Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/15148 E. 2015/6431 K. 06.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15148
KARAR NO : 2015/6431
KARAR TARİHİ : 06.05.2015

MAHKEMESİ : İSTANBUL 3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/12/2013
NUMARASI : 2011/134-2013/283

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/12/2013 gün ve 2011/134-2013/283 sayılı kararı onayan Daire’nin 30.06.2014 gün ve 2014/5822-2014/12431 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardan bu yana Türkiye’de kalorifer radyatörü üretimi alanında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, satışa arzettiği her bir radyatörü bizzat kendisinin tasarlayıp ürettiğini ve tasarımlarına uygun çeşitli markalar altında satışa sunduğunu, bu kapsamda müvekkilinin radyatör emtiası bakımından “C. by korle” ibareli markasının TPE nezdinde 2005/06702 sayı ile tescilli olduğunu, bu kapsamda davalıya ait “C.” markasının 556 Sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi gereğince tescil edilemeyeceğini, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu ileri sürerek davalı adına 2005/43710 sayı ile tescil edilen “C.” ibareli markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 30.06.2014 günlü ilamıyla onanmıştır.
Davacı vekili, bu kez, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, 556 Sayılı KHK’nın 8/1-b maddesine dayalı marka hükümsüzlüğüne ilişkin olup, davacı tescilli “C. by k.” ibareli markası ile aynı sınıfta tescilli olan “C.” ibareli davalı markasının iltibasa neden olacak şekilde benzer olduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise 556 Sayılı KHK’nın 8/3. maddesi gereğince “C.” ibaresi üzerindeki öncelikli hak sahibinin kendilerinin olduğunu, anlan ibareyi kendilerinin ihdas ettiklerini, davacı ile aralarında ticari ilişki bulunduğunu, markanın gerçek hak sahibinin kendileri olduğunun davacı tarafından da bilindiğini savunmuş, bu savunmasına esas olarak da taraflar arasında geçen e-mail çıktılarını delil olarak sunmuştur. Davacı taraf cevaba cevabında, davalının bu savunmalarının aynı marka nedeniyle Ankara 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2008/47 esas sayılı dosyasında işbu davanın davacısı aleyhine açtığı marka hükümsüzlüğü davasında yerinde olmadığının tespit ediliğini ve bu nedenle davanın reddedildiğini, yine aynı iddialarla açtıkları İstanbul Anadolu Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2012/240 esasına kayıtlı marka hükümsüzlüğü davasının da Ankara 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2008/47 esas sayılı dosyasında verilen kararın kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle reddine karar verildiğini ileri sürmüş, anılan mahkeme kararlarının örneklerini dosyaya sunmuştur. Mahkemece, davacının cevaba cevap dilekçesinde ileri sürdüğü mahkeme kararları hiç değerlendirilmeden dava konusu “C.” ibaresinin, 556 Sayılı KHK’nın 8/3. maddesi gereğince gerçek hak sahibinin davalı A.. L.. olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Ankara 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2008/47 esas 2009/153 karar sayılı ilamının incelenmesinde; davacıların A.Uk. Ltd. ve Pıtacs Ltd. davalının K.. K.., davanın TPE YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğüne ilişkin olduğu, davacıların “C.” ibaresi üzerindeki gerçek hak sahibinin kendileri olduğunu, davalının aralarındaki ticari ilişkiden ötürü markanın kendilerine ait olduğunu bildiği halde kötüniyetli olarak “C. by Korle “ibaresini marka olarak tescil ettirdiğini, markanın başvuru aşamasında yaptıkları bu itirazlarının TPE YİDK tarafından reddedildiğini ileri sürerek TPE YİDK kararının iptalini ve markanın hükümsüzlüğünü talep ettiği anlaşılmaktadır. Yapılan yargılama sonucunda mahkemece, davacıların, davalı markasının başvuru tarihinden önce, dava konusu“ C.” ibaresini Türkiye’de markasal olarak kullandığına dair delil bulunmadığı, sunulan delillerin davacıların anılan markayı İngiltere’de kullandığına ilişkin olduğu, taraflar arasında yapılan internet haberleşmelerinden de “C.” ibaresinin davalı tarafından ihdas edildiğinin anlaşıldığı, bu nedenlerle davacıların 556 Sayılı KHK’nın 8/3 maddesi gereğince “C.” ibaresi üzerinde bir hakları olmadığı ve davalının anılan ibareyi marka olarak tescilinde kötüniyetli olmadığı gerekçesiyle marka hükümsüzlüğü davasının esastan YİDK kararının iptali davasının davacı A. LTD yönünden esastan, diğer davacı yönünden ise usulden reddine karar verilmiş, karar, tarafların temyiz etmemesi üzerine 15.09.2009 tarihinde kesinleşmiştir. İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2012/240 esas 2013/84 karar sayılı ilamının incelenmesinde; davacıların yine A.. L.. ve Pıtacs Ltd, davalının K.. K.. olduğu, davacıların yukarıda bahsi geçen Ankara 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nde açtıkları hükümsüzlük davasında ileri sürdükleri aynı iddialarla davalı adına tescilli bulunan “C.by K.” markasının hükümsüzlüğünü talep ettikleri, mahkemece Ankara 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2008/47 esas sayılı dava dosyasında verilen kararın kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davalı işbu davada da, yukarıda ayrıntılı olarak bahsedilen dava dosyalarına konu “C.” ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu ve davalının bu durumunu bildiğini savunmuş, mahkemece de bu savunmaya itibar edilerek davanın reddine karar verilmişse de, tarafları aynı olan Ankara 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nde yapılan yargılamada dava konusu ibare üzerindeki gerçek hak sahipliğinin K.. K..’ye ait olduğu, anılan ibarenin K.. K.. tarafından ihdas edildiği belirlenmiş ve buna ilişkin mahkeme kararı kesinleşmiştir. Bu itibarla, mahkemece davalının dava konusu “C.” ibaresi üzerinde 556 Sayılı KHK’ nın 8/3. maddesine dayalı bir hakkı olmadığı, anılan ibarenin davacı tarafından ihdas edildiği yönünde kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin onama ilamının kaldırılarak mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü Dairemizin 30.06.2014 gün, 2014/5822 esas 2014/12431 karar sayılı onama ilamının kaldırılarak mahkeme kararının BOZULMASINA, ödedikleri temyiz, peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 06/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.