkemesinde dava açılmış; yargılama sonucunda Zonguldak İdare Mahkemesinin 23/03/2021 tarih ve E:2020/1017, K:2021/295 sayılı kararı ile işlemin iptali ile açıkta kalınan dönemde elde edilecek gelir üzerinden her bir yıla ilişkin hesaplanacak asgari geçim indiriminin idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir. İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusu, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin 07/10/2021 tarih ve E:2021/2010; K:2021/1800 sayılı kararıyla, İdare Mahkemesi kararı usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek kesin olarak reddedilmiştir. Benzer konuda başka bir davacı tarafından Zonguldak Vergi Mahkemesinde açılan davada ise; uyuşmazlığın vergi mahkemelerinin görev alanında bulunduğu kabul edilerek Zonguldak Vergi Mahkemesinin 14/07/2020 tarih ve E:2020/535, K:2020/446 sayılı kararıyla, idari davaya konu olabilecek bir işlem bulunmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiş ve anılan karara ilişkin yapılan istinaf başvurusu da, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1.Vergi Dava Dairesinin 01/04/2021 tarih ve E:2020/948, K:2021/298 sayılı kararı ile kesin olarak reddedilmiştir.
Özetlenecek olursa; benzer nitelikteki iki davada, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesince idare mahkemelerinin; 1. Vergi Dava Dairesince de vergi mahkemelerinin görevli olduğunun kabulüyle verilen kararlar arasında bu yüzden aykırılık bulunduğu nedeniyle aykırılığın giderilmesi istenilmiştir.
Yukarıda belirtilen yasa hükümleri ve yapılan açıklamalar karşısında; benzer olaylarda, aynı veya farklı bölge idare mahkemesi dava dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında aykırılığın oluşması durumunda, 2576 sayılı Kanun’un 3/C maddesi uyarınca yapılacak aykırılığın giderilmesi istemlerinin, konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kuruluna iletilmesi gerektiği ve bu konuda ancak ilgili dava daireleri kurulunca karar verilebileceği açıktır. Bu durumda, aykırılığın giderilmesi talep edilen kararlardan birisinin bölge idare mahkemesi vergi dava dairesine; diğer kararın ise, bölge idare mahkemesi idari dava dairesine ait olduğu anlaşıldığından, anılan kararların 2576 sayılı Kanun’un 3/C maddesi kapsamında aykırılığın giderilmesi talebine konu olmasının mümkün bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle; aykırılığın giderilmesi isteminin REDDİNE, kesin olarak 27/04/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’a 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanun ile eklenen 3/C maddesinin 4. fıkrasının (c) bendinde, “Benzer olaylarda, bölge idare mahkemesi dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında veya farklı bölge idare mahkemeleri dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık bulunması hâlinde; resen veya ilgili bölge idare mahkemesi dairelerinin ya da istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların bu aykırılığın veya uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, istemin uygun görülmesi hâlinde kendi görüşlerini de ekleyerek Danıştaydan bu konuda karar verilmesini istemek” bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun görevleri arasında sayılmış; aynı maddenin 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile değişik 5. fıkrasında ise, 4. fıkranın (c) bendine göre yapılacak istemlerin, konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kuruluna iletileceği; ilgili dava daireleri kurulunca üç ay içinde karar verileceği; aykırılık veya uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak bu fıkra uyarınca verilen kararların kesin olduğu kurala bağlanmıştır.
Asgari geçim indirimi (AGİ), 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun (7349 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle yürürlükten kaldırılan) 32.maddesinde düzenlenmekteydi. Anılan maddenin ikinci fıkrasında, “Asgarî geçim indirimi; ücretin elde edildiği takvim yılı başında geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgarî ücretin yıllık brüt tutarının; mükellefin kendisi için % 50’si, çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eşi için % 10’u, çocukların her biri için ayrı ayrı olmak üzere; ilk iki çocuk için % 7,5, üçüncü çocuk için %10, diğer çocuklar için % 5’idir. Gelirin kısmî döneme ait olması halinde, ay kesirleri tam ay sayılmak suretiyle bu süreye isabet eden indirim tutarları esas alınır. Asgarî geçim indirimi, bu fıkraya göre belirlenen tutar ile 103 üncü maddedeki gelir vergisi tarifesinin birinci gelir dilimine uygulanan oranın çarpılmasıyla bulunan tutarın, hesaplanan vergiden mahsup edilmesi suretiyle uygulanır. Mahsup edilecek kısmın fazla olması halinde iade yapılmaz.” hükmü yer almaktaydı.
