Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2014/13222 E. 2015/10866 K. 07.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13222
KARAR NO : 2015/10866
KARAR TARİHİ : 07.10.2015

MAHKEMESİ : Afyonkarahisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 17/06/2014
NUMARASI : 2011/228-2014/395

Davacı S.. Ç.. vekili Avukat Ömer tarafından, davalılar H.. B.. ve diğeri aleyhine 12/07/2011 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17/06/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalı H.. B.. vekili tarafından istenilmekle dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Davalı H.. B.., tazminat davası sona ermeden önce ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararı ile 20 yıl hapis cezasına mahkum olmakla yasal kısıtlılık altına girmiştir. Türk Borçlar Kanunu’nun 43. ve 513. maddeleri hükümlerine göre aksi sözleşmeden veya işin niteliğinden anlaşılmadıkça vekalet, gerek vekilin gerekse müvekkilin ehliyetinin ortadan kalkması ile son bulur. Böylece avukatının ceza kararının kesinleşmesinden itibaren davalı yasal kısıtlıyı temsil hakkı kalmamıştır. Bu nedenle davalı yasal kısıtlı H.. B..’e Türk Medeni Kanunu’nun 407. maddesi uyarınca bir vasi tayin edilip edilmediği, Türk Medeni Kanunu’nun 471. maddesi uyarınca “Özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkumiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis halinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.” hükmü uyarınca şartla tahliye olup olmadığı araştırılmalı, kısıtlılık halinin devam ettiğinin belirlenmesi durumunda bir vasi tayin edilmemişse öncelikle bu eksiklik tamamlattırılmalı ve sonra kararı davalı H.. B.. adına temyiz eden avukat Emre vasiden alacağı vekaletnameyi ibraz etmesi istenilmelidir. Vekaletname verilmezse, mahkeme ilamı vasiye “kanuni süre içinde vasinin mahkeme hükmünü ayrıca temyiz edebileceği, bu süre içinde temyiz hakkının kullanmadığı takdirde yetkisiz vekil tarafından yapılan temyize icazet (onay) vermiş sayılacağı; temyizi kabul etmiyorsa bunu açıkça bildirmesi gerektiği” kaydını içerir biçimde tebligat çıkarılmalı ve sonucuna göre işlem yapılmalıdır.
2- Davalılardan R.. G..’nün ceza mahkemesinin kesinleşen kararı ile 20 yıl hapis cezasına mahkum olduğu anlaşılmaktadır. Türk Borçlar Kanunu’nun 43. ve 513. maddeleri hükümlerine göre aksi sözleşmeden veya işin niteliğinden anlaşılmadıkça vekalet, gerek vekilin gerekse müvekkilin ehliyetinin ortadan kalkması ile son bulur. Böylece avukatının ceza kararının kesinleşmesinden itibaren davalı yasal kısıtlıyı temsil hakkı kalmadığından mahkeme kararı ve temyiz dilekçesinin Ahmet İhsan Türk’e tebliği geçersizdir. Türk Medeni Kanunu’nun 407. maddesi uyarınca davalı R.. G.. yasal kısıtlılık altına girmiş bulunduğundan kendisine bir vasi atanması gerekir. Mahkemece adı geçen davalıya bir vasi atanıp atanmadığı araştırılarak, gerekçeli karar ile temyiz dilekçesinin vasiye hükmü kısıtlı adına temyiz edebileceği açıklamasını içerir şekilde tebliğ edilmeli, tebliğden sonra yasal temyiz süresinin geçmesi beklenilmelidir. Şayet, adı geçen davalıya bir vasi atanmamış ise; öncelikle vasi atanması konusunda ihbarda bulunularak anılan eksiklik tamamlanmalıdır.
SONUÇ: Dosyanın temyiz incelemesi yapılabilmesi için yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde belirtilen eksiklikler giderildikten sonra gönderilmek üzere, mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE 07/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.