Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/3981 E. 2015/6632 K. 08.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3981
KARAR NO : 2015/6632
KARAR TARİHİ : 08.05.2015

MAHKEMESİ : KONYA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/12/2014
NUMARASI : 2014/587-2014/679

Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/12/2014 tarih ve 2014/587-2014/679 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Almanya Köln Eyalet Mahkemesi tarafından verilen 04.09.2012 tarih ve 22 O588/11 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın tanınmasına ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, resmi yoldan davalı şirkete yapılan karar tebliği geçerli sayılmayarak önceden davalıya posta yoluyla yapılan tebligat dikkate alınarak süresinde karara itiraz edilmediğinden bahisle davalı şirketin karara itirazı reddedildiğinden, davalının savunma hakkının kısıtlandığı, bu durumun genel usul uygulaması doğrultusunda diğer davalı için de geçerli olduğu, resmi yoldan yapılan karar tebliği ile ilgili olarak MÖHUK’un 50. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar vermiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, yabancı mahkeme ilamının tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı şirket vekilinin yabancı mahkeme kararına karşı itirazlarının reddine dair sunduğu kararlar nedeniyle davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoksa da, söz konusu kararlar yalnızca davalı şirketin başvurusu üzerine verilmiş olup, davalı H.. B.. yönünden verilmiş bir karar bulunmadığına göre, tenfizi istenen kararın davalı H.. B..’a Adalet Bakanlığı kanalıyla 13.08.2012 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu ve kararda da 21.08.2014 tarihli kesinleşme şerhi bulunduğu gözetilerek, davalı H.. B.. yönünden kararın kesinleşmiş olması nedeniyle bu davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, genel usul uygulaması nedeniyle davalı H.. B.. tarafından da yapılması muhtemel itirazın da aynı gerekçeyle reddedileceği gerekçesiyle bu davalı açısından da davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.