Yasal düzenlemeden de anlaşılacağı üzere asgari geçim indirimi, ücretli çalışan kişilerin kazançlarından,193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun ücretlerin vergilendirilmesine ilişkin hükümlerine göre hesaplanan gelir vergisinden, aynı Kanun’un yukarıda metni verilen 32.maddesine göre hesaplanan tutarın indirilmesi suretiyle vergi yükünün azaltılmasını amaçlamaktadır. Dolayısıyla asgari geçimi indirimi, ücreti oluşturan bir unsur değil, Gelir Vergisi Kanunu’nun 2.maddesinde sayılan gelirin unsurlarına (1. Ticarî kazançlar, 2. Ziraî kazançlar, 3. Ücretler, 4. Serbest meslek kazançları, 5. Gayrimenkul sermaye iratları, 6.Menkul sermaye iratları, 7. Diğer kazanç ve iratlar.) aynı Kanun’un çeşitli maddelerinde sağlanan vergi indirimleri gibi bir vergi indirimi niteliğindedir. Nitekim, 193 sayılı Kanun’un 23. maddesinin birinci fıkrasına, 7349 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle eklenen 18.bent hükmüyle, “Hizmet erbabının, ödemenin yapıldığı ayda geçerli olan asgari ücretin aylık brüt tutarından işçi sosyal güvenlik kurumu primi ve işsizlik sigorta primi düşüldükten sonra kalan tutarına isabet eden ücretler” gelir vergisi istisnası kapsamına alınmasıyla, aynı Kanun’un 3. maddesiyle, Gelir Vergisi Kanunu’nun asgari geçim indirimini düzenleyen 32.maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
Öte yandan, asgari geçim indirimi ile ilgili uyuşmazlıkların çözümünde, gerek maddi gerekse şekli vergi hukuku ilkeleri ile buna ilişkin vergi kanunlarının hükümlerinin uygulanacağında da kuşku yoktur.
Tüm bu hususlar dikkate alındığında, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun mülga 32. maddesinde düzenlenen ve yalnızca ücretlere uygulanan, ancak diğer gelir unsurlarına uygulananlardan farkı bulunmayan vergi indirimi niteliğinde bulunan asgari geçim indirimi ile ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde vergi mahkemelerinin görevli olduğu sonucuna varıldığından kararlar arasındaki içtihat aykırılığının da, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu tarafından çözümlenmesi gerekmektedir.
Nitekim, Ankara Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulu kararında da; aralarında aykırılık bulunduğu ileri sürülen kararlardan birinin idare dava dairesine, diğerinin vergi dava dairesine ait olması nedeniyle başvurunun kabulü halinde hangi merciye iletileceği konusunda bir belirsizlik bulunduğu ve bu belirsizliğin ancak Danıştay tarafından giderilebileceği, Başkanlar Kurulunca bu konuda bir karar verilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiş; dosya, Ankara Bölge 7. İdari Dava Dairesi tarafından doğrudan Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna gönderilmiştir.
Bu itibarla, vergi indirimi niteliği taşıyan “asgari geçim indirimi” ile ilgili hususlar vergi mahkemelerinin görev alanına girdiğinden, idare ve vergi mahkemesi kararları arasındaki aykırılığın Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu tarafından giderilmesi gerektiğinden, dosyanın Danıştay Vergi Dava Daireleri Kuruluna gönderilmesi gerektiği görüşüyle, çoğunluk kararına katılmıyorum.