Danıştay Kararı 10. Daire 2021/6000 E. 2022/2386 K. 26.04.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/6000 E.  ,  2022/2386 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/6000
Karar No : 2022/2386

DAVACI : …
DAVALI : …
DAVANIN_KONUSU : 02/09/2012 tarih ve 28399 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin 8. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin iptali istenilmektedir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra dosya incelendi, gereği görüşüldü.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Dilekçeler üzerine ilk inceleme” başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; “İlk inceleme üzerine verilecek karar” başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde de davacının, dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 14. maddesinde, kısıtlıların fiil ehliyetinin bulunmadığı; 16. maddesinde, kısıtlıların, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremeyecekleri; 407. maddesinde, bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkum olan her erginin kısıtlanacağı, cezayı yerine getirmekle görevli makamın, böyle bir hükümlünün cezasını çekmeye başladığını, kendisine vasi atanmak üzere hemen yetkili vesayet makamına bildirmekle yükümlü olduğu; 413. maddesinde, vesayet makamının, bu görevi yapabilecek yetenekte olan bir ergini vasi olarak atayacağı; 462. maddesinin 8. fıkrasında, vasinin dava açabilmesi için vesayet makamının izni gerektiği; 471. maddesinde ise, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkumiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayetin, hapis halinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağı hüküm altına alınmıştır.
Aktarılan yasal düzenlemelere göre bir yıl veya daha fazla süreli hapis cezasına mahkum olanların cezalarını çekmeye başlamaları üzerine, hükmü icra ile görevli idarenin durumu sulh hukuk mahkemesine hemen ihbar ederek vasi atanmasını sağlamakla yükümlü olduğu, kısıtlının, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davalar dışındaki davaları vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesinin izni ile vasisi veya vasinin tayin edeceği vekili aracılığıyla açabileceği kuşkusuzdur.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı … ‘in … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla 3 yıl hapis cezası ile mahkum edildiği ve anılan cezanın 13/01/2021 tarihinde kesinleşerek infazına başlanıldığı, bir yıldan uzun süreli hapis cezasıyla hükümlü olan davacı tarafından açılan davanın, mevzuat uyarınca vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesinden izin alınarak vasi tarafından veya davacının vasisinin tayin ettiği vekili tarafından açılmadığı, … Sulh Hukuk Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile davacıya … ‘in vasi olarak tayin edildiği, bunun üzerine Dairemizin 11/10/2021 tarih ve E:2021/6000 sayılı kararı ile kendisinin veya tayin edeceği vekilin davayı takip edip etmeyeceğinin vasi … ‘e sorulduğu, dava takip edilecek ise davacı adına dava açabileceğini gösteren sulh hukuk mahkemesinden alınmış izin belgesinin ve dava vekil ile takip edilecekse usûlüne uygun bir şekilde düzenlenmiş vekâletnamenin vasiden istenildiği, bu kararın 09/12/2021 tarihinde anılan kişiye tebliğ edildiği; ancak bir cevap verilmediği, ardından Dairemizin 17/01/2022 tarih ve E:2021/6000 sayılı ara kararı ile davayı takip etme iradesinin vasiye ikinci kez sorulduğu, bu ara kararının da vasi … ‘e 05/03/2022 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen verilen süre içerisinde anılan kişi tarafından sulh hukuk mahkemesinden izin alınarak davanın takip edileceği yönünde bir başvuru yapılmadığı gibi ara kararımıza karşılık herhangi bir beyanda da bulunulmadığı görüldüğünden, davacının yasal vasisi konumunda bulunan … ‘in görülmekte olan uyuşmazlığı takip iradesinin bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, vesayet makamından alınmış izin ile dava açma ehliyetinden yoksun olan davacının vasisi tarafından takip edilmeyen davada objektif ehliyet koşulunun sağlanamadığı anlaşıldığından, davanın ehliyet yönünden reddedilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davanın, 2577 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE, bu kararın tebliğini izleyen 30 (otuz gün) içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyizen başvurulabileceğinin duyurulmasına, kararın bir örneğinin hükümlü … ‘e 7201 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca tebliğini teminen … Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna gönderilmesine, 26/04/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.